GERMİYAN KÖYÜ
ÇOCUKLUK HAYALİ DUVARLARDA RESİM SANATINA DÖNÜŞÜYOR
Dayanışmaya dayanan toplumsal ilişkileri, üreticilikleri, tarım ve hayvancılığa dayanan ekonomisi, gelenek ve göreneklere bağlılığı ile sosyal, kültürel ve mekânsal olarak bambaşka bir güzellikle sarmalanan önemli yerleşim yeri köylerimiz.
Doğal dokusu korunmuş İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı Germiyan köyü. Bu köyümüzde kültürün taşıyıcısı olarak da görebileceğimiz görsel iletişim bulunmakta; resim sanatı. Bu iletişim duygularımızı da harekete geçiriyor. Gözlerimiz yüreğimizle sohbet ediyor. Görselin zihinlerde kalıcılığı bambaşka. Bıraktığı etki de.
Görsel sanatların en temel dallarından biri olan resim sanatı insanlık tarihi boyunca var olmuş, farklı konuları ve duyguları ifade etmek için kullanılmış. Eski mağara resimleriyle başlayan bir iletişim biçimi olan görsel iletişimde kendini ifade etme ihtiyacı da görülmekte.
Bir ressam, boş bir tuvali hayal dünyasına göre doldurmakta ve ortaya bir ürün çıkarmakta. Burada da bir ressamımız bir ürün çıkartmış ama bu sefer boş tuvallerde değil bembeyaz köy evlerinin duvarlarında. Bu ürün bu güzel köye çiçekler açtırmış, baharları getirmiş. Sosyal mesajlarıyla da duygularımıza değmekte.
Köy kahvesinde sakinleriyle tanışıyor, yudumladığımız çayların keyfi sözlü iletişimimize eşlik ediyor. Köy kahvesinde edilen bilgi yüklü sohbetlerimiz, öğrendiklerimize yenilikler katıyor.
Bu köyde yaşayan, köyde bambaşka bir girişimciliğe öncülük eden Nuran Erden Hanımla tanışıyoruz. Köyün duvarlarını canlandıran ressam. Germiyan köyünü, turizme bir de bu yönüyle açıyor.
Tatlı dili, samimiyeti, güler yüzü, mütevaziliği, dinamikliği, akıcı konuşmasıyla hayran kaldığım girişimci bir köy sakini. Sohbetimiz yüzümüzde tebessümlere dönüşüyor. Köyün geçmişini anlatıyor ilk önce. Daha sonra başarı hikayesini. Pür dikkat dinliyoruz;
“Köyün adının Germiyan olmasının Germiyanoğulları’ndan geldiğimizden dolayı. Osmanlı tapusu bulunmuş ve kayıtlara göre, 738 yıl önce buraya gelip yerleşiliyor. Roma Rumlarının yaşadığı köy burası. Daha sonra Güvercinlik, Öteyaka ve Lale Köyünün oluşturduğu sacayağın olduğu yerde gelenler konuşlanıyor. Birlikte yaşamanın güzel geçişleri de var. Hala dilimizde etkisi olan Roma Rumlarının kelimeleri bulunmakta.
İnsanların birbirine dost olması, komşuluk ilişkileri çok değerli. Dünya aileye oynuyor. Aile çok önemli. Aile yapısı bozulursa toplum bozulur. Yeter ki insan olsun. İnsanlık satılıyor olsaydı alır hayrıma dağıtırdım. Bir insanın dünyadaki en büyük şansı ailesi. Aileden edinilen değerler çok önemli. İnsan düzgün olursa başkasının da güvencesi oluyor. Çocukluktan alınıyor karakterler. Daha sora bilgileri öğreniyorsun. Çok iyi gözlemci olmak gerekiyor. Sevilmek istiyorsan kendini sevdireceksin.
Köydeki insanların şehirde yaşaması kolay ama şehirdeki insanların köyde yaşaması zor. Biz burada alternatifler geliştiriyoruz. Hayatta kalmanı, çözüm bulmanı, kendini yenileyebilmeni, kendini taşıyabilmeni sağlıyor. Bunlar çok kıymetli.”
