Özgür Halkın Sesi, insana kıymet, kitaba emek veren akademisyenlerden izin alarak her gün ne insan hikayesini sizlerle paylaşacak. İşte ikinci hikayemiz:
ADNAN ASLAN
Zonguldak merkezde, 1961 yılında dünyaya gelen Adnan Bey, aslen Zonguldak, Beycuma beldesi, Karadere Köyü, Aslanoğlu Mahallesi nüfusuna kayıtlıdır. Dedesi ve babası Zonguldak merkezde şoförlük yapmışlardır. Dedesi taşıma işini oğluna bırakıp, Beycuma'da buğday alip Satmaya başlar. Beycuma'da ihtiyaç olduğunu görüp, dükkâna tekel ve tuhafiye malzemelerini de yerleştirir.
Adnan Beyin babası, babasından devraldığı taşımacılık işini; Ankara'ya, Istanbula otobüsle yolcu taşıma şeklinde devam etürir. Zamanla yolcu taşıma işinden çekilir. Şuan Beycuma'da Adnan Beyin devam ettirdiği dükkânda esnaflığa devam eder.
Adnan Bey, Beycuma'da ilkokulu bitirir, ortaokula devam etmez. Önce dedesinin yanında, sonra babasının yanında esnaflığa devam eder.
Adnan Beyin, iki erkek ve iki kız kardeşi vardır. Ağabeyi onguldak Gümrük Müdürlüğünde şeflikten emekliye ayrılıp, BalıkesiAr'e yerleşir. Ablası, Adnan Beyin yanında yaşar. Kız kardeşi ise Beycuma Belediyesinde memur olarak çalışır. Babası 2010 yılında vefat etmiştir. Annesi ise halâ sağdır ve Adnan Bey'le beraber oturmaktadır.
Adnan Bey; 1991 yılında evlenir. 1992 yılında oğlu, 1993 yılında da kızı dünyaya gelir. Oğlu Mardin Nusaybin'de polis olarak görev yaparken iki arkadaşıyla beraber şehit olur. Bu olay Adnan Beyin dünyadaki bütün beklentilerini alır götürür. Oğlunun boşluğunu, kendini işine vererek doldurmaya çalışır.
Son dönemde mahalle aralarına kadar giren büyük marketler, Adnan Beyin işine çok sekte vurur. Adna Bey bu olumsuz duruma, dükkânda modern oyuncaklar ve Beycuma'da olmayan av malzemeleri satarak çözüm bulmaya çalışmıştır.
Oğlunun şehit olmasi nedeniyle kendisinden sonra dükkânı işletecek kimse olmaması, Adnan Bey'i üzmektedir. Kendisinden sonra dükkânı; ya yeğeni, ya da kızının devam ettirmesini düşünür. Fakat dükkânın asla kapatılmasını istemez. Dükkânın; en azından, hafta günü olan Cuma günleri, bayram günleri gibi özel günlerde açık tutulmasını arzulamaktadır.
“Oğlum şehit olduktan sonra bana İstanbulu bağışlasalar; yalnızca malım var derim. Ama o mal beni mutlu etmez. Çünkü bir tarafın boş oluyor. Bu dükkânı devam ettirmemin sebebi; kendimi oyalamak, meşgale yapmak.”
Adnan Bey, bize kendinizi tanıtır mısınız?
1961 yılında Zonguldak'ta dünyaya geldim. Ailemin üçüncü çocuğuyum. Bir ağabeyim, bir ablam, bir de kız kardeşim var. Ağabeyim Zonguldak Gümrük Müdürlüğünde şefti. Emekliye ayrılıp Balikesir'e yerleşti. Ablam ve annem birlikte bizde kalıyorlar. Kız kardeşim de Beycuma Belediyesinde memur olarak çalışıyor. Babam 2010 yılında rahmetli oldu. Bu dükkân; dedemden babama, babamdan da bana kaldı. Hemen hemen 70 seneye dayanan bir esnaflığımız var. Yalnız ilk işimiz şoförlükmüş. Eskiden 302 otobüsümüz vardı. Ankara'ya, İstanbula yolcu taşıyorduk. Dedem şoförlüğü babama devredip Beycuma'da, buğday alıp satmaya başlıyor. Daha sonra tuhafiye işine giriyor. Yıllarca bu dükkân tuhafiye dükkânı olarak devam etti.
Adnan Bey, öğrenim hayatınızdan bahseder misiniz?
