DOKUMACI GÜLÜMSER DAĞLI

Yaşayan İnsan Hazineleri...

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi tarafından yayımlanan “Zonguldak Yöresinde yaşayan insan hazineleri” isimli kitabın editörü Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi İnsan Bilimleri Fk. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Dr. Hasan Özer’dir.

Kitapta yer alan tüm fotoğraflar, Zonguldak Fotoğraf Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve fotoğrafçı, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Öğretim Görevlisi İ. Kerem Öztürk tarafından çekilmiştir.

Özgür Halkın Sesi, insana kıymet, kitaba emek veren akademisyenlerden izin alarak her gün ne insan hikayesini sizlerle paylaşacak.

 

İşte yeni hikayemiz:

GÜLÜMSER DAĞLI

Maharet Sahibi Gülo...

Beycuma’ya bağlı Kabalaklı Köyünde yaşayan Gülo, kolan yapımında ustadır. Gülo kolan yapmayı küçük yaşta babaannesinden öğrenir. Köyünde kolan yapımını bilen kişi çoktur ama bilmeyen kişiler de ona yaptırır.

Kolan, eski kazak ipleri değerlendirilerek yapılır. Enli ve kalın olması kolan yapımında önemli bir unsurdur.

Babaannesinin kolan yapmayı kendisine miras bıraktığını söyleyen Gülo, kolanın kullanım yerlerini şu şekilde sıralar: ot, yaprak, çayır, yulaf gibi şeyleri taşımak, beşik ve salıncak yapımında kullanmak gibi alanlarda kolandan yararlanılmaktadır.

Gülo sadece kolan yapımında değil, ayni zamanda ev işinde de ustadır. Hatta abisine inşaat işlerinde bile yardımcı olmaktadır. Gülo bu konu ile ilgili bir anısından şöyle bahseder: "Bir gün evin birine çelik kapı takmaya gittik.

Kapıyı  yaşlı bir amca açtı. Çelik kapı takacağımızı söyledim.

Amca şaşırınca neden şaşırdığını sordum. Amca "Her yerde bayan eleman gördüm ama çelik kapı takan bayan eleman görmemiştim." dedi. On parmağında on marifet olan Gülo, konuşmasına son verirken ev işlerinin erkek işlerini yapmaktan daha kolay olduğunu belirtmeden de geçemez.

Bize kendinizden bahseder misiniz? Kolan yapma işinin aşamalarını anlatır mısınız?

İsmim Gülümser Dağlı. Burası Beycuma’ya bağlı Kabalaklı Köyü. Bu köy, ormanlarla kaplı bir yer. Biz kolan yapıyoruz. Kolanı dağlardan odun getirirken bağlama amacıyla kullanıyoruz. Eskiden beşiği sırtına yüklerken de kolan kullanılırdı. Kolanı isterseniz büyük ya da küçük yapabilirsiniz. Enli ve kalın olan kolan daha uygundur. Yaklaşık olarak 7-8 metre örülüyor bu kolanlar. Ot taşıdığımız için büyük yapıyoruz. Ot, yaprak, çayır, yulaf gibi şeylerin altına kolanı koyuyoruz, bağlayıp o şekilde taşıyoruz. Arabanın giremediği yerlere girip sırtımızla otlan taşıyoruz. Arabanın girdiği yerler ise arabayla getiriyoruz. Bizim elli tane kolanımız var.

Kendimiz kullanmak için yapıyoruz, bunları satmıyoruz. Eski kazaklarımızı değerlendirerek onları söküp kolanlar yapıyoruz. Söktüğümüz ipleri 2-3 kat yapıyoruz, onu kirmanla büküyoruz. Sonrasında onu çevirip dokuyoruz.

Köyde herkes kolan yapmayı bilir. Bilmeyen de bana parasıyla yaptırır. Hiçbir iş yapmadan bir günde yedi tane kolan yapıyorum. Bu isi babaannemden öğrendim.

