"SUÇU ÜSTLEN AİLENE BAKARIM"
Sanıktan şok iddia
Kaçak maden ocağında çalışırken cansız bedeni ocak sahipleri tarafından yakılan Afgan uyruklu maden işçisi Vezir Mohammed Nourtani'nin Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşması sürüyor.
3'ü tutuklu, 3'ü de tutuksuz toplam 6 sanığın yargılandığı davada skandal iddialar ortaya atılmaya devam ediyor.
Mahkemede ifade veren tutuklu sanık Enver Gideroğlu savunmasında şunları söyledi: “Sercan'a Hakan'ı arayıp aramadığını sordum. Hakan'ı Sercan aradı. 5 dakika sonra Hakan, Ahmet Aydın ile ocağa geldiler. Hakan, kalbine ve nabzına baktı. Suratı buz gibiydi, hakan 'kalp krizi geçirmiş ölmüş' dedi. Olay yerinde hakan 'biz bunu ne yapacağız? Yok edelim bunu. Sabıkam, infazım var benim' dedi. Ahmet aydın ve Alaattin hastaneye götürelim diye ısrar ettiler. Hakan kabul etti. Eray'a evden battaniye getir dedi. Eray aracın anahtarını bulamadığı için kulübeye gittik. Hakan, Sercan'a 'kamerayı çevir, kıyafetleri yak dediyse ben bunu duymadım. Eray’a servisin anahtarını verdim eve gitti. 5-10 dakika sonra Eray geri geldi. Maktulü 5 kişi tutup battaniyeye koyduk. Biz taşırken Hakan arabayı çeviriyordu.
Bir dağ yolu bir de hastane yolu var. Dağ yoluna değil, hastane yoluna girdik. 5 dakika gittik gitmedik, hakan 'benim ehliyetim yok' deyince Alaattin geçti direksiyona. Hakan bana ‘Eray'ı ara, hastaneye senin transitle götürün, benim sabıkam, infazım var' dedi. Eray’ı arayıp 'servis aracını al gel' dedim. Beklerken Hakan bana 'maden benim dersin ben senin ailene bakarım.' dedi. Alaattin de arkaya dönüp 'en fazla 6 ay yatar çıkarsın' dedi. Üstümdeki iş kıyafetlerimi göstererek 'bu halde patron benim mi diyeceğim' dedim. Alaattin evinin yakın olduğunu kıyafet vereceğini söyledi. Ocağın benim olduğunu söylememi istedi. Ben patron olmadığımı söyledim. Gittiğimiz yolun 10 dakikasını geri döndük. Ahmet, Hakan ve Alaattin içki içmeye başladı. Eray yanımıza geldi. Onlar 1-1,5 saat kadar ne yapacağız ne edeceğiz diyerek içki içtiler. Eray ve ben alkol kullanmadık. Hakan, Eray'a 150 TL para uzatıp, 'bununla benzin al gel. Ben bunu yakacağım' dedi. Eray kabul etmedi. Bunun üzerine hakan Eray'a kazma kürek getir dedi. Eray, Hakan ısrar ettiği için kazma kürek almaya gitmek zorunda kaldı. 5 dakika sonra Eray abisi ile geri geldi. Abisi, Hakan ile konuştu hastaneye gitmesini söyledi. Ancak hakan kabul etmedi. Bunun üzerine hakan 'kenara bırakıp, birisine aratacağım, o ambulansa koyar' dedi. Alaattin de ne yapacaksak yapalım dedi. Bunun üzerine Ahmet ile Hakan arabayla hızla aşağı doğru gitti. Eray, ben, Alaattin orada kaldık. Alaattin’e kafan güzel oldu seni bırakayım dedim. Onu madene bıraktık. Eray’la Sercan’ın yanına gittik. Sercan erken çıkabilir miyim diye sordu. Sonra Eray’la, Hakan ve Ahmet’i aramaya gittik. Petrol istasyonuna baktık ama bulamadık. Ben bunları yaktı ya da kötü bir şey yaptıklarını sandım. Telefonu kapatıp olay yerinden uzaklaşmak istedim. Eray'a evlerinin yanına gidip devam etmelerini söyledim. Amacım Eray’ı bırakıp uzaklaşmaktı. Eray’ı eve bıraktığım esnada Hakan ile yolda karşılaştık. Eray'a beni sordu. Eray da arkada dedi. Hakan beni çağırdı, alkollüydüler. Arabasına bindim. Benden diğer madende çalışan Afgan'ı alıp getirmemi istedi. Neden deyince, 'eşine Mohammed'in işe gelmediğini söyleyecek' dedi. Ben de Eray’la Afgan’ı alıp geri geldim. Ben kendi telefonumu Afgan'a vererek, Vezir Muhammed'in işe gelip geri gittiğini söylemesini Hakan'ın emriyle istedim. Daha sonra Hakan ve Ahmet’le arabaya binip dağ yoluna gittik.
