Yunanistan’da hiçbir şehir ‘’Pontus’’ ile adlandırılmaz. Çünkü Pontus ‘’Karadeniz’’ anlamındadır.
Yunan efsanesi Herkül’ün 12 görevi yerine getirdiği şehirler ise genelde Heraklia olarak adlandırılır. Hem ülkemizde hem de Balkanlarda bir çok Heraklia anlamına gelen şehirler vardır. Türkiye’de ‘’Ereğli’’ olarak adlandırılırlar. Mesela Girit adasında da Heraklia vardır. Bulgaristan’da da . Türkiye’deki Heraklia şehirleri Ereğli olarak evirilmişti. Ereğli ismi karıştırılmasın diye ; Karadeniz Ereğli şeklinde ifade edilmiştir. Lakin bugün Yunanistan’ın kuzeyinde, Selanik’e 100 km mesafede küçük bir kasabanın adı Pontoirakleia (Pontus Heraklia). köyüdür.
Bu yerleşkenin Ereğli’nin antik adı ile aynı olmasının bir nedeni var elbette. Bu köyde yaşayanların hemen hemen hepsinin dedeleri nineleri , Zonguldak’ta yaşamış insanlardan oluşuyor.
Size daha önce Yunanistan'dan Zonguldak'a gelen göçmenlerden bahsetmiştim. Bu yazımda da Zonguldak'tan Yunanistan'a yollanan Rumlardan bahsedeceğim. İzlerini sürdüm ve onlar hakkında bir çok bilgiye ulaştım.
1923’te Yunanistan ile yapılan karşılıklı Mübadele anlaşması ile 1.200.000 Ortodoks Rum, Anadolu'dan Yunanistan'a; 500.000 Müslüman da Yunanistan'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalmıştı. Yunanistan’ın toplam nüfusu da o zamanlar 6 Milyon idi. Yani Yunanistan’ın nüfusunun %25’ine denk geliyordu. Türkiye nüfusu da 13 Milyon olduğuna göre Yunanistan’dan gelenler nüfusun %3.4 idi. Bugünkü nüfus ile karşılaştırıldığında 3 milyon civarında ediyor.
1923-1927 yılları arasında yapılan, Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi kapsamında Zonguldak bölgesinden tahmini 1.000 - 1.500 civarında Ortodoks Rum'un Yunanistan'a göç ettiği tahmin edilmektedir. Zonguldak’ın nüfusu o zamanlar 268.909 kişiydi . Türkiye ortalamasına bakıldığında oldukça düşük olan bu rakam , Türkiye'den Yunanistan’a gönderilen Rumların toplamı %0,3 ‘üne denk gelecek şekilde aslında çok azdı.. Bunun nedeni ; Mübadele döneminde Zonguldak'ın, İstanbul ve Çatalca ile birlikte aynı idari ve hukuki iskan bölgesi (6. Bölge) içerisinde yer almasıydı. Bölgedeki kömür madenleri, demir-çelik sanayisi ve ticaret gibi stratejik sektörlerde çalışan kalifiye iş gücünün devamlılığını sağlamak amacıyla, Zonguldak'taki yerel Rum ve Hristiyan nüfusun büyük kısmı mübadele kapsamı dışında tutuldu. Ayrıca Fransız veya İngiliz, İtalyan vatandaşlığına geçen Rumlar da bu göçten muaf tutulmuştur
Bu dönemde maden ocakları ile ilgili olmayıp, farklı alanda faaliyette bulunan bazı Rumlar için TBMM tarafından vatandaşlık verilmişti. Mübadelede ırksal ayrım söz konusu olmadı, tamamen inançlar baz alınarak seçilmişti. Böyle bir durumda bazı Rumlar genelde Alevi olduğunu beyan etti. . Fakat yine de köylerde yaşayan çiftçilik yapanlar Zonguldak'tan gönderilmesine karar verildi. Giden mübadiller genellikle Zonguldak'tan kalkan kömür vapurlarına bindirilerek Karadeniz'deki ana toplanma merkezi olan Giresun'a sevk edildi. Oradan da Yunanistan'a gönderildi.
