"Bu üst geçitten kimse geçmek istemez"

Mimarlar Odası eski başkanı Turhan Demirtaş, geçtiğimiz günlerde hizmete açılan üst geçitin asansörsüz olması haliyle hiç bir şey ifade etmeyeceğini belirterek bu haliyle kimsenin kullanmak istemeyeceğini söyledi.

Vatandaşı zorlamayla üstgeçidi kullanmaya çalışmanın yarardan çok zarar getireceğine vurgu yapan Turan Demirtaş’ın açıklaması şöyle: 

“İnsanoğlunun doğasında vardır; gideceği yere en çabuk ve en kolay yoldan, kestirmeden ulaşmak ister.
Bu nedenle üst geçitler, kestirme geçiş yolunu uzatmayacak şekilde konumlandırılır. Böyle yapıldığında, kolaylıkla erişildiğinde halk tarafından rahatlıkla ve isteyerek kullanıldığı görülmüştür.
Yapılan üst geçitlere bu genel tespitler ışığında bakıldığında, bunlara uymadığı, uyulmadığı açık görülünce, yapma amacının ne olduğu da anlaşılamıyor.
Bu şekildeki üst geçitten kimse isteyerek geçmek istemez.
Açıldığı gün, yürüyenleri üst geçide yönlendirmek, zorlamak için fiziki engellerle geçişleri kapattılar ama halk yine de oraya gitmedi, engelleri kaldırmak zorunda kaldılar.
Bu üst geçidi yapan ve bu haliyle kullanıma açanlar; “yürüyen merdivenleri ve de asansörleri olmadan buradan kimse geçmez” diyenlere karşı direndiklerine göre, çeşitli zorlamalar, polisiye tedbirler gündeme getirebilirler. Ya da, üst geçit istediniz biz de bunu yaptık, geçersiniz - geçmezseniz siz bilirsiniz de diyebilirler.
“SORMAK GEREKİR… ENGELLİLER, YAŞLILAR NASIL KULLANACAKLAR?”
Yürüyen merdiveni ve de asansörü olmayan üst geçidi açan Karayolculara sormak gerekir; bariyerleri çektiniz, geçişleri kapattınız, engelliler, yaşlılar burayı nasıl kullanacaklar. Bariyerleri koyarken herhalde bunları da düşünmüşsünüzdür. Biz aradık bulamadık. Söyleseniz de engelliler ve yaşlılar o şekilde kullansınlar.
Ayrıca, üst geçidin dere tarafına inen merdivenden çevre yoluna iniliyor. Oradan yine başka bir merdivenle tretuvara çıkılıyor. Doğrusu, geçitten DSİ nin yaptığı dere tarafındaki camlı tretuvara inilmesiydi. Üst geçidi projelendiren ve yapan Karayolları ile dere ıslahını projelendiren ve yapan
DSİ nin birlikte çalışmaması, uyum sağlamaması bu ucube yapılaşmayı ortaya çıkardı.

“ZONGULDAK’I BİLMEYENLERİN PROJELERİ, YARARDAN FAZLA SIKINTI YARATIYOR”
Her ortamda söylüyoruz; Zonguldak’ta yaşamayan, Zonguldak’ı bilmeyenlerin, kent insanıyla paylaşmadıkları projeleri yarardan fazla sıkıntı yaratıyor. Örnek DSİ nin dere ıslahı, dere üstü yaya köprüleri, Karayollarının trafik çözümleri ve yaya üst geçiyleri.
Zonguldaklılar yapılanları ancak iş yapılıp bittikten sonra görebiliyor. O zaman da iş işten geçmiş olduğundan, şikayetçi olmanın, sızlanmanın dışında kimsenin elinden bir şey gelmiyor.
Halbuki, kentlilerin yaşamını, kentli haklarını ilgilendiren bu tür projeler kapalı kapılar ardında değil de, şeffaflıkla, paylaşarak ortak akılla hazırlansa sorunlar çok daha akılcı ve uygun çözülür.
 

“ŞEFFAFLIK İLKESİNİ, PAYLAŞMAYI BELEDİYELERİMİZDE DE GÖREMİYORUZ”
Ne acıdır ki, şeffaflık ilkesini, paylaşmayı, ortak akıl arama anlayışını ve uygulamasını belediyelerimizde de göremiyoruz.
Yapılmak isteneni yapmadan önce halkla paylaşmaktan, birlikte ortak aklı aramaktan, şeffaflıktan neden korkuluyor?
Atalarımız, “her toplum layık olduğu şekilde yönetilir” demişler.
O nedenle; hiç kimseye kızmayalım, önce kendimizi sorgulayalım. Biz nerede hata yaptık?”