Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi tarafından yayımlanan “Zonguldak Yöresinde yaşayan insan hazineleri” isimli kitabın editörü zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi İnsan Bilimleri Fk. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Dr. Hasan Özer’dir.
Kitapta yer alan tüm fotoğraflar, Zonguldak Fotoğraf Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve fotoğrafçı, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Öğretim Görevlisi İ. Kerem Öztürk tarafından çekilmiştir.
Özgür Halkın Sesi, insana kıymet, kitaba emek veren akademisyenlerden izin alarak her gün ne insan hikayesini sizlerle paylaşacak.
İşte yeni hikayemiz:
KADRİ DİLMEN
1950 yılında Zonguldak’ta doğan Kadri Bey daha ilkokul yıllarında ağaçları, tahta parçalarını oyarak onlara şekil vermeye başlar. Ortaokul zamanlarında karton plaktan küçük maketler yaparak boş zamanlarını değerlendirir.
Aradan yıllar geçer ve Kadri Bey maket yapmayı bırakmaz.
TTK'de isçi olarak çalışmaya baslar. 1993 yılında Zonguldak Halk Eğitim Merkezinden kendisine gemi maketi kursu açması için bir teklif gelir. Seve seve bu teklifi kabul eden Kadri Bey burada öğrencilerine bilgilerini aktarır. Ayni yıl günlerden bir gün dönemin il mili eğitim müdürü merkezi ziyaret eder ve gemi maketçiliğinin "şeytan işi" olduğunu söyleyerek bu kursun kapanmasını ister. Kadri Dilmen bu duruma oldukça içerler ve bir vakit elini hiçbir şeye sürmez.
Aradan biraz zaman geçtikten sonra yine dönemin il kültür ve turizm müdürü Kadri Beyi arar ve maketlerini İzmir Enternasyonal Fuarında sergilemek istediklerini söyler. Kadri Bey kendisinin de gelmesi durumunda bu teklifi kabul edeceğini iletir. Kültür müdürü kabul eder ve beraber İzmir’e giderler. Burada Kültür ve Turizm Bakanlığından bir müsteşar Kadri Beyin yaptığı maketleri görür görmez Ankara'dan yetkili bir ismi İzmir’e çağırır ve Kadri Beyin maketlerini görmesini ister. İzmir’e gelen yetkili Kadri Beyin maketinin suda yüzdüğünü, üstüne üstlük bir de top atışı yaptığını görünce çok etkilenir ve Kadri Beyi Almanya'daki yüzer gemi yarışmasına karar verir. Almanya'daki yarışmada Avrupa birincisi olan Kadri Bey bundan sonra pek ok ulusal ve uluslararası Ödül kazanır. Armatörler, ordudan yetkililer, mühendisler artık inşa edecekleri geminin modelini Kadri Bey den isterler.
TTK'den emekli olup profesyonel bir şekilde gemi modelistliğine yönelen Kadri Bey 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in övgüsüne mazhar olur ve bu durumu şöyle anlatır:
Dönemin milli eğitim müdürü yaptığım işe şeytan işi demişti ve ben bu duruma çok içerlemiştim. Bir gün babam "Oğlum bu işi bırakma. Sen çok büyük bir usta olacaksın gün gelecek Cumhurbaşkanı önünde düğmesini ilikleyecek demişti." Babamın söylediği gerçekleşti ve sayın Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel benim önümde ceketini ilikleyip "Ustam sen çok mümtaz bir ustasın, ellerine sağlık" dedi. O an babamı rahmetle andım.
Tam bir deniz sevdalısı olan Kadri Dilmen, oğullarını da deniz sevdalısı olarak yetiştirir. Büyük oğlu gemi kaptanı olur, küçük oğlu ise Kadri Beyle çalışır. Kadri Dilmen'in tek ilgi alanı gemi modelistliği değildir. Ayni zamanda çok iyi bir kabak kemane ustası olan Kadri Bey, insanların bahçelerinde kışlık domates biber patlıcan kuruttuğunu kendisinin ise kabak kuruttuğunu tebessüm ederek anlatır. Çalgı yapımının çok titizlik istediğini, en ufak bir hatada çatlak seslerin meydana gelebileceğini dile getirir.
Kadri Beye göre en hisli çalgı kabak kemanedir ve iyi bir usta elinde dile gelen yegane çalgılardan biridir.
Sizi tanıyabilir miyiz?
Adım Kadri Dilmen. 1950 yılında Zonguldak’ta doğdum.
Evliyim, iki çocuğum var. İlk ve ortaokul tahsilimi tamamladıktan sonra 1968 yılında gemi maketçiliği çalışmalarına başladım. 1980 senesinde de bu ise gönül veren arkadaşlarla Gemi Modelcileri Derneğini kurduk.