Bazı Rumlar da Yozgat’a gönderilmişti. Bazıları toplama kampına alındıktan sonra Yunanistan’a yollandı. Anlaşma gereği yanlarına taşınabilir eşyalarını alabiliyorlardı. Fakat ev, tarla gibi taşınmaz eşyaları geride bırakmak zorunda kaldılar. Aynı şekilde Yunanistan’dan Türkiye’ye yollanan Müslüman kesimde aynı kurallar uygulanarak yollanmıştı.
1930 yılında Yunanistan Başbakanı Venizelos , Türkiye’ye gelerek dostluk anlaşması imzaladı. Hani son zamanlarda ‘’İsmet İnönü, hanımını Yunan Başbakan’ın kuluna taktı’’ tartışması var ya ? O olayın gerçekleştiği gün. Aslında o günkü şartlarda diplomatik olarak böyle dostluk gösterisi yapılması tuhaf karşılanmıyordu. Hatta bundan 15-20 yıl önce Bülent Arınç , ''Devlet görevi için eşimi gevurun koluna takım'' lafını etmişti. Yunanistan Başbakanı Venizelos 1930 yılında Türk- Yunan Dostluk Anlaşması için Türkiye'ye ziyaret ettiğinde , Mevhibe İnönü, Yunan Başbakanı Venizelos'un koluna ; Venizelos'un hanımı Helena Venizelos ise İsmet İnönü'nün koluna girerek dostluk gösterisinde bulunmuşlardı
Savaşan bu iki ülkenin 7 yıl sonra dostluk anlaşma yapmasından dolayı Atatürk, 1934 yılında Nobel Barış Ödülü için aday gösterilmişti.
1930 yılında yapılan dostluk anlaşmasında mübadele ile nüfus değişimi yapan insanların terk ettiği topraklarda kalan malların hakkı; iki ülke için tanınması kararlaştırıldı.
Zonguldak'tan gönderilen Rumları uzun zamandır araştırıyordum. İzlerini sürdüm... Hatta ara sıra Zonguldak köylerini yazarken belirttiğim de oluyor.
Bugün adı Yenidoğancılar olan köy, 1924’te ası Kilisedoğancılar idi;
Osmanlı Köy 20. yüzyıl başında kısmen Rum Ortodoks yerleşimi idi.
Karakavuz -Eski Rum Ortodoks yerleşimidir.
Yazıcık Köyünün adı Dirgine idi. (1876-1828) bu köyün daha eski adı Trygima (Hasat Yeri)Yunan ismi idi.
Devrek’e bağlı Kızılcakase olan köyün adı o zamanlar Kızılcakilise idi. Aynı şekilde Kozlu’ya bağlı Kızılcakase köyü de 1923 civarında aynı adı taşıyordu.
Bu köylerde yaşayanların çoğu mübadelede yollandı.
Yollanan Rumlar Yunanistan’da nereden geldikleri hakkında evrak göstermek zorundaydı. Her biri kayıt altına alınıyordu. Yanlarında evrak getiremeyenler oldukça zorluk çekti. Nereden geldiğini kanıtlayanlar ise ; ortak yaşadığı köylüler ile birlikte aynı yere yerleştildi. O zamanlar mübadele ile çoğu Karakavuz köyünden olmak üzere , Ereğli'ye bağlı Akköy ve Gümeli’den ayrılan Rumlar, Yunanistan’ın kuzeyinde bulunan Ereseli köyüne yerleştirildi. Ereseli köyü eski Türk Müslüman yerleşimiydi. 1924 yılında Türkiye’ye yollandılar. Onlardan kalan ev, tarlalarda çoğunluğu Zonguldak Karakavuz köyünden gelen Rumlar yerleştirildi.
Karakavuz, Akköy ve Gümeli köylerine ,Ordu Gürgentepe’den gelen Alevi Türkler yerleştirilmiştir. Aslında Karakavuz Türkçe bir isimdir. Kavuz normalde buğday çeltik gibi tahılların üzerini kaplayan kabuk anlamı olsa da ; buradaki kavuz ‘’Gauz’’ kelimesinden geliyor. Karakavuz cevizin öz suyunun elde bıraktığı kara leke anlamındadır.
