Bulut, "Madencilere Bin Selam, Kaybettiğimiz Canlara Saygılarımızla" başlıklı yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:"Santa Barbara’nın koruyucu ritüeli ile başlayan 4 Aralık Madenciler Günü, sadece bir anma günü değil; madencilerin yaşam hakkını savunma, hesap sorma, çözüm talep etme ve mücadele günüdür.
Madencilik emek yoğun, tehlikelerle dolu bir meslektir. O nedenlerledir ki sürekli kazalar, çoklu ölümlerle anılır olmuştur. Her yıl ortalama 100 maden emekçimizi iş cinayetlerinde kaybediyoruz.
Yaşanan kazaların asıl nedeni kapitalist devlet sistemidir. Yasal düzenlemeleri yeterli yapmayan, denetleme görevini yeterince yerine getirmeyen ülkeyi yöneten siyasi iktidar, onun bürokratları ve atadığı yöneticileridir. Yatırım yapılmaması, yeterli işçi çalıştırılmaması, işçi sağlığı ve iş güvenliğine yeterince kaynak ve önem verilmemesidir. Bunun en net örneklerini birçok maden işletmelerinde, yerelimizde TTK ve özel işletmelerde net olarak yaşamaktayız.
Hele hele her iş cinayeti sonrasında 'kader', fıtratında var', 'kader planında var' gibi mukaddesatçı, teslimiyetçi açıklama yapan iktidar sahipleri ve onun temsilcileri bu ölümlerin asıl sorumlularıdır. Bilimsel ve evrensel kabul iş kazası yoktur, tüm kazalar önlenebilir gerçeği ortadayken ölümlere kılıf aramak sorumluluktan kaçmaktır.
Ölümlerin asıl nedeni, özerk, etkin ve yetkin denetleme yapılmaması, yetersiz personelle çalışılması, kar hırsı ve liyakatsiz yandaş siyasi kadroların iş başında olmasıdır. Ne yazık ki bu durumu Türkiye Taşkömürleri Kurumunda da net olarak yaşamaktayız.
Liyakatsiz siyasal kadrolar, müdürlere aynı zamanda denetleme görevi veren daimi nezaretçilik, işletme mühendislerine kendi kendini denetleme görevi yükleyen iş güvenliği uzmanlığı uygulamaları, Genel Müdüre bağlı İş Güvenliği Daire Başkanlığı ve bu birimde çalıştırılan personelin seçilme biçimi. Dış denetlemeyi yapan Bakanlıkların etkin, yetkin ve yeterli denetim yapamayışı, bu sayılan olumsuzluklarla iş güvenliğinin sağlıklı yürütülmesi mümkün değildir. Bu durum iş barışını önemli ölçüde zayıflatmakta ve çalışanların moralini ve konsantrasyonunu bozmaktadır. Buna bir de sendikal örgütsüzlük, var olan sendikal yapıların etkisizliği, işkolunda örgütlü yapıların, toplumsal muhalefet ve siyasetin yeterince baskı yapmamaları eklenince benzer olayları yaşamamız kaçınılmaz olacaktır.
İş güvenliği maaliyet değildir, tasarruf edilemez. Önce insan hayatı diyecek bir sistemi birlikte kurmalıyız. Çalışanlar ölmemesi için gerekli bütün tedbirleri almak işverenin, devletin, kurumların ve iktidarın görevidir. Çalışanların yaşam hakkını savunmak, Zonguldak’ın ve Türkiye’nin geleceğini savunmaktır.
SOL Parti tüm madencilerin gününü kutluyor, yitirdiğimiz maden emekçilerini saygıyla anıyoruz."
Madencilik emek yoğun, tehlikelerle dolu bir meslektir. O nedenlerledir ki sürekli kazalar, çoklu ölümlerle anılır olmuştur. Her yıl ortalama 100 maden emekçimizi iş cinayetlerinde kaybediyoruz.
Yaşanan kazaların asıl nedeni kapitalist devlet sistemidir. Yasal düzenlemeleri yeterli yapmayan, denetleme görevini yeterince yerine getirmeyen ülkeyi yöneten siyasi iktidar, onun bürokratları ve atadığı yöneticileridir. Yatırım yapılmaması, yeterli işçi çalıştırılmaması, işçi sağlığı ve iş güvenliğine yeterince kaynak ve önem verilmemesidir. Bunun en net örneklerini birçok maden işletmelerinde, yerelimizde TTK ve özel işletmelerde net olarak yaşamaktayız.
Hele hele her iş cinayeti sonrasında 'kader', fıtratında var', 'kader planında var' gibi mukaddesatçı, teslimiyetçi açıklama yapan iktidar sahipleri ve onun temsilcileri bu ölümlerin asıl sorumlularıdır. Bilimsel ve evrensel kabul iş kazası yoktur, tüm kazalar önlenebilir gerçeği ortadayken ölümlere kılıf aramak sorumluluktan kaçmaktır.
Ölümlerin asıl nedeni, özerk, etkin ve yetkin denetleme yapılmaması, yetersiz personelle çalışılması, kar hırsı ve liyakatsiz yandaş siyasi kadroların iş başında olmasıdır. Ne yazık ki bu durumu Türkiye Taşkömürleri Kurumunda da net olarak yaşamaktayız.
Liyakatsiz siyasal kadrolar, müdürlere aynı zamanda denetleme görevi veren daimi nezaretçilik, işletme mühendislerine kendi kendini denetleme görevi yükleyen iş güvenliği uzmanlığı uygulamaları, Genel Müdüre bağlı İş Güvenliği Daire Başkanlığı ve bu birimde çalıştırılan personelin seçilme biçimi. Dış denetlemeyi yapan Bakanlıkların etkin, yetkin ve yeterli denetim yapamayışı, bu sayılan olumsuzluklarla iş güvenliğinin sağlıklı yürütülmesi mümkün değildir. Bu durum iş barışını önemli ölçüde zayıflatmakta ve çalışanların moralini ve konsantrasyonunu bozmaktadır. Buna bir de sendikal örgütsüzlük, var olan sendikal yapıların etkisizliği, işkolunda örgütlü yapıların, toplumsal muhalefet ve siyasetin yeterince baskı yapmamaları eklenince benzer olayları yaşamamız kaçınılmaz olacaktır.
İş güvenliği maaliyet değildir, tasarruf edilemez. Önce insan hayatı diyecek bir sistemi birlikte kurmalıyız. Çalışanlar ölmemesi için gerekli bütün tedbirleri almak işverenin, devletin, kurumların ve iktidarın görevidir. Çalışanların yaşam hakkını savunmak, Zonguldak’ın ve Türkiye’nin geleceğini savunmaktır.
SOL Parti tüm madencilerin gününü kutluyor, yitirdiğimiz maden emekçilerini saygıyla anıyoruz."














