"YÖK'süz Üniversite, AKP'siz Türkiye İçin Devrim!"

Devrimci Gençlik Dernekleri, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) kuruluşunun 44. yıl dönümünde Zonguldak'ta Bülent Ecevit Üniversitesi Alt Kapı'da bir araya gelerek basın açıklaması düzenledi.

Haber: Cevat Baran ÇAYDAŞ 

Grup, eylemde "YÖK’süz Üniversite, AKP'siz Türkiye İçin Devrim" yazılı bir pankart açtı. Topluluk adına basın açıklamasını Devrimci Gençlik Dernekleri Zonguldak İl Temsilcisi Nuri Şahin okudu.

Şahin, açıklamasında YÖK'ün 12 Eylül faşist darbesinin ürünü olduğunu ve kuruluşundan bu yana 44 yıllık tarihinin "halk için bilimi, özgür düşünceyi yok etme; gençliğin dinamizmini ve düzene karşı itirazını bastırma çabasının tarihi" olduğunu vurguladı.

Şahin'in açıklaması şöyle:

"Üniversitelerde yükselen gençliğin devrimci mücadelesini bastırmak için oluşturulan 12 Eylül
faşist darbesinin ürünü YÖK’ün kuruluşunun üzerinden 44 yıl geçti. YÖK’ün geride bıraktığı
44 yıllık tarih, halk için bilimi, özgür düşünceyi yok etme; gençliğin dinamizmini ve düzene
karşı itirazını bastırma çabasının tarihidir.
80 öncesi anti emperyalist gençlik hareketinin yarattığı toplumsal ve siyasal bilinç, 24
Ocak’la ilan edilen neoliberal dönüşümün önünü açmak için 12 Eylül’le bastırılmış, YÖK ise
bu rejimin üniversitelerdeki baskı ve zor aparatına dönüşmüştür. Kurulduğu günden bu yana üniversiteleri neoliberal ekonomi modelinin gerekleriyle şirketleştirmiş, eğitim alanında
özelleştirmelerin, vakıf üniversitelerinin önünü açmış üniversiteleri ticarethane, öğrencileri
müşteri olarak gören anlayışı derinleştirmiştir. Darbe zihniyeti nasıl işçilerin grev ve
örgütlenme hakkını yasakladıysa üniversitelerde de 1402’lerden KHK’lara muhalif
akademisyenleri ihraç etmiş, kampüslere sokulan polis ve sivil faşist çetelerle, ögb şiddetiyle devrimci-demokrat öğrencileri baskılamaya ve olası direnişlerin önüne geçmeyi
hedeflemiştir. 

GÖZALTI VE TUTUKLAMALARA TEPKİ 

Geride kalan 44 yıl boyunca rejimler, hükümetler değişmiş 12 Eylül postalıyla
üniversitelere giren YÖK’ün kaldırılması birçok düzeniçi unsur tarafından seçim
dönemlerinde gündem edilmiş fakat ‘'kendisiyle hesaplaşılacağı' iddia edilen darbe ziniyeti
değişmemiş aksine daha da derinleşmiştir.
23 yıllık iktidarı boyunca AKP, darbenin eseri olan YÖK’ü dahi bir ayak bağı olarak görerek
üniversitelere kılıcı bizzat kendisi sallamaya kalkmış durumdadır. 2016’dan sonra ilan ettiği
OHAL ile Saray Rejimi kendisini YÖK’ü aşan yetkilerle donatmış, bir aparata ihtiyaç
kalmadan üniversitelere doğrudan müdahele eder hale gelmiştir. “Başkanlık sistemi” olarak
ifade edilen esasta halka ve gençliğe dönük baskı politikalarının kuralsızlık kuralı olan sistem
üniversitelerin ve memleketin üzerine karabasan gibi çökmüştür. AKP, KHK düzeninin
gücüne güvenerek ve tüm memleket sathını olduğu gibi üniversiteleri de kendi lehine
dikensiz gül bahçesine çevirme gayreti içindedir. Cumhurbaşkanlığı tarafından üniversitelere
atanan kayyum rektörler, öğrencilerin önüne çıkarılan disiplin soruşturmaları, uzaklaştırmalar, gözaltı ve tutuklamalar bunun göstergesidir.

