Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi tarafından yayımlanan “Zonguldak Yöresinde yaşayan insan hazineleri” isimli kitabın editörü Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi İnsan Bilimleri Fk. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Dr. Hasan Özer’dir.
Kitapta yer alan tüm fotoğraflar, Zonguldak Fotoğraf Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve fotoğrafçı, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Öğretim Görevlisi İ. Kerem Öztürk tarafından çekilmiştir.
Özgür Halkın Sesi, insana kıymet, kitaba emek veren akademisyenlerden izin alarak her gün insan hikayesini sizlerle paylaşacak.
İlk insan hikayemiz:
BAKIRCI ALİ ARTAR
1952 yılında Zonguldak'ta doğan Ali Bey, aslen Rizelidir. Rize'den Bartın'a kerestecilik için gelen Ali Beyin ailesi zaman içerisinde bu işi bırakarak kalaycılık mesleğine yönelir. Aslında Ali Beyin amcası kalaycıdır ve babasına da bu işi öğreten amcasıdır. Ali Bey, bir gün okuldan eve geldiğinde babasının dükkânda yalnız çalıştığını görür ve babasına işçilerin nerede olduğunu sorar. Babası da işçilerin işten çıktığını söyleyince Ali Bey babasına yardım etmek için dükkâna girer. Giriş o giriş bir daha dükkândan çıkamaz ve elli yıldan beri kalaycılığı ayakta tutmak için çalışır.
Kalaycılığın ve bakırcılığın teknolojiye ve kimyaya yenik düşmesini çok doğal karşılayan Ali Bey, zamanla alternative işlere yönelir. Dükkânında artk bakır tencereler değil sobalar, mangalar, saclar üretmeye başlar. Mesleki tecrübelerini anlatırken eski ramazan günlerini hatırlar ve insanların bakır tencerelerini kalaylatmak için dükkânın önünde nasıl sıra olduklarını anımsayarak “O günler çok eskide kaldı” diyerek derin bir iç çeker.
Ali Bey sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Biz aslen Rizeliyiz fakat doğma büyüme ben buralıyım.1952 doğumluyum. Babamlar ilk olarak Bartın'a gelmişler.Bartın'da eskiden kereste işi varmış. Bir müddet Bartın'da kaldıktan sonra Zonguldaka gelmişler. Zonguldaka gelince bakırcılık mesleğini icra etmeye başlamışlar.
Babanız kalaycılığı Bartın'da mı öğrenmiş yoksa gelmeden önce biliyor muymuş?
Amcam biliyormuş. Armcamla birlikte dükkân açmışlar. Kalaycılık eskiden çok revaçta bir meslekmiş. O zamanlar çelik tencereler yok tabii. Bakırı işlemesi kolay, temizliği kolay. Bakır tencerelerde yemeği yaptıktan sonar bekletmeyeceksin. Bekletirsen o zaman yiyecekler bozulur
Peki bakırı nereden temin ediyordunuz?
İstanbul'dan temin ediyorduk. Ham madde deniz yoluyla Zonguldak'a geliyordu.
Siz bakırcılığı ne zaman öğrendiniz?
İlkokul yıllarımda babamın yanında çalışmaya başlayarak öğrendim. 1965'ten beri bu mesleğin içindeyim. Babamın eskiden yanında işçileri vardı fakat zamanla bu işçiler işi bıraktı. Ben de babama yardım etmek amacıyla başladığım bu mesleği bir daha bırakamadım. Amcam babamı, babam da beni yetiştirdi ama ben maalesef yetiştirecek eleman bulamıyorum.
Mesleğinizi zorlukları var mı?
Her mesleğin kendine göre zorlukları vardır. Ateş başında olduğumuz için sıcakla başa çıkmak bizi en çok zorlayan şeydir. Eskiden yaz aylarında gömleğimiz terden sırılsıklam olurdu ve biz o gömleğin suyunu sıkar tekrar giyerdik. Ne yazık ki zamanla teknolojiye yanik düştük. Günümüzde makineler seri üretim yapıyor. Daha sonra bakıra antika süsü verebilmek için makinenin ürettiği bakır çekiçleniyor. Her mesleğin kendine göre incelikleri vardır.
Peki sizin mesleğinizin incelikleri nelerdir?
Bir kere bakırın yumuşak olması gerekir. Sert bakırda çalışmakzor olur. Bakırın yumuşaması için iyice kızdırdıktan suyun içine atarız. Şekil vereceğimiz yumuşaklığa ulaşana kadar bu işlemi tekrarlarız. Kalaycılık bakırcılıktan dahâ zordur. Hata kabul etmez Bakırın yüzeyi hiçbir kirliliği kabul etmez. Mutlaka yüzey temiz olacak.
Bakırcılığa rağbet azaldıktan sonra alternatif işlere yöneldiniz mi?
Mecburen yöneldik. Soba, mangal satışına başladık. Yufka sacı imal ettik. Bakırdan kroma döndük.
50 yıllık meslek hayatınızda başınıza ilginç bir olay geldi mi?
Bakırın ön tarafındaki aşınmayı giderrnek için bakır kaplara kaynak yaparız. Bir gün kaynak yapacağım sırada bir ses geldi. Bir baktım sıcaktan bakır boydan boya yarılmış. Çok nadiren olur böyle bir hadise.
(Baskı:2019)