Değerli bilgileri de edindiğim bir soruyla keyifli sohbetimizi bölüyorum. Siz bir değer katmışsınız köye. Bunu nasıl başardınız? Sözlerine devam ediyor;
“Çocuklum hayalim. Çocukluktan beri ben mutlaka üniversitede okuyacağım, mutlaka bu köyü tanıtacağım dedim. Araştırmayı çok seviyorum. Biraz meraklı olmak, etrafına bakmak, gözlemci olmak bunlar çok kıymetli. Bu yetenek vardır ama onu beslemezsen o da köreliyor. Bazı yetenekler kazanıldığı gibi unutulabiliyor da. Onu desteklemek gerekir. Bir gün arkadaşlarla toplandık. Bu köye turizm sağlayacağız. Neler yapabiliriz? Kafeler yapalım ama bir tarzımız olsun. Kahveci sandalyeli olsun masalarımız. Ahşap boyamadan tabelalar asalım. Ben o kadar hevesliyim ki. Sandalyeler geldi. Ben de ne boya ne fırça. Çocuklardan birine suluboyanı fırçanı verebilir misin? diyorum. Getirince de ben birkaç sandalye boyamaya başladım. Sonra eleştiri geldi. Bunu mu yapacaktın diye. Ben beğeni beklerken bu sözler üzerine hayal kırıklığına uğradım. Çok üzüldüm. Modum düştü. İyi bir gözlemciyim. Söyleyenlere, Hindistan’da Pakistan’da süslü kamyonlar, otobüsler var. İnsanlar onları görmeye gidiyorlar diye cevap verdim. O kadar üzülmüştüm ki sonra birden o zaman ben duvarlara geçiyorum dedim. Hikaye böyle başlıyor. Elimde bir tek mavi boya ilk önce üç kuş yapıyorum. Ben profesyonel değilim hala da değilim. Ama ilk okula başladığım günden beri çiziyorum. Hep çalıştım. Yaşadım bunları. Yeni şeyler ekledim hayatıma. Duvarları boyamaya başladıktan sonra da eleştiriler geldi, bu sefer yılmadım. Ben bunları yapacağım ve birçok insan gelecek buraya. Türkiye’de böyle bir köy yok dedim. Çıkmadı bu zamana kadar. Demek ki yok.
Devam etmeye başladım. Daha sonra insanlar gelmeye başladı. 2014 yılında başladık ama yıl 2016 festivalimiz var, Ekim ayının ilk haftası. Festivale hazırlanıyoruz. Festivalden önce boyamalarımı bitireceğim. O sırada bir genç kız fotoğrafınızı çekebilir miyim dedi. Ben merdivenin tepesinde baykuş boyuyorum. Çek dedim. Genç kız sonra sayfasında yayınlıyor çektiği fotoğrafları. Çok beğeni alıyor. Beğeni beş bine yaklaşıyor. Sonra o fotoğrafı Cezmi Kalorifer fark edip sayfasında yayınlıyor ve bir gecede seksen altı bin kişi tıklıyor. O gün Türkiye’de fenomen oluyorum. Benim telefonum, bilgisayarım, internetim yok. Bana anlatıyorlar. Seksen altı bini bulmuş olduğunu. Ulusal basının dikkatini çekmiş. Beni ilk Haber Türk aradı çekime gelebilir miyiz? diye. Sonra İhlas Haber Ajansı. Kamera ve mikrofonlarla geldiler, röportaj yaptık. Haber kanallarında çıkmaya başladım. Onların kullandıkları başlıklar; Çobanlıktan Ressamlığa, Çiftçilikten Ressamlığa gibi daha birçok başlıklar. Tüm kanallar yayınlamaya başladı. Diğer mecralar da harekete geçmiş. Bingo arıyor; hayata değer katan kadınlar projemiz var, gelebilir miyiz? Daha sonra Tuluhan Tekelioğlu arıyor; dokuz kadını ele alan belgesel çektim, sizi de çekebilir miyim? Nilüfer Belediyesinden aradılar; köyde ne yaptıysanız anlatabilir misiniz? Tedx’e de konuşmacı olarak çağrıldım. Çekildim, çekimlere gittim, konuşmacı olarak katıldım. Sordukları sorulara verdiğim cevap çok önemli. Bir çekimde de Mandıra Filozofu ile de tanıştım. Onun da çekimi varmış.
O tatlı sohbetimizi bölüyorum yine. Yaptığı girişimciliğin Köye etkisini soruyorum. Devam ediyor sözlerine akıcı ifadeleriyle;
“Köyün tanınırlığını sağladı. Köy tur kapsamına girdi. Ege’de gezilecek yerler arasında yer aldı. Ege’nin keşfedilecek, en güzel, gezilecek köyleri denildiğinde Germiyan Köyüyle karşılaşıyorsunuz. Hemen hemen tüm ulusal kanallarda yer aldı. Konuşmacı olarak üniversitelere gittim. Pamukkale, Celal Bayar, Ege, Eskişehir Anadolu üniversiteleri. Hikayesi olan şeyler insanların hoşuna gidiyor. Benim onlara aktardıklarım. Resimler sayesinde geliyorlar insanlar buraya.”
Kültür alışverişi yapıyoruz aslında. Bu gelişmeler de bu şekilde ilerliyor. Benim ufkumu farklı bir şekilde açıyor, bakış açımı değiştiriyor, katkı sağlıyor. Bayanlar arasındaki girişimciliğe güzel bir örnek. Turizme kattığı değeri takdirle karşılıyorum. Köylerimizin tanıtımı çok önemli. Köye değer katıyor. Köyde bir de sanatsal kültür görselliğiyle gözler önüne seriliyor. Duvarlar dile gelmiş, duygularla iletişime geçiyor.
Haber : Nurdan Par Aslan