ZONGULDAK'A ÖZEL KANUN
Zonguldak tarihine dair araştırmalarıyla bilinen araştırmacı yazar Hayati Yılmaz, kaleme aldığı yazıda, 1910 yılında yalnızca Zonguldak için çıkarılan 'Havza-i Fahmiye Kanunu'nun bölgenin kaderini nasıl değiştirdiğini anlattı. Yılmaz, kömür havzası sınırlarının belirlenmesinden mülkiyet sorunlarına, gecekondulaşmadan işçi grevlerine kadar uzanan sürecin bugün yaşanan birçok sorunun temelini oluşturduğunu ifade etti.
İşte O yazı;
"En basit anlatımı ile Zonguldak’a özel çıkartılan kanun ile günümüze kadar süreci anlatayım.
Havza-i Fahmiye Sadece Zonguldak için çıkartılan Türkiye’nin ilk imar kanunudur.
Havza-i Fahmiye, Osmanlıca kökenli bir terimdir günümüz Türkçe karşılığı "kömür bölgesi"dir Fahmiye: kömüre ait anlamına gelir ve özellikle Zonguldak, Bartın çevresindeki taşkömürü havzasını ifade eder.
1910 yılında sınırları belirlenen bu bölge, o tarihten beri maden hakları ve mülkiyet sorunlarıyla anılmıştır.
1910 yılından önce arazi sahipleri kendilerinin mal sahibi olduğunu tescil etmek istediklerinde ; özelikle Devrek ,Ereğli gibi çok daha eski yerleşim yerinde oturan bir veya birkaç kişiyi şahit göstermek zorundaydı. Yani Zonguldak çarşıda arazi sahibi olduğunu kanıtlamak için Gökçebey’den Hasan çavuşun şahitliğine ihtiyaç vardı. Hal böyle olunca şahidi bulan, araziye sahip oluyordu.
Havza-i Fahmiye Kanunu 17 ocak 1326 (1910) tarihinde çıkartılmıştı. Hemen ardından bölgeye Halkalı Orman ve Maden Mektebi Memuru Hüseyin Fehmi İmer atanmıştı..
Havza-i Fahmiye Kanunu yani Kömür Bölgesine has özel kanun sadece 6 maddeden oluşuyordu.
6 madde gayet çok basit ve net idi.
Kömür sahasını belirleme ve buna da havza adı verilmesi öngörüyordu. Bu havza alanındaki taşınmaz mallar kime ait ise; madenlerin üstünde kalan ev ,arsa gibi taşınmazlarda hak iddia edemiyordu. Lakin; maden sahipleri arama ve işletme hakkı , bu alanların uzantısında dahi , yeraltı ve yer üstü genişletme hakları tanılıyordu.
Yani açıkçası Zonguldak yerlisinin yıllardan beri babadan kalma arazi ve evler hak kaybına uğruyor, işteme sahiplerine de geniş imkan veriliyordu.
Ocak 1911’de Tezkere-i Samiye yayımlanır ve Havza-i Fahmiye Sınırı çizilir. Bu sınır, bugünkü yerleşim yerlerine karşılık olarak, Alaplı’dan başlar, Ormanlı, Eğerci, Yenice ve Ulus üzerinden Kurucaşile’ye bağlanır. Buna denizaltından birkaç km içeri girmesi de dahildir. ( Daha sonra Kastamonu Cide ve ikinci havza olarak Kastamonu’nun bir kısmı eklenmiştir.) Tezkere-i Samiye’yle, ocakların çevrelerindeki yapılaşmanın üretimi ve üreti tesislerini engellemeye başlaması nedeniyle, Havza-i Fahmiye sınırları içinde her ne şekilde olursa olsun, devletin izni olmaksızın arazi açmak, bina inşa etmek gibi faaliyetlerin tümü yasaklanır. İşte bu tarihten sonra gecekondular yaygınlaşır çünkü hepsi izinsiz kanuna aykırı yapılaşmalar başlamıştır.
Bu yasağın nedeni tasman olasılığı değildir. Havza-i Fahmiye sınırları 1910'da belirlenmiş, 1958'de tasman kanunu ile birlikte genişletilmiştir · 1986'da zilyetlikle edinme yasağı kaldırılmıştır. Yani aslında zilyet tapusuz arazi edinme veya kendisine ait olmamasına rağmen veya belli olmamasına rağmen hak sahibi olmasının kabulü 1986 yılında sağlanmış. İşte TTK arazilerine gecekondu kuranlar bahçe açanlar , böylelikle hak sahibi olmuşlardır.1999 tarihinde tapu edinme hakkı gelmiş ve 2018 yılında Tasman (maden çöküntüsü) zararlarının tazmini, genellikle 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Kanunu kapsamındaki "yer kayması" hükümleri çerçevesinde devlet tarafından karşılanmaktadır. 2018 yılında Anayasa Mahkemesi, madencilik faaliyeti sonucu oluşan tasman zararlarının devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında tazmin edilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Zonguldak’ta bir çok değişimi aslında 1984 yılında EKİ’nin adının TTK olarak değiştirmesi ile başlamıştır. Bu tarihten sonra Özal ile birlikte maden ocakları konusunda devlet politikası değişmiştir. Sadece işçi hakları, işçi azaltılması değil, Rödevans,(Maden Ocakları Kiralama) özel ocak açma , kaçak ocaklara sesiz kalma gibi gelişmeler, bu tarihten sonra gerçekleşir. Çünkü artık devlet taş kömüründen vaz geçmiş, gaz kullanımına öncelik vermeye başlamıştır. Zaten bu gelişmelerden sonra 1991 yılında büyük işçi gevi gelmiştir. Tıpkı 1910 Havza-i Fahmiye ilan edildiğinde İngilizlerin sermayesini çekmeye başladıktan sonra kömür çıkarımının düşmesi sonucunda ilk büyük grevlerini başlatması gibi.
Zonguldak’ta bir değişim yaşanmış ise bilinki o tarihlerde büyük grevler olmuştur.
Hayati Yılmaz ile
Zonguldak Tarih"