Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada “dönüş hakkım saklı olmak üzere” diyerek partisinden istifa eden Dilaver, “Yıllar boyuncu kurucu değerlerine, emeğe, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne olan inancımla çatısı altında gururla mücadele ettiğim, çeşitli kademelerinde halkımızın aydınlık geleceği için emek vererek çalıştığım Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden derin bir üzüntü ancak sarsılmaz bir kararlılıkla istifa ediyorum” ifadelerine yer verdi.
İşte o açıklamanın tam metni:"CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANLIĞINA
(Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Faaliyetlerine Esas Olmak Üzere)Yıllar boyunca kurucu değerlerine, emeğe, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne olan inancımla çatısı altında gururla mücadele ettiğim, çeşitli kademelerinde halkımızın aydınlık geleceği için emek vererek çalıştığım Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden, derin bir üzüntü ancak sarsılmaz bir kararlılıkla istifa ediyorum.Son dönemde parti içerisinde yaşanan gelişmeler, ne yazık ki partimizin tarihsel misyonuyla ve demokratik gelenekleriyle açıkça tezat oluşturmaktadır. Yargı makamlarınca ikame ettiği butlan kararı neticesinde şekillenen yeni yönetim anlayışı, parti içi hukuku ve demokratik meşruiyeti zedeleyen bir sürecin önünü açmıştır. Hukukun ve tüzüğün kurallarına mutlak bir sadakatle bağlı olması gerekenlerin, kurultay iradesini ve tüzük hükümlerini somut gerçeklikten kopararak uygulamaktan imtina etmesi, parti hukukuna ve adalete olan inancı temelinden sarsmıştır."Demokrasi mücadelesi, yalnızca dışarıdaki anti-demokratik unsurlara karşı değil; öncelikle kendi evimizin içinde, kendi ilke ve kurallarımıza gösterdiğimiz titiz saygıyla verilir. Tüzüğün işlevsizleştirildiği, kuralların kişilere ve dönemsel menfaatlere göre esnetildiği bir yapı, topluma vaat ettiği adalet idealini temsil etme kabiliyetini yitirir."Bununla birlikte; yargı kararı ile gelen yönetiminizin, parti içinde uzun yıllar yan yana ve omuz omuza mücadele ettiğiniz yol arkadaşlarınıza yönelik sergilediğiniz tasfiye amacı güden haksız tasarruflarınız vefadan ve siyasi etikden uzak yaklaşımlar olup, benim bu istifa kararını vermemdeki en önemli kriterlerden biri olmuştur.Fikirlerin özgürce tartışılamadığı, emeğe ve liyakate dayalı siyaset anlayışının yerini dar kadroların güç mücadelesine bıraktığı bir iklimde, toplumsal bir umut inşa etmek mümkün değildir. Siyaset, sadece koltukların ve makamların muhafazası için değil; ilkelerin, değerlerin ve topluma verilen sözlerin tutulması için yapılan onurlu bir görevdir. Temel tüzük kurallarının dahi hiçe sayıldığı, hukuki meşruiyet tartışmalarının gölgesindeki bir yönetim anlayışıyla yürütülecek bir siyasi faaliyetin, ülkemizin acil demokrasi ihtiyacına ve halkımızın beklentilerine cevap vermeyeceği kanaatindeyim.Bu şartlar altında açıkladığım siyasi ve hukuki gerekçeler doğrultusunda kurucu ilkelerine her zaman sadık kalacağım Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki parti üyeliğimden ilkeli siyasetin yeniden egemen olacağı fikri ve hukuki zeminin inşasına kadar, ileride dönüş hakkımı ve irademi saklı tutarak istifa ettiğimi bildirir, gereğinin ivedilikle yapılmasını saygılarımla arz ederim."
İşte o açıklamanın tam metni:"CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANLIĞINA
(Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Faaliyetlerine Esas Olmak Üzere)Yıllar boyunca kurucu değerlerine, emeğe, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne olan inancımla çatısı altında gururla mücadele ettiğim, çeşitli kademelerinde halkımızın aydınlık geleceği için emek vererek çalıştığım Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden, derin bir üzüntü ancak sarsılmaz bir kararlılıkla istifa ediyorum.Son dönemde parti içerisinde yaşanan gelişmeler, ne yazık ki partimizin tarihsel misyonuyla ve demokratik gelenekleriyle açıkça tezat oluşturmaktadır. Yargı makamlarınca ikame ettiği butlan kararı neticesinde şekillenen yeni yönetim anlayışı, parti içi hukuku ve demokratik meşruiyeti zedeleyen bir sürecin önünü açmıştır. Hukukun ve tüzüğün kurallarına mutlak bir sadakatle bağlı olması gerekenlerin, kurultay iradesini ve tüzük hükümlerini somut gerçeklikten kopararak uygulamaktan imtina etmesi, parti hukukuna ve adalete olan inancı temelinden sarsmıştır."Demokrasi mücadelesi, yalnızca dışarıdaki anti-demokratik unsurlara karşı değil; öncelikle kendi evimizin içinde, kendi ilke ve kurallarımıza gösterdiğimiz titiz saygıyla verilir. Tüzüğün işlevsizleştirildiği, kuralların kişilere ve dönemsel menfaatlere göre esnetildiği bir yapı, topluma vaat ettiği adalet idealini temsil etme kabiliyetini yitirir."Bununla birlikte; yargı kararı ile gelen yönetiminizin, parti içinde uzun yıllar yan yana ve omuz omuza mücadele ettiğiniz yol arkadaşlarınıza yönelik sergilediğiniz tasfiye amacı güden haksız tasarruflarınız vefadan ve siyasi etikden uzak yaklaşımlar olup, benim bu istifa kararını vermemdeki en önemli kriterlerden biri olmuştur.Fikirlerin özgürce tartışılamadığı, emeğe ve liyakate dayalı siyaset anlayışının yerini dar kadroların güç mücadelesine bıraktığı bir iklimde, toplumsal bir umut inşa etmek mümkün değildir. Siyaset, sadece koltukların ve makamların muhafazası için değil; ilkelerin, değerlerin ve topluma verilen sözlerin tutulması için yapılan onurlu bir görevdir. Temel tüzük kurallarının dahi hiçe sayıldığı, hukuki meşruiyet tartışmalarının gölgesindeki bir yönetim anlayışıyla yürütülecek bir siyasi faaliyetin, ülkemizin acil demokrasi ihtiyacına ve halkımızın beklentilerine cevap vermeyeceği kanaatindeyim.Bu şartlar altında açıkladığım siyasi ve hukuki gerekçeler doğrultusunda kurucu ilkelerine her zaman sadık kalacağım Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki parti üyeliğimden ilkeli siyasetin yeniden egemen olacağı fikri ve hukuki zeminin inşasına kadar, ileride dönüş hakkımı ve irademi saklı tutarak istifa ettiğimi bildirir, gereğinin ivedilikle yapılmasını saygılarımla arz ederim."














