ÇİLİNGİR HAYRULLAH TOPUZ
Yaşayan İnsan Hazineleri...
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi tarafından yayımlanan “Zonguldak Yöresinde yaşayan insan hazineleri” isimli kitabın editörü Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi İnsan Bilimleri Fk. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Dr. Hasan Özer’dir.
Kitapta yer alan tüm fotoğraflar, Zonguldak Fotoğraf Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve fotoğrafçı, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Öğretim Görevlisi İ. Kerem Öztürk tarafından çekilmiştir.
Özgür Halkın Sesi, insana kıymet, kitaba emek veren akademisyenlerden izin alarak her gün ne insan hikayesini sizlerle paylaşacak.
İşte yeni hikayemiz:
HAYRULLAH TOPUZ
Çilingir Hayrullah Topuz Bey, 1955 yılında Zonguldak’ta dünyaya gelir. 1972 yılında Türkiye Taş Kömürleri İşletmesine isçi olarak girer. Eskiden kalifiye eleman olmadığı için işletme; ihtiyacı olan meslek erbaplarını Çıraklık Eğitim Merkezi adı altında açtığı kurslarda yetiştirir. Hayrullah Bey de bu merkezde torna tesviye kurslarına iki yıl devam eder Kurs bitiminde, yetiştirildiği kurs doğrultusunda işletme içinde bir bölümde görev alır. Bu zaman içinde meslekte tecrübe edinir. Hayrullah Bey, edindiği bilgi doğrultusunda: TTK’deki işiyle eş zamanlı olarak Zonguldak’ta ihtiyaç duyulan çilingir dükkânını 1988 yılında açar.
Hayrullah Bey, artık zorlu bir yola girmiştir. Sabah sekizde dükkânını açar. Saat 16.00°da taş kömürleri işletmesindeki görevine gider. Bu görev, gece saat 24'e kadar devam eder.
Bu yorucu işi, yedi yıl devam ettirir. İşletmeden ayrılmayı düşündüğü bir sırada, 1995 yılında çıkan bir yasayla, 25 yılını dolduran bütün kamu isçileri resen emekliye sevk edilir. Emekliye sevk edilenler arasında Hayrullah Bey de vardır. Böylece çilingir Hayrullah Bey, bu yorucu mesaiden kurtulur.
Hayrullah Bey, oğlunu Endüstri Meslek Lisesinin elektronik bölümünde okutarak, oğlunun aldığı eğitimle çilingirlik mesleğini geliştirmesine zemin hazırlar. Hayrullah Bey mekanikçi, oğlu elektronikçi olarak mesleği ileri taşırlar. Kaybolan meslekler arasında çilingirciler aşama kaydeder.
Hayrullah Bey, bu mesleği ne zaman ve nerede öğrendiniz?
1972 yılında TTK ye isçi olarak girdim. Tabi o zamanlar mesleki eğitim almak çok zordu. Ben, TTK ye girince, beni TTK’nin içindeki Çıraklık Eğitim Merkezine gönderdiler. Burada iki yıl torna tesviye eğitimi aldım. İki yıl sonra atölyede görevlendirdiler. Daha çok TTK çalışanı olan mühendislerin evine bozulan makineleri tamir etmeye giderdik. Kapı kilitlerini tamir ederdik. Para kasası kilitlerini tamir ederdik Tabi bu işler, TTK lojmanlarında oturan personellerin talepleri doğrultusunda bizim bolüme gelirdi. Bizim bölüm ustabaşıları, postabaşıları bizim gibi ustaları buralarda görevlendirirlerdi. Zamanla kilitlerle çok haşir neşir olduğum için 1988 yılında dışarıda kendime bir dükkân açtım. TIK 'de vardiyalı çalışma sistemi olduğu için, ben genellikle akşam vardiyasına kalırdım. Sabah sekizde dükkân açar, 16.00'ya kadar çalışırdım. Aksam vardiyası 16.00°da başlar, 24.00'e kadar devam ederdi. Saat 24.00'te işten çıkıp eve gelir uyurdum. Yine sabah dükkâna giderdim. Tabii bu dinlenmesiz, sosyal hayatsız çalışma düzeni beni çok yordu.