Hakan ve Ahmet ikisi birlikte taşıdılar ve battaniyeyi çekip aldılar. Hakan, aracın sağ arkasına battaniyeyi koydu. 35-40 metre çapraz bir şekilde ilerledik. Ahmet, Hakan'a arabayı durdurmasını ve farları kapatmasını söyledi. Durunca Hakan arkasına dönüp bana 'Yak' dedi. Ben kabul etmedim.
1 dakika kadar sonra aracın ön kapısı açıldı. Ahmet Aydın'ın benzin bidonu aldığını gördüm. Ben arabada kaldım 35-40 metre mesafe vardı. Camlar filmliydi, kim benzin döktü kim yaktı görmedim. Alev aldığını ve Ahmet'in elinde bidonla koştuğunu görmüştüm. Bu sırada Hakan sağ ön kapıdan torpidoda bir şey arıyordu. İkisi birlikte dönünce Ahmet, 'kaç kaç' dedi. Yola devam ettik. Aydındere mevkiinde Ahmet Aydın 5 litrelik benzin bidonunu dışarı attı. Sonra petrol ofisine geldik. Hakan oradan araca benzin aldı. Tekrar battaniyeyi yakacağını söyledi. Benim aracım madende kaldığı için Eray’ı aradım ve aracı merkeze getirmesini söyledim. Eray geldi, ne yaptılar abi diye sordu, yaktılar dedim. Daha sonra Eray, Hakan’ın arabasına ben de kendi arabama bindim. Hakan, yanıma gelerek 'telefon kayıtlarını sil. Çoluk çocuğunu göremezsin' dedi. Oradan ayrılıp eve gittim. Eşim moralimin bozuk olmasından anlayarak ne olduğunu sordu, eşime de olan biteni anlattım.
Eşim karakola gidip anlatmamı söyledi, ben de sıkıntı olacağını düşünüp ölenin ailesine haber verdim. Maktulün eşini aradım, polise gitmesini söyledim. Türkçe bilmiyordu, Muhammet isimli birine, polise gitmelerini söyledim. Daha sonra diğer Afgan işçinin evine giderek olan biteni anlattım, ailesine haber vermesini söyledim. O sırada Alaattin beni aradı. 'Hakan’la oturuyoruz yanımıza gel' dedi. Benim ihbar ettiğim öğrenilmesin diye yanlarına gitmek zorunda kaldım. Yanlarına gittiğimde Alaattin ve Hakan oturuyorlardı. Hakan 'ben ne yaptım' diye sordu. Hakan olay yerinden uzaklaştı. O esnada ben Alaattin’e polisi arayayım mı diye sordum. Alaattin bana arama dedi. O sırada bir ambulans geçti. Bunun üzerine Alaattin evine, Hakan arabanın lastiklerini değiştirmeye gitti.
Öldü mü öldürğldü mü olanı Sercan biliyor. Ben de sonra Sercan'ı aradım. Tekel bayiye çağırdım ama kolluk bizi konuşamadan aldı.”