Bir süre sonra dernekten ayrılarak kişisel çalışmalarıma başladım ve bu kez çalışmalarımı Zonguldak halkıyla paylaşmak üzere altı kez sergi açtım. Daha sonra yurtiçi ve yurtdışı çeşitli sergilere katildim. Bunlar sırasıyla:
Turizm Bakanlığı tarafından davet edildiğim Almanya Duesseldorf’taki "Yüzer Gemi" yarışmasıyla birincilik madalyası kazanma onuruna erdim. (23-31.01.1993)
Yine Turizm Bakanlığı tarafından İzmir Enternasyonal Fuarında iki sergi açarak Turizm Bakanlığı Turizm Ödülüne layık görüldüm.
Zonguldak Devrek Baston Festivalinde dört sergi açtım. Ankara DTCFde açılan yüzer gemi sergisindeki tüm Ankaralıların oylarını alarak Türkiye birincisi seçildim.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği yüzer gemi modelleri sergisinde bir Türkiye birinciliği daha aldım.
Zonguldak Kozlu Halk Eğitim Merkezinde üç yıl usta öğretici olarak çalıştım.
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Gemi Modelcilik Kulübünde ise alt yıl başkanlık görevinde bulunduğum sırada deneyimlerimi öğrencilerime aktarmaya çalıştım.
Halen İngiltere, İspanya, İtalya ve Danimarka gibi yurtdışı firmaların siparişleri üzerinde çalışmalarımı sürdürmekteyim.
Başarılarla dolu bir ömür sürmüşsünüz anladığım kadarıyla. Keşfedilme sürecinizden bize biraz bahseder misiniz? Fuarlara katılma durumu nasıl gerçekleşti.
TTK'de isçi olarak çalışırken bir taraftan da Halk Eğitim Merkezinde gemi maketi öğreticiliği yapıyordum. Bir gün il milli eğitim müdürü gelip gemi maketinin "şeytan işi" olduğunu ve bu kurşun kapanacağı bana iletti. Çok üzüldüm eşyalarımı alıp evime döndüm. Aradan yirmi gün geçtikten sonra il kültür ve turizm müdürü beni aradı ve maketlerimi çok beğendiğini ve onları İzmir Enternasyonal Fuarında sergilemek istediklerini söyledi. Ben bunu ancak kendim de fuara gelirsem kabul edebileceğimi söyledim.
Onlar da TTK'den benim için aldılar ve beraber İzmir’e gittik. İlk maceram böyle başladı.
Peki gemi maketinin alıcıları kimlerdir? Koleksiyonerler mi alıyor, meraklıları mı alıyor?
Gemi maketini sadece göze hitap eden bir biblo gibi düşünmemek lazım. Her şeyden önce bu bir teknik çizim.
Nasıl ki ev almadan önce inşaat şirketleri size evinizin maketini gösteriyorsa tersaneler de yapacağı geminin önce maketini tasarlıyor. Bize gelen siparişlerde ölçekler bellidir. Burada maket denilince cezaevinde mahkûm arkadaşlarımızın yaptığı karton plak düşünülmesin Bu bir modelleme işidir. Yine TSK ortaya çıkacak olan makete göre yeni bir savaş gemisi siparişi veriyor.
Armatörler mesela sahibi oldukları gemilerin maketlerini yazıhanesine koyuyorlar. Bu sektörlerin dışında dediğiniz gibi koleksiyonerler, deniz, gemi sevdalıları bu maketleri saatini alıyorlar.
El isçiliği isteyen bir mesleğiniz var. Teknolojinin gelişmesinin sizin işlerinize olumlu ya da olumsuz bir etkisi oldu mu?
Eskiden tahtaları kıl testeresiyle tek tek keserdik. Bir maketin yapımı iki hatta üç ay sürebiliyordu. CNC makinesi çıktıktan sonra işlerimiz kolaylaştı diyebilirim. Şimdi bir maketi on beş yirmi günde teslim edebiliyoruz.
Günümüzde komposit malzeme kullanıldığı için gemilerin yüzme şansı yok. Ben buna çok üzülüyorum.
Yüzer gemi yapmayı da denediniz mi?
Tabi ki denedim. Gençliğimde yaptığım tekneyle Zonguldak'tan Ereğli’ye gitmişliğim var.
İnsanlar genelde çocuklarının kendi meslekleriyle ilgilenmediğini memuriyette ya da büyük şehirlerde özel sektörde çalıştıklarını söylüyor. Sizde durum nedir çocuklarınız ne işle meşguller?
Çocuklarım ayni zamanda benim çıraklarımdır. Büyük oğlum Ersen aslında gemi kaptanı. Uzakdoğu seferlerine çıkardı. Ben işleri yetiştiremeyince kaptanlığı bırakıp yanıma gelmesini istedim. O da sağ olsun beni kırmadı ve birlikte çalışmaya başladık. Küçük oğlum Orçun da yine bizimle birlikte çalışıyor.
Çok teşekkür ederiz.