Beycuma İlkokulunda başlayıp, Beycuma İlkokulunda bitti. Yani ilkokuldan sonra okumadım. Dedemin yanında esnaflığa başladım. Zaman içinde babamla beraber devam etti. Biz ihtiyaç duyulan malzemeleri getirirken, dükkân zamanla züccaciye, tekel bayii, kırtasiye dükkânına dönüştü. Bütün esnaflığımızı bu dükkânda yaptık. Bu dükkân yetmiş yıldır var. Bu dükkâna on yaşında girdim. Elli yıldır, ben bu ükkândayım.
Adnan Bey, bize evlenme sürecinizden bahseder misiniz?
19911 yılında görücü usulüyle evlendim. Bizde şimdiki gibi aşk meşk işleri olmaz. Gördük, beğendik, istedik, oldu. Burası ufak yer, aşağı yukarı herkes birbirini tanır. Biz televizyonda gördüğünüz gibi aşk meşk yaşamadık. Zaten aşk kırk gün sürermiş, kırk günden sonra saygıya dönermiş. Bizimki köy işi, eşimi gördüm, beğendim. Büyükleri gönderdik istediler. Eşim tarafı da bizi beğenip verdiler. 1992 yılında bir oğlum oldu. İsmi Çağdaş Aslan'dır. 1993 yılında bir kızım dünyaya geldi. Oğlum şehit oldu. Kızım üniversiteyi bitirdi, çalışiyor. Evliliğim askerlik sonrasına rastlar, ben zaten geç evlendim.
Adnan Bey, bize biraz askerlik döneminizden bahseder misiniz?
Isparta, Eğirdir Komando Okulunda acemi eğitimimi yaptım. Bolu Komando Tugayında da usta askerliğimi yaptım. Askerlik sürem on dokuz ay sürdü. Askerliğimi dağ komando
askeri olarak yaptım. Askerden 1983 senesinde döndüm. Askerlik dönüşü dükkânda kaldığım yerden devam ettim. 008 yılında emekliye ayrıldım. Hala dükkânda çalışmaya
devam ediyorum.
Adnan Bey, biraz ewel oğlum şehit oldu dediniz. Eğer sizi üzmezsek biraz oğlunuzdan bahseder misiniz?
Oğlum 1992 doğumlu, Atatürk Anadolu Lisesini bitirdi. Dershaneye gitti. Sinavı kazanmasına rağmen, kazandığı yeri beğenmeyip, bir yıl daha dershaneye gitmeye karar verdi. O arada polislikle, askerlik sınavlarına da girmişti. Son dakikada polislik sınavını kazandığı haberi geldi. Kırıkkale Polis Okuluna gitü. Kırıkkale'de iki sene okuduktan sonra Kocaelinde göreve başladı. İki buçuk yıl sonra Mardin Nusaybin'e tayini çıktı. Orada sekiz ay görev yaptıktan sonra bir menfez patlatılması sonrası iki polis arkadaşıyla beraber şehit oldu. Allah geride kalan gençlerimize sabir, selamet ve uzun ömür versin. Takdir-i İlahi böyleymiş, yapacağımız bir şey yok. Oğlum şehit olduktan sonra bana İstanbul'u bağışlasalar; yalnızca malım var derim. Ama o mal beni mutlu etmez. Çünkü bir tarafin boş oluyor. Bu dükkânı devam ettirmemin sebebi, kendimi oyalamak, meşgale yapmak. Eskiden bir araba almak haz verirken, bugün sadece işimi gören bir araç olarak bakıyorum. Mesela iyi bir restoranda yemek yediğinde haz alırsın. Şimdi öyle değil, sadece açlığımı geçiriyorum.
Adnan Bey, sizin mesleğiniz tam olarak nedir? Züccaciye
gibi görünüyor ama oyuncaklar, silahlar, yani tam olarak nedir?
Eskiden züccaciye çok güzel iş yapıyordu. Fakat büyük şirketler açılınca işler bozuldu. Bende önceleri biraz modern oyuncaklarla takviye yaptım. Beycuma'da av malzemeleri dükkânı yoktu. Dükkâna av malzemeleri getirerek, Yelpazemi genişlettim. Yalnız ben emekli olduğum idare ediyorum. Emekli olmasam bu dükkanda geçim yapamam. Eskiden işler çok aktifti. Geçmişte biz burada üç esnaftık. Şimdi elli tane esnaf var.
