Zırnık İskelesi

Zonguldak'ın Tarih sayfasının editörü Hayati Yılmaz, Antik kaynaklarda adı geçen "Zırnık İskelesi"ni yazdı. Yılmaz yazısında Zonguldak Körfezi'nin yüzyıllar boyunca önemli bir ticaret merkezi olarak kullanıldığını söylerken, iskelenin adının kökeni ve bölgede taşınan ürünlere ilişkin farklı ihtimalleri de gündeme taşıdı.

İşte o yazı;

"Zonguldak limanı bir körfezdir aslında. Tarihler boyunca burası körfez olarak anılmıştır. Ak Burun (Fener Burnu) ile Baba Burnu (Bal kayası) arası hafif içeri doğru kıvrıktır . Orta kısım ise kumsaldan oluşuyordu. Bu kumsalda da bir dere yatağı mevcuttur.

‘’Sand’’ bugün tercüme edildiğinde İngilizce ‘’kum’’ demekti. Sandrace ise kumluk veya sahil anlamına gelir. Fakat eski Yunanca tercümesinde durum bambaşka bir sonuç çıkartıyor.

M.Ö birinci yüzyılda Strabon bu sahilden geçerken, burada bir iskele olduğundan bahseder. Bu iskeleye Zırnık İskelesi demiştir.

Strabon’dan yüz sene sonra Nicomedialı (İzmit) Arrianus , Karadeniz Seyahati adlı eserinde Sandrake adından o da bahseder. Bitinyalı ünlü antik tarihçi, coğrafyacı ve devlet adamı Lucius Flavius Arrianus (Arrianos), MS 131-132 yıllarında İmparator Hadrianus'a sunmak üzere kaleme aldığı ''Karadeniz Seyahati'' (Periplus Ponti Euxini) adlı coğrafi eserinde, bu körfezden bahsederken bir İskeleden de bahsetmişti. Ve bu yerde Zırnık madeni olduğunu ifade etmişti. Bu iskelenin dönemin en ünlü bu iki tarihçinin ‘’Sandrake’’ demesini sonraki tarihçiler tercümelerde bu iskeleye Zırnık İskelesi olarak telaffuz etmişlerdir. Antik Yunanca bir kelime olan Sandarácē, Türkçede "zırnık" olarak bilinen, boyacılıkta ve dericilikte yaygın olarak kullanılan , sarı arsenik sülfür (orpiment) maddesini ifade ediyor.

Arsenik sülfür elementi, kükürtle birleşerek oluşturduğu, doğada genellikle mineral olarak bulunan oldukça zehirli bir bileşiktir. En yaygın türleri sarı renkli olanıdır.

Zonguldak'ta doğrudan çıkarılan ekonomik bir "arsenik sülfür" mineral yatağı bulunmamaktadır. Ancak kimyasal bir bileşik ve element olarak arsenik ve sülfür (kükürt), Zonguldak'taki taş kömürü yataklarının içerisinde ve kömür yanma ürünlerinde doğal olarak yüksek oranlarda mevcuttur. Acaba bu iki coğrafyacının bahsettiği maden, taş kömürü madenleri olabilir mi ? Belki o zaman taş kömürünün sanayi devriminden sonraki kullanım şeklinde değil; başka bir amaca yönelik kullanılıyordu..

İkinci olasılık ; Zırnık aynı zamanda ısırgan otunun adıdır. Bu ot da kıl dökücü olarak bilinir ve aynı şekilde zehirlidir. ‘’Zırnık koklatmamak’’ terimi buradan geliyor. ‘’Zehir bile koklatmam anlamındadır.’’ Bölgemizde oldukça fazla bulunan bu ottan mı bahsedilmektedir ?

Arsenik veya sülfür olduğunu bilmem ama Zonguldak’ta bazı bölgelerde özellikle Çatalağzı’nda toprağın yapısı belirgin olarak sarı topraktır. Bu sarı toprak zamanında kiremit,çanak çömlek yapımında kullanılmaktaydı. (Küçükken biz bu toprağı kazar, oyun hamuru olarak kullanırdık.)

Zonguldak sahiline ‘’Zırnık’’ denmesinin nedeni; bu minerallerin sahilde insanlara zarar vermesinden dolayı konması da olası. Belki de çok uygun bir coğrafya olmasına rağmen, yerleşimin yüzyıllar boyunca olmayışı , bu zehir varlığından geliyordur.

Yerleşimin olmayışı veya çok az olmasına rağmen bunca yüzyıl; burada iskelelerin varlığından söz edilmesi de ilginç. Zonguldak Körfezinde kurulan bu iskelelerden, dönemine göre sürekli bir ürün ticareti yapılmış. Günümüze daha yakın olan , kömürün bulunuşundan önce dahi, iskelelerin olduğunu biliyoruz. Bu iskeleler tıpkı Zırnık İskelesi gibi ; ne ihraç ediliyorsa o ismi almış. Mesela Sütleğen İskelesi...

Zonguldak köylüleri burada süt ve yoğurtlarını sattığı için bu iskeleye "Sütleğen İskelesi" denmiş. Özelikle Zonguldak Körfezi`ne gelen denizcilerin, süt ve yoğurt aldıkları biliniyor. Bu neden ile Sütleğen İskelesi adı verilmiş.

Oduncu İskelesi ; Üzülmez Deresi`nin sahile eriştiği yerdeki eski tahta iskeledir. İstanbul'da, Haliç tersanelerine, buradan kereste ve yakacak odun gönderilirdi.

Bu iskele diğerinden daha uzun ve dardı.Bir kaç fotoğrafta, sahil kereste ile doldurulmuş, sandallara yüklerken görüntüleri vardır. Hızlı Yükleme İskelesi (Chargement rapide) kömür yüklemek için Fransızlar tarafından yapıldı.

Kargo İskelesi ise ; Kadırga yokuşunun hizasında bulunan tahta iskele idi. ,1930`larda iki katlı beton iskele dönüştürülmüştü.

Kadırga yokuşu var ama kadırga neden yok ? Sorusu akla geliyor.

Kadırga yokuşu beton yol yapılmadan önce de patika yol olarak varlığı gözüküyor. Burada geniş bir meydan olduğu , bu alanın deniz kısmında sürekli iskele olması ve sandalların bu iskeleyi kullanması ; 1750 yıllarında çizilen haritalarda Zonguldak isminin Napoli (yeni şehir) olarak gösterilmesi bu sahilde Fransız Senyörünün gemiler yaptırdığı vurgulanması ; aslında bu sahilde bir Kadırga’nın da varlığını gösteriyor.

"Denizcilikte kullanılan çektirme tipi savaş gemisi olan kadırga gemilerinin, Zonguldak sahillerinde çektirme gemi yapıldığının da vurgulanması aslında Kadırga’nın bir kanıttır. Kadırga İskelesi bugün tam da kadırga yokuşunun hizasındadır. Bu iskele daha sonra kargo iskelesi olarak kullanıldı. Bir ara yolcu iskelesi idi.

Aslında Zonguldak tarihi daha derin incelendiğinde, bir şeylerin günümüze kadar düzenli bir şekilde geldiğini gösteriyor. Zonguldak tarihi sadece kömür ile değil de; bir bütün olarak değerlendirildiğimizde taşlar daha yerli yerine oturuyor."

 

Zırnık İskelesi