Zonguldak’tan giden Rumlar geldikleri yeri hiç unutamadılar. Kendilerine büyük haksızlık yapıldığını düşünüyorlardı. Ereseli köyü Kilkis’e bağlıydı. (Selanik’e 100 km) Hemen Pontus derneğini kurdular.
Ereseli köyünün ismi Ereğli ismine benzese de ; 1954 yılında köyün adını , geldikleri Ereğli’nin Yunanca ismi olan. Pontoirakleia olarak değiştirdiler.
Yaptığım araştırmalarda her sene ''Pontus günleri'' adı altında toplandıkları ; bu toplantılarda veya festivallerde Zonguldak yöresine ait geleneksel yemekleri sergiledikleri, bu yemeklerin bazılarının kendilerine ait olduğunu iddia ettiklerini gördüm. Bizim Zonguldak’a has ''Elpek bezi'' sergisi yaptıkları , paylaştıkları fotoğraflarda görülüyor..
Üstelik her zamanki gibi bunların kendilerine ait bir kültürün parçası olduğunu ima ediyorlar. Yaptıkları konferanslarda hiç dostça olmayan konuşmalar yapıyorlar. Dedelerinin nasıl işkenceye uğradığını anlatan torunlar, konuşmacı olarak katılıyor. Fakat yaptıkları konuşmalarda hiç bir zaman Zonguldak’ın halkından bahsettiklerini duymadım. Hep mübadelede başlarından geçen yol sorunları idi. Zaten Zonguldak halkı arasında herhangi bir ayrım yaşamıyorlardı. Yaşanan kavgalar genellikle ; bugün de her köyde olduğu gibi, arazi tartışması veya kız kaçırma olaylarından çıkıyordu.
Bugün Yunanistan’ın nüfusu 10 Milyon. Bunun %25’i neredeyse, mübadelede sırasında Türkiye’den gelen Rumlar oluşturuyor.
Yunanistan'ın kuzeyinde Makedonya sınırında Karakavuz köylüleri oturuyor.Hayati Yılmaz ile
Zonguldak Tarih
Yunan efsanesi Herkül’ün 12 görevi yerine getirdiği şehirler ise genelde Heraklia olarak adlandırılır. Hem ülkemizde hem de Balkanlarda bir çok Heraklia anlamına gelen şehirler vardır. Türkiye’de ‘’Ereğli’’ olarak adlandırılırlar. Mesela Girit adasında da Heraklia vardır. Bulgaristan’da da . Türkiye’deki Heraklia şehirleri Ereğli olarak evirilmişti. Ereğli ismi karıştırılmasın diye ; Karadeniz Ereğli şeklinde ifade edilmiştir. Lakin bugün Yunanistan’ın kuzeyinde, Selanik’e 100 km mesafede küçük bir kasabanın adı Pontoirakleia (Pontus Heraklia). köyüdür.
Bu yerleşkenin Ereğli’nin antik adı ile aynı olmasının bir nedeni var elbette. Bu köyde yaşayanların hemen hemen hepsinin dedeleri nineleri , Zonguldak’ta yaşamış insanlardan oluşuyor.
Size daha önce Yunanistan'dan Zonguldak'a gelen göçmenlerden bahsetmiştim. Bu yazımda da Zonguldak'tan Yunanistan'a yollanan Rumlardan bahsedeceğim. İzlerini sürdüm ve onlar hakkında bir çok bilgiye ulaştım.
1923’te Yunanistan ile yapılan karşılıklı Mübadele anlaşması ile 1.200.000 Ortodoks Rum, Anadolu'dan Yunanistan'a; 500.000 Müslüman da Yunanistan'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalmıştı. Yunanistan’ın toplam nüfusu da o zamanlar 6 Milyon idi. Yani Yunanistan’ın nüfusunun %25’ine denk geliyordu. Türkiye nüfusu da 13 Milyon olduğuna göre Yunanistan’dan gelenler nüfusun %3.4 idi. Bugünkü nüfus ile karşılaştırıldığında 3 milyon civarında ediyor.
