Haber: Cevat Baran ÇAYDAŞ Etkinliğe; Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, ZOKEV Başkanı Üzeyir Karahasan, yerel tarihçi Ekrem Murat Zaman, Zonguldak BKM Müdürü Kürşat Coşkun, Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Ercan Demir, Karaelmas Gazeteciler Derneği Başkanı Bahattin Arı ve çok sayıda davetli katıldı.HUKUK FAKÜLTESİNDEN EDEBİYAT DÜNYASINA UZANAN YOLCan Kantarcı, edebiyatla buluşma serüveninin hukuk fakültesinde başladığını anlattı:
“Okumayı ve yazmayı hep seviyordum ama İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okurken kendimi edebiyata daha yakın hissettim. Hukuku bırakıp Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nü kazandım. Başarı bursu aldım ve bunu her dönem koruyarak fakülteyi birincilikle bitirdim.”Eğitimine Fulbright bursu ile Amerika’da devam eden Kantarcı, yüksek lisans döneminde de çeviriden hiç kopmadığını belirtti.ÇEVİRİYLE GELEN TUTKU VE SABIRKantarcı, çeviri sürecini “hem sevgi hem mücadele” olarak tanımladı:
“Her kitapta ‘Bir daha çeviri yapmam’ diyorsunuz ama sonra yine o döngüye giriyorsunuz. Çünkü başka bir yazarın kitabını en iyi sizin çevireceğinizi düşünüyorsunuz. Bu süreçte insan kendini yeniliyor, büyüyor.”Çeviri serüvenine 2002 yılında Ayrıntı Yayınları’nda başlayan Kantarcı, Jack Kerouac’ın ‘Yolda’ romanıyla büyük ses getirdiğini belirtti. Ardından Watchmen, Frankenstein, Drakula ve Nöromancer gibi kült eserleri Türkçeye kazandırdı.“BİR OTOBÜSE BİNDİM VE İNMEYECEĞİM”Başarı yolculuğunu anlatırken duygusal anlar yaşayan Kantarcı, kararlılığını şu sözlerle ifade etti:
“Pek çok insan bana ‘Bu işin sonu nereye varacak?’ diye sordu. Ama ben hep dedim ki; bir otobüse bindim, bu otobüs yavaş gidiyor olabilir ama sonunda varacağı yere varacak. Ve ben o otobüsten inmeyeceğim. Çünkü yılmadım, yoluma devam ettim.”BİLİM KURGU ÇEVİRİSİ: ZOR AMA ÖĞRETİCİ BİR MEYDAN OKUMAKantarcı, özellikle bilim kurgu metinlerini tercih ettiğini belirterek şöyle konuştu:
“Bu tür metinler dil açısından tam bir meydan okumadır. İnsanlar kötü çevirilerle karşılaştığında çevirmenin önemini fark eder. Adınız anılmıyorsa, işinizi iyi yapmışsınız demektir.”Son yıllarda üzerinde çalıştığı en büyük projenin David Foster Wallace’ın 1100 sayfalık ‘Infinite Jest’ romanı olduğunu belirten Kantarcı, eserin dört buçuk yılda tamamlandığını ve Şubat ayında yayımlanacağını açıkladı.“İYİ BİR EDİTÖR, YAZARIN ZİHNİNİ OKUR”Kantarcı, editörlüğün yalnızca dilbilgisi düzeltmekten ibaret olmadığını vurguladı:
“İyi bir editör, yazarın zihninde ne olduğunu anlamaya çalışır. Türkiye’de bazı yazarlar yazdıklarını kutsal metin gibi görüyor, bazı editörler ise fazla müdahaleci davranıyor. En iyi sonuç, iki tarafın uyumlu çalıştığı durumlarda ortaya çıkar.”Uzun yıllar İstanbul Modern’de sanat editörlüğü yapan Kantarcı, daha sonra Columbia Üniversitesi’nin Türkiye merkezinde iletişim yöneticiliği görevini üstlendiğini de belirtti.“BAŞARI KİME GÖRE, NEYE GÖRE? ASIL OLAN EMEKTİR”Söyleşinin sonunda gençlere ilham veren sözler söyleyen Kantarcı, “Başarı kime göre, neye göre? Asıl olan, kendi yolundan sapmamaktır. Ben kendime ihanet etmedim, bu yüzden gururluyum. Başarı gelip geçer ama emek kalır” dedi.Etkinlik, imza töreniyle sona erdi. Can Kantarcı, kitaplarını imzalarken okurlarıyla uzun süre sohbet etti. Zonguldaklı edebiyatseverler, geceyi alkışlarla noktaladı.
