ŞEYH SAİT HAİN Mİ? DEĞİL Mİ?
Birleşik Kamu İş Başkanı Metin Kahveci, Şeyh Sait ayaklanmasının ülkemize verdiği zararın emperyalist terör örgütü PKK'dan daha fazla olduğuna vurgu yaparak, 'Hiç kimse tarihi gerçekleri tersine çeviremez' dedi.
“Şeyh Sait katilliğinin yanında ülkemize hainliğin en büyüğünü yapmıştır” diyen Kahveci, açıklaması da şu ifadelere yer verdi:
“Genç Cumhuriyete meydan okuyan Güneydoğu kasıp kavuran, yüzlerce Türk askerlerini şehit eden Musul’u İngilizlere verdirmenin maşası olan, din elden gidiyor yalanı yayan, İngilizlerden destek alıyoruz diyerek Kürtistanı kuracağız hayaline kapılan kişinin yarattığı kaos ortamının gerçeklerini belirtmek istedik. Hiç kimse tarihi gerçekleri tersine çeviremez.
Şeyh Sait ayaklanması neden çıktı? İngilizler bunun neresinde? Musul ile ayaklanmanın ilişkisi nedir? Din elden gitti mi? Kürtleri kışkırtarak devlet kurdurmaya çalışan kimler?
Lozan barış görüşmelerinde ülkemizin tapusu çizilirken Misaki Milli sınırlarımız içerisinde bulunan Musul ve Kerkük konusu şiddetli tartışmalara neden oldu. İngilizlerin hedefi petrol bölgesini asla Türkiye’ye vermemekti. İsmet Paşa bir yolunu bularak Musul’un geleceğinin Birleşmiş Milletler gözetiminde referandum ile belirlenmesini itilaf devletlerine kabul etmeyi başardı. İsmet Paşa da biliyordu ki bu bölge Irak’a değil Türkiye’ye referandum ile bağlanacağından çok emindi.
Lozan barış görüşmeleri bittikten sonra Ülkemizde Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyetin ilan edilmesiyle birlikte sıra halifelikteydi. Bunu hisseden İngilizler halifeliğin kaldırılmaması için TC devletine telkin de bulunmuşlardır. Çünkü halifeliği kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda kullanmayı becermişlerdi. Atatürk halifeliğin yani dinin siyasetteki zararını Selçuklular ve Osmanlılarda görmüştü. Bu nedenle Atatürk halifeliği İngilizlerin telkinine rağmen 1924 kaldırdı.
İngilizler bu arada hiç boş durmadı. Musul’da yaptığı istik barak sonucunda bu bölgenin Türkiye’ye referandum ile bağlanacağını açıkça gördüler. Bu duruma gören ve tutuşan İngilizler ,içerimizde İngiliz kanı taşıyan insanlar ile ilişki kurmaya başladılar. İlk önce Hakkari bölgesinde bulunan Nasuhileri kışkırtarak isyan yaptırmayı başardılar. Ardından hemen Musul’un geleceğinin (yani İngiliz Mandası olan Irak yönetimine verilmesini) B.M. lere tek taraflı olarak baş vurdu. Bunlar tesadüf değil. Daha sonra bundan yeterli olmayacağı gören İngilizler Şeyh Sait ile iletişime geçerek nasıl olsa halifeliği kaldırılmasını bir fırsat bilerek (din elden gidiyor safsataları vb)ve Kürtlerin de Devlet kurmasını destekleyeceğini bunun için para silah ne varsa vereceğini bildirmişlerdir. Bundan cesaret alan Şeyh Sait hızlı bir şekilde harekete geçerek halifeliğin kaldırılmasını dinsizlik ile suçlamış Atatürk ve arkadaşlarını kafir olarak belirtmiştir. Bu bölgedeki halkı kalyana getirerek yada kandırarak Nakşibendi tarikatınızda arkasına alarak büyük bir isyana kalkışmıştır. Amacı İngiliz mandasında şeriatçı Kürtistan kurmaktı. İngilizler silah para erzak vb ihtiyaçlarını gizli bir şekilde karşılayarak genç Cumhuriyeti zor durumda bırakıyor. Diyarbakır ,Elazığ, Erzincan, Erzurum’un bir bölümü, Muş un bir bölümü gibi büyük bir alana yayılıyordu. Şeyh Sait devlete ait karakolları basıyor 100 lerce askerlerimizi şehit ediyordu. Genç Cumhuriyet bu ayaklanmayı bastırmaya çalışırken İngilizlerde boş durmuyor (nasıl olsa enayi bizim Sait Türkiye’nin hakkından geliyor diyerek)deniz donanmasını körfeze ,diğer askerlerini de Hakkari’nin dağlarının tepelerine diziyordu. Genç Cumhuriyet büyük bir mücadeleyle bu isyanı bastırırken Osmanlı Devletinin eski yöneticileri de bu isyanı destekliyor onlarda boş durmuyorlardı. Padişah San Remo’daki villasından destekliyor, Bükreş’te bulunan Damat Ferit oradan destekliyor, Kürt Teali İslam Cemiyet üyeleri her yerden, Eski içişleri Nazırı Mehmet Ali de hilafet için darbe hazırlıkları yapıyorlardı. İşte genç Cumhuriyet bu saldırılardan boğuşurken İngiliz kanı taşıyan işbirlikçilerimiz hem Türk kanı döküyor hem de devleti yıkmaya, parçalamaya çalışıyorlardı.
Genç Cumhuriyet bu isyanları bastırdı ve hainlerin hakkından gelmeyi başardı. İstiklal mahkemeleri kurularak başta katil Sait olmak üzere isyancıların bazıları idam edildi. Bu olaylar İngilizlerin çok işine yaradı ve ikinci kez B.M başvurarak Musul’un (güvenlik nedenlerinden dolayı (dümenden) ) Irak İngiliz Manda yönetimine bırakılmasını sağladı. Genç Cumhuriyet Hakkari dağlarında pusuda bekleyen İngiliz kuvvetlerine karşı savaşı göze alamadı. Meclisimiz asla savaş istemiyordu. Atatürk devletin bekası üzerine Musul’u gelecek dönemlerde topraklarımıza katmak için zamana bırakmak zorunda kaldı.
Şimdi soralım Musul ülkemizde kalsaydı ne olurdu?
Yanıt: Ülkemiz her yıl yaklaşık 80milyar dolar enerjiye para harcamayacaktı. Cari açığımız olmayacaktı. Devletin bu gün 800milyar dolar borcu olmayacaktı. Milli gelir fert başına en az 40 bin dolar olurdu. Güneydoğu Paris olurdu. Türkiye dünya sıramasın da en az ya 6 yada 7nci sıra da olurdu. Ülkede büyük bir refah artardı. İşsizlik yok olurdu. Ücretler Almanya’dan daha üstün olurdu.
Şimdi tekrar soralım? Musul’u bize kaybettiren kim? Yanıt Şeyh Sait ve cehalet sürüsü değil mi? Kürtlere en büyük zararı veren kim? Şeyh Sait ve sürüsü.
Şeyh Sait ekonomik ve stratejik anlamda ülkemize PKK dan daha büyük zarar vermiştir.
Peki din elden gitti mi? Hayır. Din yerinde duruyor.
Şimdi soralım? Şeyh Sait hain mi değil mi? Varın kararınızı siz verin . Hiç kimse tarihi gerçekleri tersine çeviremez nokta.
Bana göre Şeyh Sait katilliğinin yanında ülkemize hainliğin en büyüğünü yapmıştır. Cehennem çukurunda kül olsun.”