Tam ayrılmayı düşünürken; 1995 yılında, resen (mecburi) yasası çıktı. Yasada, "Kamuda çalışan 25 yılını doldurmuş her isçi, emekliye sevk edilir." yazıyordu. Ben de askerlik borçlanmasıyla beraber emekliliğimi istedim. Emekliye ayrıldıktan sonra dükkânda çalışmaya devam ettim. Bu arada oğlumu çırak olarak yetiştirdim. Yalnız bir taraftan da Endüstri Meslek Lisesinde elektronik bölümünde okuttum.
Çünkü elektronik çok ön plana çıkmıştı. Bugün araba kapıları otomatik, ev kapılarının anahtarları artık otomatik makinelerle yapılıyor. Zamana ayak uydurmalıydık. Ben mekanikçiyim, o elektronikçi, böylece mesleği daha ileriye taşıma imkânı bulduk. Oğlum su an; Türkiye'de çilingir ve makine tamircisi olarak parmakla gösterilen ustalardan biri oldu.
Anlattıklarınızdan çilingirin, torna tesviyenin içinde yer aldığını anlıyoruz. Peki, çilingir denince bu mesleğin içine neler giriyor? Bugün neler yapıyorsunuz?
Çilingir denince, kapı açma, kasa açma, araba kapısı açma gibi isleri yapıyoruz. Tabii şimdi araba kapıları mekaniğe döndü.
Bize genellikle anahtarlarını içeride unutanlar, kapı kilitleri bozulanlar gelirler. Ben emekliye ayrıldıktan sonra zamanım bol olduğu için mesleği biraz geliştirdim. Eskiden işimizi tamamen el isçiliği olarak yapardık. Asma Kilitler, kapı kilitleri, kilit göbekleri söküyorduk. Tamirini yaptıktan sonra, yeniden anahtar çekiyorduk. Yerine takıp, hizmeti sunuyorduk. Bu arada mikrometre ve kumpas adını verdiğimiz hassas ölçüm aletlerini kullanıyorduk. Daha sonra eğeyle yapıyorduk. Eskiden bir anahtar on dakikada yapıyorsak, simdi otomatik makinelerde bir dakikada yapıyoruz. Ayrıca elektrikli ev aletlerini de tamir ediyordum.
Şu makineyi kendim yaptım. Kendi imalatım. Bunu üç yılda tasarladım. Bunun Türkiye'de bir eşi daha yok. Özgündür. Her şeyiyle bana ait. Bunun çalışma sistemi kırlangıç geçme sistemi, devirmeli sistem değil. Devirmeli sistem hata yapıyordu. Devirmeli sistem % 5 hata yapıyorsa, bu sistem % 1- 2 hata yapar. Fakat vatandaş daha modern makinelerle anahtar çekmemi istiyor. Hâlbuki bu makine daha az hata verir. Bunu ben biliyorum. Bu makineyi kullanımdan kaldıralı tam on sekiz yıl oldu. Ben bu makineyi TTK'nin torna tesviye atölyesinde yaptım. Bu makinenin tam on beş sene ekmeğini yedim. Bu makineyle çalışırken, şu an kullandığım makineleri aldım. Şu makinem, çapak engelleyicidir.
Ayrıca doğru dürüst siyah dikiş makinesi tamiri yapan kalmadı. Biz onları da tamir ediyoruz. Tabii bu işleri daha çok oğlum hallediyor. Bir dikiş makinesini söker, tamirini yapar ve müşteriye teslim eder. Tamir olmayacak diye düşünmeyeceksin. Oğlum, mekaniği benden öğrendi. Ayrıca elektronikçi olduğu için beni geçti.
Hayrullah Bey son olarak bir şey eklemek ister misiniz?
Günümüzde birçok meslek yok olmaya yüz tutmuş, o nedenle çırak yetiştiremiyorlar. Fakat ben işin içine elektroniği de sokarak, mesleğimde aşama kaydettiğimi düşünüyorum.
Teşekkür ederiz.
(Baskı 2019)