İşte o makale:
21.Ağustos.1966. Evet, o günün tarihi. İşin 66’ya bağlandığı “O gün”ü anlatabilmem için biraz geriye gitmem gerekir. Ne kadar geriye derseniz, 60’tan aşağı doğru biraz kayalım ve 1958-59 iyidir diye buraya bir demir atalım. SEN ve BEN
Bir nisan günüydü / O köy düğünü / Kalbimin çarpıntısı / Yalnız sen /O günün ateşi /O günden beri / Düşüncem / Sen ve ben
*
Neşeli bir yolculuktu / Köy kokulu yollar / Ağaçlar çiçekler boyu / İçimdeki mutluluk / Sevinç senden / Sen ve ben
*
Birlikte günlerimiz / Düşlerdeki anılar/ Kalbimdeki ateş / Bir sevili yüz ki / Gitmez gözümden/ Sen ve ben
*
Bir de böyle dizeler döktürmüşüm inceden. Devrek’teki 11.Nisan.1959 gününün anısına. Nerde mi döktürmüşüm dizeleri? Çaycuma’da, 1961’de. Bu ne demek? Ateş bacaya doğru demek!..
*
Gelelim 1963’e. Yaz mevsimi. Çaycuma’da bir düğün. Yeğenlerden birinin miydi? Düğünde ne yapılır? Mümkün miktarda rakı içilir. “Üç kadeh içtim dalgalanıyorum ben” ne demek?. Biz mümkün miktarı da aşmışız. Ne dalgalanması, uçuyoruz. Düğün sonrası kalabalık bir grup düşmüşüz Çamlık (Sıracevizler) yoluna. Gecenin ortasında şarkı-türkü yıldızları selamlıyoruz.
Bir ara bakarım ki sesler yok!. A-aa!..Nerde bu sesler? Biz gruptan 20-30 adım öndeyiz. Ben değil biz. Biz kimiz? Biz, ikimiz..
*
Dedim ona ki; Bak, lise mezunuyum. Ne olacağım belli değil. İstikbalim karanlık.
Dedi bana ki; Benim için farketmez..
*
Bir gocuman adım daha atalım mı? Atalım ve gelelim 21. Ağustos 1966’ya. Arada neler mi oldu? Ohhoo! Bu yazı bitmez..
*
Devrek’teyiz. Millet Bahçesi’nde.O zaman bahçede hiçbir yapı yok.Koca çınarlar ve temiz bir yeşillik.Ortalık kalabalık.
Recai Saygı önündeki deftere bir şeyler yazdı ve yanımdakine sordu:
Müşerref Hançerli, Hamit Kalyoncu’yu eş olarak kabul ediyor musun?
“Evet” dedi.Kalabalıktan bir alkış tufanı…
Recai Saygı bana doğru sordu:Hamit Kalyoncu, Müşerref Hançerli’yi eş olarak kabul ediyor musun?
“Dedim ki Heee/ Dedim daha sorun var mı?/ Söyledi yoh yoh”..Ondan sonra Yılmaz Erkut ve arkadaşları çaldı, “Nişanlı ve Nikahlı” olarak ilk dansı yaptık. Sonrası vur patlasın, çal kütlesin.
*
Tabii ki öyle bitmedi. Nişan-nikah eğlencesi sonrası, bizim hatundan bir buse alamadan Çaycuma’dan gelen arkadaşlarım tarafından nasıl kaçırıldığımı sonra anlatırım.Hamit Kalyoncu-2019
Eğitimci-Yazar
Zonguldak Nostalji
21.Ağustos.1966. Evet, o günün tarihi. İşin 66’ya bağlandığı “O gün”ü anlatabilmem için biraz geriye gitmem gerekir. Ne kadar geriye derseniz, 60’tan aşağı doğru biraz kayalım ve 1958-59 iyidir diye buraya bir demir atalım. SEN ve BEN
Bir nisan günüydü / O köy düğünü / Kalbimin çarpıntısı / Yalnız sen /O günün ateşi /O günden beri / Düşüncem / Sen ve ben
*
Neşeli bir yolculuktu / Köy kokulu yollar / Ağaçlar çiçekler boyu / İçimdeki mutluluk / Sevinç senden / Sen ve ben
*
Birlikte günlerimiz / Düşlerdeki anılar/ Kalbimdeki ateş / Bir sevili yüz ki / Gitmez gözümden/ Sen ve ben
*
Bir de böyle dizeler döktürmüşüm inceden. Devrek’teki 11.Nisan.1959 gününün anısına. Nerde mi döktürmüşüm dizeleri? Çaycuma’da, 1961’de. Bu ne demek? Ateş bacaya doğru demek!..
*
Gelelim 1963’e. Yaz mevsimi. Çaycuma’da bir düğün. Yeğenlerden birinin miydi? Düğünde ne yapılır? Mümkün miktarda rakı içilir. “Üç kadeh içtim dalgalanıyorum ben” ne demek?. Biz mümkün miktarı da aşmışız. Ne dalgalanması, uçuyoruz. Düğün sonrası kalabalık bir grup düşmüşüz Çamlık (Sıracevizler) yoluna. Gecenin ortasında şarkı-türkü yıldızları selamlıyoruz.
Bir ara bakarım ki sesler yok!. A-aa!..Nerde bu sesler? Biz gruptan 20-30 adım öndeyiz. Ben değil biz. Biz kimiz? Biz, ikimiz..
*
Dedim ona ki; Bak, lise mezunuyum. Ne olacağım belli değil. İstikbalim karanlık.
Dedi bana ki; Benim için farketmez..
*
Bir gocuman adım daha atalım mı? Atalım ve gelelim 21. Ağustos 1966’ya. Arada neler mi oldu? Ohhoo! Bu yazı bitmez..
*
Devrek’teyiz. Millet Bahçesi’nde.O zaman bahçede hiçbir yapı yok.Koca çınarlar ve temiz bir yeşillik.Ortalık kalabalık.
Recai Saygı önündeki deftere bir şeyler yazdı ve yanımdakine sordu:
Müşerref Hançerli, Hamit Kalyoncu’yu eş olarak kabul ediyor musun?
“Evet” dedi.Kalabalıktan bir alkış tufanı…
Recai Saygı bana doğru sordu:Hamit Kalyoncu, Müşerref Hançerli’yi eş olarak kabul ediyor musun?
“Dedim ki Heee/ Dedim daha sorun var mı?/ Söyledi yoh yoh”..Ondan sonra Yılmaz Erkut ve arkadaşları çaldı, “Nişanlı ve Nikahlı” olarak ilk dansı yaptık. Sonrası vur patlasın, çal kütlesin.
*
Tabii ki öyle bitmedi. Nişan-nikah eğlencesi sonrası, bizim hatundan bir buse alamadan Çaycuma’dan gelen arkadaşlarım tarafından nasıl kaçırıldığımı sonra anlatırım.Hamit Kalyoncu-2019
Eğitimci-Yazar
Zonguldak Nostalji