1923-1927 yılları arasında yapılan, Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi kapsamında Zonguldak bölgesinden tahmini 1.000 - 1.500 civarında Ortodoks Rum'un Yunanistan'a göç ettiği tahmin edilmektedir. Zonguldak’ın nüfusu o zamanlar 268.909 kişiydi . Türkiye ortalamasına bakıldığında oldukça düşük olan bu rakam , Türkiye'den Yunanistan’a gönderilen Rumların toplamı %0,3 ‘üne denk gelecek şekilde aslında çok azdı.. Bunun nedeni ; Mübadele döneminde Zonguldak'ın, İstanbul ve Çatalca ile birlikte aynı idari ve hukuki iskan bölgesi (6. Bölge) içerisinde yer almasıydı. Bölgedeki kömür madenleri, demir-çelik sanayisi ve ticaret gibi stratejik sektörlerde çalışan kalifiye iş gücünün devamlılığını sağlamak amacıyla, Zonguldak'taki yerel Rum ve Hristiyan nüfusun büyük kısmı mübadele kapsamı dışında tutuldu. Ayrıca Fransız veya İngiliz, İtalyan vatandaşlığına geçen Rumlar da bu göçten muaf tutulmuştur
Bu dönemde maden ocakları ile ilgili olmayıp, farklı alanda faaliyette bulunan bazı Rumlar için TBMM tarafından vatandaşlık verilmişti. Mübadelede ırksal ayrım söz konusu olmadı, tamamen inançlar baz alınarak seçilmişti. Böyle bir durumda bazı Rumlar genelde Alevi olduğunu beyan etti. . Fakat yine de köylerde yaşayan çiftçilik yapanlar Zonguldak'tan gönderilmesine karar verildi. Giden mübadiller genellikle Zonguldak'tan kalkan kömür vapurlarına bindirilerek Karadeniz'deki ana toplanma merkezi olan Giresun'a sevk edildi. Oradan da Yunanistan'a gönderildi.
Bazı Rumlar da Yozgat’a gönderilmişti. Bazıları toplama kampına alındıktan sonra Yunanistan’a yollandı. Anlaşma gereği yanlarına taşınabilir eşyalarını alabiliyorlardı. Fakat ev, tarla gibi taşınmaz eşyaları geride bırakmak zorunda kaldılar. Aynı şekilde Yunanistan’dan Türkiye’ye yollanan Müslüman kesimde aynı kurallar uygulanarak yollanmıştı.
1930 yılında Yunanistan Başbakanı Venizelos , Türkiye’ye gelerek dostluk anlaşması imzaladı. Hani son zamanlarda ‘’İsmet İnönü, hanımını Yunan Başbakan’ın kuluna taktı’’ tartışması var ya ? O olayın gerçekleştiği gün. Aslında o günkü şartlarda diplomatik olarak böyle dostluk gösterisi yapılması tuhaf karşılanmıyordu. Hatta bundan 15-20 yıl önce Bülent Arınç , ''Devlet görevi için eşimi gevurun koluna takım'' lafını etmişti. Yunanistan Başbakanı Venizelos 1930 yılında Türk- Yunan Dostluk Anlaşması için Türkiye'ye ziyaret ettiğinde , Mevhibe İnönü, Yunan Başbakanı Venizelos'un koluna ; Venizelos'un hanımı Helena Venizelos ise İsmet İnönü'nün koluna girerek dostluk gösterisinde bulunmuşlardı
Savaşan bu iki ülkenin 7 yıl sonra dostluk anlaşma yapmasından dolayı Atatürk, 1934 yılında Nobel Barış Ödülü için aday gösterilmişti.
1930 yılında yapılan dostluk anlaşmasında mübadele ile nüfus değişimi yapan insanların terk ettiği topraklarda kalan malların hakkı; iki ülke için tanınması kararlaştırıldı.
Zonguldak'tan gönderilen Rumları uzun zamandır araştırıyordum. İzlerini sürdüm... Hatta ara sıra Zonguldak köylerini yazarken belirttiğim de oluyor.
