"En Büyük Zehir HÜDA PAR'dır"
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Zonguldak İl Temsilcisi Metin Kahveci, HÜDA PAR'ı sert sözlerle eleştiren yazılı bir açıklama yayımladı.
Kahveci, “HÜDA PAR En Büyük Zehirdir, Lanetliyoruz!” başlıklı yazılı açıklamasında, HÜDA PAR’ın Diyarbakır’da düzenlediği ve AKP’li milletvekillerinin de katıldığı “Kürt Meselesi Çalıştayı”nda Kemalizm’i “zehir” olarak nitelemesini “anayasal düzene meydan okuma” olarak değerlendirdi.
Kahveci, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"HÜDA PAR'ın Diyarbakır'da düzenlendiği, AKP'li vekillerin de katıldığı Kürt meselesi çalıştayında 'Kemalizm'i zehir' olarak niteleyenler büyük suç işlemektedirler. Açıkça anayasal düzeni hedef alan Hizbullahçı terör uzantılara karşı haddini bildirmesi gerekenler (devleti yönetenler ) sus pus. durumdalar. Bu çalıştayda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’e, ülkenin Anayasal düzeni ve bölünmez bütünlüğüne, ulus-devlet yapısına meydan okundu. En ufak bir eleştiriye dahi tahammülü olmayan siyasi iktidarın kendini eleştiren kişi ve kurumların temsilcilerini gece yarısı baskınlarıyla evlerinden alıp itibarsızlaştırdığı bir dönemde, bu hadsiz çalıştayla ilgili şu ana kadar hiçbir adım atmamış olması ibret vericidir.
Kemalizim bu ülkede çağdaşlığa medeniyete giden yoldur. Kemalizim yedi düvele meydan okumadır.Emperyalizmi bu ülkeden def etmedir. Kemalizim olmasaydı bu ülkede islam olmazdı. Kemalizim sayesinde Anadolu kurtuldu ve camilerin minarelerinden ezan sesleri yayıldı. Atatürk ve arkadaşları bu ülkeye büyük hizmet ettiler. Bu hizmetleri zehir olarak niteleyenler kalleştir, haindir, art niyetlidir ve iş birlikçidir. Tarihimize baktığımızda bu tiplere rastlarız.
Atatürk özellikle Kurtuluş Savaşında tarikatların sahte imamların halkı nasıl din üzerinden kandırıldığını ve Yunanlılara nasıl yardım ettiklerini gördü. Ayrıca İstanbul’da şeyhülislam Mustafa Sabri’nin Atatürk’e din üzerinden lanet yardırması, İskilifli Atıf Hoca’ nın ihanetleri Şeyh Sait’in doğu illerinde din elden gidiyor diyerek isyan çıkartması ve Menemen olayları nedeniyle din işleri ile devlet işlerini birbirinden ayırarak dinin siyasetten çekilmesini sağladı. Bu aynı zamanda laiklik düzenlemesini yaparak bütün inançların devlet tarafından korunması sağlanmış oldu. Bu düzenleme halifeliğin kaldırılmasını sağlayarak Diyanet işlerinin kurulmasını sağlandı. İşte bu düzenleme din düşmanlığı değil aksine dini kendi çıkar felsefelerinde kullananlardan kurtardı. Emperyalist güçlerin ülkedeki sahtekâr din bezirganlarının önünü kesmesini sağladı. Buna zehir diyen anlayış dış güçlerin ve emperyalist uşaklığının ta kendisidir.
Bu açıklamalar tarihi bilgilerden ne kadar yoksun olduğu bir kez daha ortaya koymuştur. Azcık tarih okusalardı dinin Selçuklular da Osmanlılarda nasıl kullanıldığını ve her iki devletin nasıl yıkıldığını (din üzerinden tarikatlar vb) anlamış olurlardı. Dinin birleştirici özelliği olsaydı Osmanlı ordularını hem Balkanlarda Hicazda ve Filistin yollarında kalleşçe tuzaklar kurarak arkadan hançerlemezlerdi. Yakın zamanda İran İrak savaşında dinin birleştirici özelliği nerde? Hristiyan Ukrayna ve Hristiyan Rusya savaşında dinin birleştirici özelliği yok. Kısacası dünya inanç dünyasında birliktelik yok sadece emperyalist çıkarlar vardır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları tartışmaya kapalıdır ve herhangi bir şekilde uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş sınırların sorgulanması kabul edilemez. Bu tür bir çalışmada, Şeyh Said güzellemesi yapılmaması olası değildi. Ancak müellifleri devletin bu karanlık karakterden özür dilemesi gerektiği ifade ederek had bilmezliklerini bir kez daha ortaya koymuşlardır. Siz kimsiniz ki TC devleti sizden özür dilecek.
Şeyh Said İsyanı gerici ve hain bir isyandır. Bu isyan İngiliz ajanlığında geliştiren Şeyh Sait Kerkük ve Musul’un kaybedilmesini sağladı. Şeyh Sait düşmanla iş birliği yaparak hem Kürtlere hem bölgenin gelişmemesini sağladı. Hüda Par bu ihanet ve kahpelik madalyasını alsın boğazından aşağı assın.
Bu hadsiz güruh, paçavradan ibaret sonuç bildirgesinde hızını alamamış; bir zamanlar karşılıklı olarak birbirlerini boğazladıkları taşeron terör odağı PKK’nın eylemlerini meşrulaştırarak, çatışmaların “Kemalist resmi ideolojinin” dayatmaları nedeniyle ortaya çıktığını iddia etme cüretini ortaya koymuştur. Küresel güçlerin tetikçisi, ayrılıkçı terör örgütü PKK’nın meşru ve haklı bir mücadele verdiğini iddia eden bu değerlendirmeler, halkımıza ve vatan savunmasında can veren on binlerce şehide ihanettir. Anayasal güvence altında siyasi iktidara demokratik yollarla meşru muhalefet ortaya koyan kişi ve kurumları demir yumrukla ezmeye çalışan iktidar bu olayda sus pus. .
Son olarak HÜDA-PAR Milletvekili Faruk Dinç’in Türk Ulusu için demokrasi, temsil ve egemenlik anlamına gelen Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesi olan Kemalizme yönelik çirkin ifadeleri, ülkemizin birlik ve beraberliğini hedef alan hadsiz ve kabul edilemez açıklamalarını kendilerine iade ediyoruz.
Türkiye, çağdaş, laik ve demokratik bir hukuk devleti olarak yoluna devam edecek; Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak bizler de gericiliğe karşı mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."