'ÇÜRÜMÜŞ DÜZENİNİN SONU GELMİŞTİR'

Eş, dost, akraba kontenjanı ile atanan her kayyum rektör, kendi şirketinin patronu haline
gelmiş ve piyasalaşma, artık YÖK eliyle değil bizzat üniversitelerdeki AKP’li kadrolar
aracılığıyla sürdürülür haldedir. Üniversitelere dönük saldırılar öyle doğrudan bir hal almıştır
ki, Erdoğan barış imzacısı akademisyenleri sözde akademisyen ilan ederken, 19 Mart’ta
irade gaspına karşı kampüslerden sokaklara taşan üniversite öğrencilerini 'vandallar,
teröristler, müptezeller' diyerek hedef alabilmektedir. Üniversite öğrencilerini terörist ilan eden, ev baskınlarıyla, gözaltılarla, tutuklamalarla özgürlük mücadelesini bastırmak
isteyenlerin çürümüş düzeni artık ömrünün sonuna gelmiştir. 

ÜNİVERSİTELER SERMAYE DÜZENİNİN ELİNDE 

Bugün üniversiteler, sermaye
düzenine sorgulamayan, itiraz etmeyen geleceğin yedek işsiz ordularını ve itaat eden
kölelerini yetiştiren kurumlar haline getirilmişse de hala düzenden kopuşu, itiraz iradesini her
dönem olduğu gibi içinde barındırmaktadır. 19 Mart’ta korku duvarını aşarak halkın geniş
kitlelerine öncülük eden üniversiteli gençlik düzenin karşısında siyasal bir güç haline
gelebilmiştir.

'BUGÜN DİRENİŞİN BAŞLANGICIDIR'

Artık iktidarın ihtiyaçları dahilinde kendi eliyle işlevsizleştirilse de düzenin aparatı olarak YÖK
üniversitelerin kaderini belirleyen kararların alındığı faşist bir kurumdur. 6 Kasım’da YÖK’e
karşı mücadele etmek aynı zamanda emperyalizme ve işbirlikçisi AKP düzenine karşı
mücadele etmek demektir. 6 Kasım, yalnızca YÖK’ün kuruluş günü değil, aynı zamanda
gençliğin bu düzene karşı sesini yükselttiği, özgürlüğe ve bilime sahip çıktığı gündür.
Geçmişin karanlığını dağıtarak geleceği kurma iradesinin tarihidir.

AKP'Yİ DEVRİMLE GÖNDERECEĞİZ 

Bizler biliyoruz ki, bu ölü toprağını direniş silkeler, bütün bunlardan kurtuluş ancak devrimle
mümkündür. Memleket ve üniversitenin ahvali birbirinden ayrı düşünülemez. Rant ve talanla
sermayeye hizmet etmeyen halk için bilim üreten, tepeden inme kayyumların değil
üniversitenin öznelerinin karar alıp yönettiği baskı araçlarının ablukasından
özgürleştirdiğimiz kampüsleri yaratmanın zamanıdır. Birbirine sıkı sıkıya bağlı emperyalizme karşı bağımsızlık faşizme karşı demokrasi mücadelesini büyütecek ve demokratik ülke, demokratik üniversiteyi gençliğin iradesiyle kuracağız. Bu 6 Kasım'da da bir kez daha söylüyoruz: Darbenin mirasıyla, piyasanın yağmasıyla, gericiliğin kuşatmasıyla barışmayacağız. YÖK’e ve şimdi yetkilerini devralmış Saray rejimine karşı aynı kararlılıkla mücadeleyi sürdüreceğiz. Üniversitelerden YÖK’ü, Memleketten AKP’yi
devrim ile göndereceğiz."

Devrimci Gençlik Dernekleri YÖK YÖKsüz Üniversite AKPsiz Türkiye İçin Devrim basın açıklaması Zonguldak