KAYIP GEMİCİLERİN AİLELERİNİ BEKLEYEN YASAL ZORLUKLAR
Zonguldak Tarih sayfası editörü Hayati Yılmaz, 19 Kasım'da batan ve hala cesedine ulaşılamayan Kafkametler gemisinin 7 denizcisinin ailesini bekleyen yasal zorlukları konu aldı.
İşte o yazı:
19 Kasım 2023 tarihinde Ereğli Limanı mendireğine çarparak batan geminin mürettebatından 7 kişinin cesedine halen ulaşılamadı.
Aslında yasal olarak "cesedine ulaşılamadı" diyemeyiz. Çünkü henüz resmi olarak ölü sayılmıyorlar.
İşte burada kayıp aile yakınlarının karşılaşacağı bir sonun daha oluşturuyor. Henüz ölümü ispatlanmadığı için kaybolan kişinin ailesi sigortadan maaşa bağlanamıyor veya miras hukukundan yararlanamıyor. Olur ya! Kayıp kişilerin ölümü uzun süre ispatlanmadığında, eşleri başka evlilik yapamıyor veya kayıp kişinin borçlu olduğu kişi miras yolu ile icra takibi başlatamıyor. Sadece bununla sınırlı değil. Daha birçok yasal yol tıkanıyor.
Bunu yine tarihi notlardan yola çıkarak gördük ki; bu durum, kayıp kişileri uzun süre mağdur ediyor. Tabi hukukçuların daha bilimsel açıklamaları olabilir ama bu zamana kadar Kafkametler gemisi kayıp mürettebatı konusunda Zonguldak barosundan bir açıklama duymadım. Her konuda olduğu gibi iş yine başa düştü.
Tarihte Karadeniz'in azgın dalgalarında boğulan ve bir daha cesedine ulaşılamayan kişiler oldukça fazladır. Bunlardan biri çok yakın komşumuzdu. İki arkadaş balıkçı sandalı ile Çatalağzı'ndan denize açılmış ve denizin ani patlaması sonucunda sandalları alabora olmuştu. iki arkadaştan biri, kendi çabaları ile karaya ulaşmış ve kurtulmuştu ama diğerinin cesedi asla bulunamamıştı. Boğulan kişi TTK'da çalışıyordu(veya emekliydi) .Eşinin maaşına bağlanabilmesi için ölümünün ispatı gerekiyordu. Yanlış hatırlamıyorsam eşi bunun için beş sene beklemek zorunda kaldı. Bu konuda aile büyük mağdurluk yaşamıştı.
Bu konuda merak ettim. Türk Medeni Kanunu bu tip vakalarda ne diyor.
Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 44/f. II çerçevesinde çekişmesiz yargı işi olarak açılacak tespit davası yoluyla aksini ispat imkanı tanınmaktadır. Buna karşılık gaiplikte, uzun ve zahmetli bir yargılama sürecinden geçilmektedir. (TMK m. 32-35)
“Denizde yolculuk eden kimse, özellikle geminin batması sonucunda kaybolmuşsa, geminin batmasından veya diğer şekilde kaybolmaya yol açan olayların gerçekleşmesinden itibaren altı ay geçmekle, o kimse hakkında ölüm ilanı kararı verilebilir." diyor. Fakat olay bu kadar basit bir süreç değil.
Öncelikle aile kayıp kişinin batan gemide olduğunu ispatlaması gerekiyor. Bunun için kanunen birçok olasılık önlerine çıkıyor. Mesela; hukukta “sessizce ortadan kaybolma “ diye bir kavram var. Kayıp kişinin isteyerek ortadan kaybolmuş olma olasılığı inceleniyor. Kayıp kişinin kaybolmadan önce gemide olduğunu beyan etmesine rağmen son anda gemiye binmediği veya kaybolduktan sonra başka bir gemi tarafından kurtarılma ihtimali, hayatına kendi isteği ile başka yerde devam ettirme isteği gibi bir çok ihtimal doğuruyor.
Böyle olması akla ve mantığa sığmasa da; batan Kafkametler gemisi, karaya çok yakın battığından, kayıp kişi veya kişilerin kendi imkanları ile karaya çıktığı ve bunu fırsat bilerek, her hangi bir sebep ile ortadan kaybolma isteği oluştuğu olasılığını bile mahkeme değerlendirebiliyor.
Bu sadece ülkemizde değil dünyada da böyle uygulanıyor. Mesela Tahiti'de Norwegian Cruise Line şirketine ait Norwegian Spirit adlı gemide seyahat ederken 26 Ekim 2022 tarihinde, gemiden düşerek kaybolan Türk iş kadını Dilek Ertek’in uzun süre ölümü kanıtlanamamıştı. Hatta bu olayda cinayet şüphesi ve kendisine ait bir mücevherin çalındığı iddiası da kanıtlanamadı. Çünkü cesedi bulunamadı.
Başka bir olayda, İsviçreli bir kadının bir gemide ortadan kaybolduğu, kamarasının kapısının arkadan kilitli ve pencerenin açık olduğu kadının intihar ettiği veya denize düştüğü tahmin edildi. Ama mahkeme bu kadının bir başka gemi tarafından kurtarılma veya bir adaya çıkma olasılığını değerlendirerek uzun süre karar veremedi.
Her neyse;
Benim burada dikkat çektiğim konu , Kafkametler gemisi mağduru ailelerin ,geçimlerini devam ettirebilmeleri veya gemi şirketine tazminat davası açabilmeleri için önlerindeki yasal süreci gündeme getirmek..
Daha gemi battığı günlerde kaleme aldığım “Kayıp Gemiciler Asla Bulunamayabilir” yazımda gemide sıkışıp kalanların haricinde, gemicilerin akıntı ile açığa sürükleneceği ve Karadeniz`de yaşanan buna benzer olayları örnekleri ile anlatmıştım. Şimdi de kayıp kişilerin karşılaşacağı yasal zorlukları dile getirmek istedim.
Türk Medeni Kanunu 44’te, ‘cesedi bulunamayan kişinin ölüm kütüğüne kaydedilmesiyle ilgili olarak “Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde ortadan kaybolursa cesedi bulunamamış olsa bile, o yerin en büyük mülki amirinin emriyle kütüğe ölü kaydı düşürülür’ diyor. Burada en büyük mülkü amirin kim olacağı açıkça belirtilmiyor. Bu durumda " Zonguldak valisi mi yoksa nüfus müdürü mü veya mahkeme mi? "olduğunu bilemiyorum.
"Onu da hukukçular açıklık getirsin"
... diyeceğim ama ;
halkın merak ettiği veya kamu oyunu bilgilendirecek konularda ne yazık ki ,Zonguldak meslek odaları oldukça ilgisiz. Bu zamana kadar Zonguldak’la ilgili bir çok konuda sesiz kaldılar. Sanki örgütlerini sadece sosyal tesislerinden faydalanmak için kurmuşlar.
Ben yazayım da bari "utansınlar "dedim.
Hayati Yılmaz ile
Zonguldak Tarih