Bugün adı Yenidoğancılar olan köy, 1924’te ası Kilisedoğancılar idi;
Osmanlı Köy 20. yüzyıl başında kısmen Rum Ortodoks yerleşimi idi.
Karakavuz -Eski Rum Ortodoks yerleşimidir.
Yazıcık Köyünün adı Dirgine idi. (1876-1828) bu köyün daha eski adı Trygima (Hasat Yeri)Yunan ismi idi.
Devrek’e bağlı Kızılcakase olan köyün adı o zamanlar Kızılcakilise idi. Aynı şekilde Kozlu’ya bağlı Kızılcakase köyü de 1923 civarında aynı adı taşıyordu.
Bu köylerde yaşayanların çoğu mübadelede yollandı.
Yollanan Rumlar Yunanistan’da nereden geldikleri hakkında evrak göstermek zorundaydı. Her biri kayıt altına alınıyordu. Yanlarında evrak getiremeyenler oldukça zorluk çekti. Nereden geldiğini kanıtlayanlar ise ; ortak yaşadığı köylüler ile birlikte aynı yere yerleştildi. O zamanlar mübadele ile çoğu Karakavuz köyünden olmak üzere , Ereğli'ye bağlı Akköy ve Gümeli’den ayrılan Rumlar, Yunanistan’ın kuzeyinde bulunan Ereseli köyüne yerleştirildi. Ereseli köyü eski Türk Müslüman yerleşimiydi. 1924 yılında Türkiye’ye yollandılar. Onlardan kalan ev, tarlalarda çoğunluğu Zonguldak Karakavuz köyünden gelen Rumlar yerleştirildi.
Karakavuz, Akköy ve Gümeli köylerine ,Ordu Gürgentepe’den gelen Alevi Türkler yerleştirilmiştir. Aslında Karakavuz Türkçe bir isimdir. Kavuz normalde buğday çeltik gibi tahılların üzerini kaplayan kabuk anlamı olsa da ; buradaki kavuz ‘’Gauz’’ kelimesinden geliyor. Karakavuz cevizin öz suyunun elde bıraktığı kara leke anlamındadır.
Zonguldak’tan giden Rumlar geldikleri yeri hiç unutamadılar. Kendilerine büyük haksızlık yapıldığını düşünüyorlardı. Ereseli köyü Kilkis’e bağlıydı. (Selanik’e 100 km) Hemen Pontus derneğini kurdular.
Ereseli köyünün ismi Ereğli ismine benzese de ; 1954 yılında köyün adını , geldikleri Ereğli’nin Yunanca ismi olan. Pontoirakleia olarak değiştirdiler.
Yaptığım araştırmalarda her sene ''Pontus günleri'' adı altında toplandıkları ; bu toplantılarda veya festivallerde Zonguldak yöresine ait geleneksel yemekleri sergiledikleri, bu yemeklerin bazılarının kendilerine ait olduğunu iddia ettiklerini gördüm. Bizim Zonguldak’a has ''Elpek bezi'' sergisi yaptıkları , paylaştıkları fotoğraflarda görülüyor..
Üstelik her zamanki gibi bunların kendilerine ait bir kültürün parçası olduğunu ima ediyorlar. Yaptıkları konferanslarda hiç dostça olmayan konuşmalar yapıyorlar. Dedelerinin nasıl işkenceye uğradığını anlatan torunlar, konuşmacı olarak katılıyor. Fakat yaptıkları konuşmalarda hiç bir zaman Zonguldak’ın halkından bahsettiklerini duymadım. Hep mübadelede başlarından geçen yol sorunları idi. Zaten Zonguldak halkı arasında herhangi bir ayrım yaşamıyorlardı. Yaşanan kavgalar genellikle ; bugün de her köyde olduğu gibi, arazi tartışması veya kız kaçırma olaylarından çıkıyordu.
Bugün Yunanistan’ın nüfusu 10 Milyon. Bunun %25’i neredeyse, mübadelede sırasında Türkiye’den gelen Rumlar oluşturuyor.
Yunanistan'ın kuzeyinde Makedonya sınırında Karakavuz köylüleri oturuyor.Hayati Yılmaz ile
Zonguldak Tarih














