DURSUN SARI
Devrekin Eğerci köyünde 1939 yılında dünyaya gelen, kaşık ve küfe ustası Dursun Sarı, çok küçük yaşta babasını ve annesini kaybeder. Üç yaşındayken geçirdigi menenjit hastalığı nedeniyle kulakları duyma işlevini kaybeden Dursun Usta, duyamadığı için konuşma yetisini de kazanamaz. Bu yüzden eğitim hayatı maalesef hiç başlamadan bitmiştir. Ailesini hiç görmemiş olan Dursun Ustayı akrabaları büyütür.
Bunca zorluğa rağmen hem sepet örme, hem de kaşıkçılık ve küfe yapımında kendini geliştirerek geçimini sağlar.
İlerleyen yıllarda Dursun Usta'nın durumunu bilen köy halkı ona sahip cıkıp, kalacak bir yer ve yaptığı ürünleri satabilecek küçük bir dükkan verir. Dursun Usta bu küçük dükkânın içinde kendi bahçelerinden topladığı fındık dallarını yaktığı ateş ile kurutup daha sonra onları yontarak eserlerini ortaya koymaktadır. Yaşadığı köyde aynı zamanda akrabası olan köyün muhtarı, daha iyi şartlarda yaşayabilmesi için dükkânın hemen altında bulunan tarlaya konteyırdan bir ev yaptırır. Ancak, içinde televizyonu, sıcak suyu, banyosu ve tuvaleti olan bu küçük evde yaşamaktan çekinir, Dursun Usta. Bunun sebebini yakınları "Devletin verdiği yeri kirletmekten korkar, ceza verirler diye çekinir." şeklinde açıklamakta. Bir başka sebep de kaldıgı iki göz odada sobasında yaktığı ateşle fındık dallarını kuruttuğundan odayı yakarsa yine devletin ona kızıp kendisine ceza verir düşüncesindendir.
Fotoğraflarından da görüldüğü gibi kimseden beklentisi olmadan, kendi başına çalısıp ve üreten, ürettikleri ile de geçimini sağlayan Dursun Amca, tabiri caizse kimseye bir zararı olmadan yaşıyordu. Malesef, bizler bu satırları kağıda dökemeden 79 yaşında olan ustamız aniden aramızdan ayrıldı. Böyle bir değeri kaybetmiş olmanın verdiği hüznün çalışma ekibimiz açısından ne yazık ki tarifi yok.
Mekanı cennet olsun.