Dokuz yaşındayken bu işe başladım. Babaannem "Ben öldüğümde sen vekil olarak kalırsın, bu işi öğren." dedi bana. Gündüzleri kapının önünde, akşamlan da evin içinde ayakta yapıyorum. Dışarıda ipi iki ağacın arasına gerip yapıyoruz. Ayakta yaparken de dışarıda yaparken de bıçak kullanıyoruz. Kolanın yapımı kolay ancak günümüzde bilen pek fazla kişi yok. Üç renk ipten kolan yapılıyor. Her kolanda farklı motifler kullanılıyor. Sıçan dişi, düz naşabak, kirman kanadı motifleri yapılıyor bu kolanlara. Güzel görünmesi açısından motifli kolanlar tercih ediliyor. Çeyiz eşyasında da kolan olur ama fazla olmaz. 1-2 tane konulur.

Kolanı beşik yapımında kullanırken yeni ipler alınır. Yük taşırken eski kazakların ipi değerlendirilir. Kendi çeyizime siyah beyaz renklerde kolanlar yaptım. Babaannemden yirmi beş tane kolan kalmıştı, ondan da bir tane çeyizime koydum. Kolanın örme aşaması kolay, bükme aşaması çok uğraştırıyor. İpleri ören ve tarağı tutan kişinin dikkat etmesi bu işte çok önemli. İki kişinin uyumlu çalışması gerekiyor.

Deseni yapıp bıçakla da sıklaştırıyorum. Tarağı ipleri alt ve üste kaydırmak için kullanıyorum. Kolan güzel kullanılırsa 4-5 sene dayanır. Mayıs ayında ağacın yapraklarını toplamaya başlıyoruz. Yaprak toplamaya sabah kahvaltı yaptıktan sonra gidiyoruz. Toplama işi bazen kısa bazen uzun sürüyor, Yemek hazırlayıp komsularımızla birlikte yaprak toplamaya gidiyoruz. İmece usulü yapıyoruz çoğunlukla. Eskiden kestane kabuğunu ateşte kızartıp küfe yapılırdı. Şimdi burada yapan yok. Devrek'te yapılıyor.

Bir küfe 60 TL'den alınıyor. Fiyatı boyutuna göre değişiyor. Küfenin en büyüğüne çit denilir. Çitin bir küçüğüne sepet denilir, onunla ağaçtaki kirazlar toplarız. Küfenin küçüğüne ise tıngıl denilir, onunla da meyve toplarız.

Kolan köyümüzde hala kullanılıyor. Kolandan salıncak da yapıyoruz. İki ağacın arasına kuruyoruz kolanı, buna Çingen salıncağı denir. Bu Çingen salıncağının içine battaniye serilir. Salıncağın içerisine çocuklarımızı yatırıp sallarız.

Büyük küçük herkes salıncağa binip sallanır. Hedellez gününde sabahleyin evdeki kişi sayısına göre yumurta kaynatılır. Dışardan gelecek misafirin de yumurtası kaynatılır. Harman yerinde top oynanır, salıncağa binilir, çekirdek çitilenir. Köydeki herkes orada toplanır. Acı elma ağacına ip, eteğin eski parçası ya da tülbent bağlayıp dilek dilenir.

Kolan yapımından başka yaptığınız işler var mi?

Abime inşaat isinde yardım ediyorum, herkes duyunca şaşırıyor. Bir gün evin birine çelik kapı takmaya gittik. Kapıyı  yaşlı bir amca açtı. Çelik kapı takacağımızı söyledim. Amca şaşırınca neden şaşırdığını sordum. Amca "Her yerde bayan eleman gördüm ama çelik kapı takan bayan eleman görmemiştim." dedi. Çatıya çıkıp tuğla da örüyorum, evin pencerelerini takıyorum. Abim bir dönem kaza geçirdi. O kendini toparlayana kadar montaj işlerini ben yaptım.

Aynı zamanda ev işlerinde de iyiyim. Evde iğne oyası yapıp satıyorum. Kolanı çevremizdeki kişilere hediye amacıyla yapıyorum. Benim için erkek işi yapmak daha zor.

Teşekkürler.

(Baskı:2019)

Yaşayan İnsan Hazineleri Dokumacı Gülümser Dağlı beycuma Kabalaklı Köyü zonguldak Zonguldak haberleri