“Okumayı ve yazmayı hep seviyordum ama İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okurken kendimi edebiyata daha yakın hissettim. Hukuku bırakıp Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nü kazandım. Başarı bursu aldım ve bunu her dönem koruyarak fakülteyi birincilikle bitirdim.”Eğitimine Fulbright bursu ile Amerika’da devam eden Kantarcı, yüksek lisans döneminde de çeviriden hiç kopmadığını belirtti.ÇEVİRİYLE GELEN TUTKU VE SABIRKantarcı, çeviri sürecini “hem sevgi hem mücadele” olarak tanımladı:
“Her kitapta ‘Bir daha çeviri yapmam’ diyorsunuz ama sonra yine o döngüye giriyorsunuz. Çünkü başka bir yazarın kitabını en iyi sizin çevireceğinizi düşünüyorsunuz. Bu süreçte insan kendini yeniliyor, büyüyor.”Çeviri serüvenine 2002 yılında Ayrıntı Yayınları’nda başlayan Kantarcı, Jack Kerouac’ın ‘Yolda’ romanıyla büyük ses getirdiğini belirtti. Ardından Watchmen, Frankenstein, Drakula ve Nöromancer gibi kült eserleri Türkçeye kazandırdı.“BİR OTOBÜSE BİNDİM VE İNMEYECEĞİM”Başarı yolculuğunu anlatırken duygusal anlar yaşayan Kantarcı, kararlılığını şu sözlerle ifade etti:
“Pek çok insan bana ‘Bu işin sonu nereye varacak?’ diye sordu. Ama ben hep dedim ki; bir otobüse bindim, bu otobüs yavaş gidiyor olabilir ama sonunda varacağı yere varacak. Ve ben o otobüsten inmeyeceğim. Çünkü yılmadım, yoluma devam ettim.”BİLİM KURGU ÇEVİRİSİ: ZOR AMA ÖĞRETİCİ BİR MEYDAN OKUMAKantarcı, özellikle bilim kurgu metinlerini tercih ettiğini belirterek şöyle konuştu:
“Bu tür metinler dil açısından tam bir meydan okumadır. İnsanlar kötü çevirilerle karşılaştığında çevirmenin önemini fark eder. Adınız anılmıyorsa, işinizi iyi yapmışsınız demektir.”Son yıllarda üzerinde çalıştığı en büyük projenin David Foster Wallace’ın 1100 sayfalık ‘Infinite Jest’ romanı olduğunu belirten Kantarcı, eserin dört buçuk yılda tamamlandığını ve Şubat ayında yayımlanacağını açıkladı.“İYİ BİR EDİTÖR, YAZARIN ZİHNİNİ OKUR”Kantarcı, editörlüğün yalnızca dilbilgisi düzeltmekten ibaret olmadığını vurguladı:
“İyi bir editör, yazarın zihninde ne olduğunu anlamaya çalışır. Türkiye’de bazı yazarlar yazdıklarını kutsal metin gibi görüyor, bazı editörler ise fazla müdahaleci davranıyor. En iyi sonuç, iki tarafın uyumlu çalıştığı durumlarda ortaya çıkar.”Uzun yıllar İstanbul Modern’de sanat editörlüğü yapan Kantarcı, daha sonra Columbia Üniversitesi’nin Türkiye merkezinde iletişim yöneticiliği görevini üstlendiğini de belirtti.“BAŞARI KİME GÖRE, NEYE GÖRE? ASIL OLAN EMEKTİR”Söyleşinin sonunda gençlere ilham veren sözler söyleyen Kantarcı, “Başarı kime göre, neye göre? Asıl olan, kendi yolundan sapmamaktır. Ben kendime ihanet etmedim, bu yüzden gururluyum. Başarı gelip geçer ama emek kalır” dedi.Etkinlik, imza töreniyle sona erdi. Can Kantarcı, kitaplarını imzalarken okurlarıyla uzun süre sohbet etti. Zonguldaklı edebiyatseverler, geceyi alkışlarla noktaladı.



