Üstüne üstünlük birde büyük marketler mahalle bakkalı gibi her sokağa şube açtılar. Benim altı liraya alıp, dükkâna koyduğum oyuncağı 101, ŞOK, BİM gibi marketler yedi liraya satıyor. Ben yedi iraya satamam. O oyuncaklar bana Akara, İstanbul gibi yerlerden geliyor. Doğal olarak maliyeti fazla oluyor.
Adnan Bey dedeniz de mi bu dükkana esnaflık yapmış? O da mı züccayiyeymiş?
Evet, Dedem de bu dükkanda esnaflık yapmış. Yalnız dedem tuhafiye dükkanı olarak işletmiş. Çok eskiden burada iki üç tane bakkal dükkanı varmış. Onlarda şeker, çay, kibrit, gaz yağı, sıvı yağ, sabun, akide şekeri bir kaç bisküvi çeşidi vardı. Sanayağı bile sonradan çıktı. Eskiden bakka dendiğinde otuz kalem malden fazla birşey olmazdı.
Dedem tuhafiyecilik yaparken babam da kamyonculuk ve otobüscülük yapıyordu. Çok sonradan babam arabacılığı bıraktı. Tuhafiye dükkanının başına geçti. Babamdan sonra ben devraldım. Benden sonra bir yeğenim var. Belki o devam ettirir. Belki kızım devam ettirir. Şimdilik ben devam ettirebildiğim kadar devam ettireceğim.
Dedenizden, babanızdan sonra size intikal eden bu dükkanı yetmiş yıl sonra kapısıa kilit vurulması sizi nasıl etkiler?
Ben hiç tbir ticaret yapmasalarda bu dükkanın devam etmesini isterim. Beycuma’yı terk etsemde bu evimi terketmek istemem. Köydeki eve hiç ihtiyaç yokken üzerine bir kat yaptım. Şimdi bir katta çatı katı yapacağım. Eve hiç ihtiyaç yok. Ama ben geleneklerine bağlı birisiyim. O nedenle; köydeki evimin, buradaki evimin ve bu dükkânin kapanmasini istemiyorum. Higbir sey yapamasalar da; cumadan cumaya, bayramdan bayrama, belirli günlerde bu dükkânin açik olmasini isterim. Bu bina komple bizim evimiz.
İnsanlar, simdi büyük alisveris merkezlerinde alisveris yapmayi daha cok seviyorlar. Siz bu durumla ilgili ne düsünüyorsunuz?
Ben buna inanmiyorum. Simdi büyük alisveris merkezerinden alisverislerini yapiyorlar. Tabii millet oraya girince ihtiyaci olmayan ürünleri de allyorlar. Sonra;
"Benim kredi kartlarimin limiti dolmus." diyorlar. Yani büyük marketler farkinda olmadan insanlari ihtiyaçlari olmasa da alisverise zorluyor. Bu da insanlarin ödeme vakti gelince, sikinti cekmelerine sebep oluyor. Bu büyük alisveris merkezlerinin, ülkeye getiriden fazla zararlar var.
Bu tip alisveris merkezleri sehrin disinda olmasi gerekiyor.
Bizde ise her mahallede sokak aralarinda bakkal gibi faallyet gösteriyorlar. Sonra AVMlere giden insanlar parali insanlar.
Parasi olmayan gidemez ki.
Adnan Bey, meslek hayatiniz boyunca hig unutamadiginiz basinizdan geçen üzücü veya komik hikâyeniz var mi?
"Ticaretin bir ahlâki olmali. Ahlâkin olmadigi yer yalanc cennettir. O cennet yok olur gider." Ben esnaflik hayatim boyunca sunu ögrendim. Stokçuluk, buna bizim halkimizda izin veriyor. Parasi olan, "Benim param var, ben isimi göreyim, öteki ne yaparsa yapsin." diyor. Bu çok yanlis, yasadis kazanilan para, yine yasadis! olarak gidiyor. Kanuni yoldan kazanilan helâl paranin bereketi oluyor. Ben elli seneden beri bunu görüyorum.
Yani bu ticaretin bir ahlâki olmall. Ahläkin olmadigi yer yalanci cennettir. O cennet yok olur gider. Meselâ, burada bir sel oldu. Rabbime imani olan, helâl kazanan insanlarin hig korkusu olmadi. Cünkü Allah'tan geldik, Allah'a dönecegiz.
Fakat iman zayiligi olanlarda korkuyla karisik panik vardi."
Tesekkür ederiz.
(Baskı:2019)















Allah rahmet eylesin Rabbım oğlunun şefaatine nail eylesin
Bu.arkadas.vefat.edeli.3.yil.oldu