"Avukata Müdahale Hukuka ve Geleceğe Saldırıdır"
Zonguldak Barosu'ndan Sert Tepki:
Zonguldak Barosu, bugün TBMM'de zeytinlik alanların madencilik faaliyetlerine açılmasını öngören yasa teklifi görüşmeleri sırasında sürüklenerek dışarı çıkarılan avukat Yakup Okumuşoğlu için bir açıklama yayımladı.
Barodan yapılan açıklamada, avukat Yakup Okumuşoğlu'nun, meclis koruma birimi tarafından sürüklenerek dışarı çıkarılmasına dair, "Bu müdahale yalnızca bir kişiye yönelik değildir; bu müdahale, anayasal haklarını kullanan yurttaşlar adına konuşan savunma mesleğine, çevre hukukuna ve kamu yararı ilkesine doğrudan bir saldırıdır" sözleriyle tepki gösterildi.
Zonguldak Barosu’ndan yapılan yazılı açıklama şöyle:
"19.06.2025 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşülmekte olan ve yalnızca zeytinlikleri değil, aynı zamanda meraları, ormanları, tarım alanlarını ve tüm çevresel denetim mekanizmalarını hedef alan torba yasa teklifine ilişkin toplantıya katılmak isteyen Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi avukat meslektaşlarımız, toplantıya alınmadıkları gibi Meclis koruma birimi tarafından fiziki ve sözlü müdahaleye uğramışlardır.
Zonguldak Barosu'na kayıtlı avukat Yakup Şekip Okumuşoğlu, yaşanan arbede sırasında güvenlik görevlilerince sertçe itilerek yere düşürülmüş, ardından yerde sürüklenmiştir. Bu müdahale yalnızca bir kişiye yönelik değildir; bu müdahale, anayasal haklarını kullanan yurttaşlar adına konuşan savunma mesleğine, çevre hukukuna ve kamu yararı ilkesine doğrudan bir saldırıdır.
Söz konusu torba yasa, sadece 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu'nu değil, aynı zamanda 2872 sayılı Çevre Kanunu, 6831 sayılı Orman Kanunu, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, 4342 sayılı Mera Kanunu ve 3194 sayılı İmar Kanunu gibi temel yasalarda geri dönülmez değişiklikler öngörmektedir. Bu değişiklikler; çevresel etki değerlendirmesi, kamu denetimi, plan onayı ve bilimsel görüş süreçlerini ortadan kaldırmakta; "stratejik ve kritik yatırım" gerekçesiyle çevrenin tamamen yatırımlara tahsis edilebileceği bir "süper izin rejimi" yaratmaktadır.
Avukatların ve hukukçuların bu sürece müdahil olması, yalnızca bir mesleki görev değil; halk adına anayasal bir sorumluluktur. Çünkü bu yasa, yalnızca doğayı değil; halkın sağlık hakkını, mülkiyet hakkını, gıda güvenliğini, kültürel varlıklarını ve yaşanabilir bir çevrede yaşam hakkını doğrudan tehdit etmektedir.
Meclisin, halk adına yasama yetkisini kullandığı bir ortamda; halk adına konuşan, eleştiren ve katkı sunmak isteyen hukukçuların dışlanması ve zor kullanılarak susturulması; yalnızca demokratik sürecin değil, hukuk devletinin de askıya alınması anlamına gelir.
Bu nedenle, Meclis çatısı altında yaşanan bu kabul edilemez müdahaleyi en güçlü şekilde kınıyoruz. Yaşam alanlarını, doğayı ve halkın ortak geleceğini savunmaktan asla geri durmayacağımızı kamuoyuna ilan ediyoruz.
Çünkü bu sadece bir yasa teklifi değil; bir gelecek tasarımımızdır. Çünkü bu yalnızca bir yasa teklifi değil; hepimizin toprağına, suyuna, ormanına ve geleceğine ilişkin bir karardır. Ve biz, bu geleceğin sessizce yok edilmesine izin vermeyecek olanlarız."