"Barış, Adalet ve Eşitlik Demektir"
Zonguldak Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, dünya genelinde devam eden çatışmaların on binlerce insanın yaşamına mal olduğu ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden olduğu vurgulandı.
Zonguldak Demokrasi Platformu'nun açıklaması şöyle:
""1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Barışı, Yaşamı ve İnsan Haklarının Değerini Hep Birlikte Korumalıyız”
Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü. İkinci Dünya Savaşının başladığı gün. İnsanlığa bir daha aynı acıları yaşamamak için barışı savunma çağrısı yapılan gün. Ancak Dünyanın birçok coğrafyasında süren çatışmalar, her yıl on binlerce insanın yaşamını yitirmesine, milyonlarcasının yerinden edilmesine ve temel haklarından mahrum kalmasına yol açmaya devam ediyor. Emperyalist güçler kapitalist üretim ve bölüşüm ilişkilerinin yarattığı krizi dünya genelinde körükledikleri savaş ve saldırganlık politikaları ile aşmaya çalışıyorlar. Buna karşı, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, insanlığın ortak geleceğini tehdit eden savaşlara, işgallere ve şiddet politikalarına sesimizi yükselterek hayır diyoruz.
Bugün dünyaya baktığımızda barıştan çok savaşın ve şiddetin hâkim olduğunu görüyoruz. Ortadoğu’da bitmeyen çatışmalar, İsrail’in Gazze’de tüm dünyanın gözleri önünde sürdürdüğü soykırım başta olmak üzere; Ukrayna’da devam eden savaş, Afrika’da vekalet savaşları ve darbe girişimleri… Savaş tüccarları daha da zenginleşirken, milyonlarca insan yersiz yurtsuz, geleceksiz bırakılıyor. İnsanlık tarihinin en büyük silahlanma bütçeleri onaylanırken, milyonlar açlıkla boğuşuyor.
Türkiye açısından da barışın değeri yakıcı bir gerçekliktir. AKP iktidarı dış politikada “komşularla sıfır sorun” şiarıyla yola çıkmış olsa da bugün bütün komşu ülkelerle sorun yaşıyor. Ortadoğu’daki savaşlarda aktif rol alması, İsrail’in Filistin’i işgalinde sessiz kalıp İsrail’le ticarete devam etmesi Suriye’den Libya’ya kadar askeri müdahalelerde öne çıkması, barıştan çok güç siyasetine işaret ediyor. İçeride ise demokrasi ve özgürlüklerin kısıtlandığı, muhalif seslerin susturulduğu, toplumsal kutuplaşmanın derinleştiği bir dönemdeyiz. Kürt sorununda hâlâ güvenlikçi politikalar dışında bir yol denenmiyor. Sınır ötesinde ise askeri operasyonlar, bölge halklarını daha fazla acıya sürüklüyor. Barış talebini dile getirenler baskı ve yargı tehdidiyle karşı karşıya kalıyor.
Oysa barış, sadece savaşların bitmesi değil; adaletin, eşitliğin, özgürlüğün, insanca yaşam koşullarının varlığı demektir. Barış, emeğin sömürülmediği, çocukların yoksulluk yerine eğitim ve oyunla büyüdüğü, kadınların şiddetten uzak yaşayabildiği, doğanın rant uğruna talan edilmediği bir düzen demektir.
Bugün 1 Eylül’de yapılması gereken, sadece savaşların acısını anmak değil, aynı zamanda barışın gerçek koşullarını haykırmaktır. Barış, iktidarların lütfuyla değil; halkların mücadelesiyle gelecektir.
Barışa dair sözümüz, silah tüccarlarına, savaş kışkırtıcılarına, faşizme ve diktatörlüklere karşı, halkların kardeşliği ve eşitliği için, daha adil, daha özgür bir dünya için, aynı zamanda bir hesap sormadır.
1 Eylül Dünya Barış günü vesilesiyle, tüm halkları ve emekçileri savaş politikalarına karşı ortak mücadeleyi büyütmeye, barışın dilini ve iradesini yaşamın her alanında hâkim kılmaya çağırıyoruz.
Savaşa hayır, barış hemen şimdi."