İlk "Zafer Kürsüsü" toplantısında TTK'da üretimin durması, Zonguldak'taki sağlık hizmetleri, yerel siyaset ve son günlerde kendisi hakkında yapılan eleştirilere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Turhan, iktidara ve yerel yöneticilere sert eleştiriler yöneltti. Turhan'ın açıklamasının tamamı şu şekilde:
“Değerli basın mensupları, kıymetli Zonguldaklı hemşehrilerim ve sosyal medya aracılığıyla bizi takip eden büyük Türk milleti; bugün haftalık basın toplantımıza yeni bir isimle başlıyoruz. Bundan sonra her hafta düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz bu toplantıların adı “ZAFER KÜRSÜSÜ” olacaktır. Çünkü bu kürsü süs olsun diye kurulmadı. Bu kürsü; Zonguldak’ta konuşulmayanı konuşmak, söylenmeyeni söylemek ve milletin sesi olmak için var. Bu kürsü, rahatsız etmek için var. Doğruyu söyleyen her zaman birilerini rahatsız eder. Eğer buradan çıkan sözler birilerini tedirgin ediyorsa, bilin ki tam isabet ediyoruz.
Son günlerde bazı köşe yazılarında şahsıma yönelik yapılan değerlendirmeleri de dikkatle takip ettim. Buradan açıkça söylüyorum; Köşe yazıları arkasına saklanarak siyasete yön verilemez. Sözü olan varsa, Zafer Kürsüsü burada. Cesareti olan gelir, Medenice sorusunu sorar. Bizde medenice cevabını veririz.
“Para vererek haber yaptırıyor” diyenler; yalnızca bana iftira atmakta kalmayıp, bu şehirde emek veren tüm gazetecileri zan altında bırakmaktadır. Mesleki olarak hakarete uğrayan Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti ve Karaelmas Gazeteciler Derneği gerekli cevabı pusulası şaşmış bu kişilere verecektir diye umuyorum.
“Bölgesel siyaset” gibi ithamlar ise tamamen gerçek dışıdır. Bizi sözde yerli milliyetçiliği yapanlarla karıştırmayın. Türk milliyetçiliği bölgeye göre yapılmaz. Bizim çizgimiz net: Türk milletinin birliğini, Türk devletinin çıkarlarını her durumda tavizsiz gözetiriz.
Ama asıl mesele şudur; biz konuştukça rahatsız oluyorlar. Çünkü biz ezber bozuyoruz. Çünkü biz gerçekleri söylüyoruz. Bu yüzden hedef alınıyoruz. Bu kiralık kalemlerin müşterilerine sesleniyorum. Siyasetinizi mertçe ve siyasi ahlak çerçevesinde yapın! Böyle kiralık kalemlerin arkasına saklanmayın! Bizim böyle arızalı ilişkilerimiz yoktur, olmayacaktır. Ama herkes şunu iyi anlasın: Biz korkmuyoruz. Susmuyoruz. MÜCADELEMİZ BÜYÜK GÜÇLÜ ZONGULDAK İÇİN!
Zafer Partisi var oldukça; biz burada olmaya, sokakta olmaya ve Zonguldak için mücadele etmeye devam edeceğiz. Biz kimseyle laf yarıştırmaya gelmedik. Biz Zonguldak’ın kaderini değiştirmeye geldik. Şimdi, Arkadaşlar Zonguldak’ın gerçek gündemlerine geçiyoruz.
Değerli basın mensupları, kıymetli hemşehrilerim;
Bugün Zonguldak’ın en hayati meselesini konuşuyoruz: Türkiye Taşkömürü Kurumu ve durdurulan üretim süreci… Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı’nın ve AKP il Başkanının peş peşe gelen “üretim çok yakında başlayacak” açıklamalarını elbette not ediyoruz.Ancak biz burada müjde dinlemeye değil, gerçekleri konuşmaya ve hesabını sormaya geldik.
Bakın açık konuşuyorum: Türkiye Taşkömürü Kurumu gibi stratejik bir devlet kurumunda üretimin “yönetmelik belirsizliği” gerekçesiyle durdurulması, bir teknik mesele değil; yönetim zafiyetidir, planlama eksikliğidir ve devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz. Zonguldak’ta yaklaşık 8 bin madenci, dolaylı olarak 30 bine yakın vatandaş bu kurumdan geçimini sağlıyor. Üretimin durması sadece bir işletmenin değil, bir şehrin nefesinin kesilmesi demektir. Günlük üretim kaybı, ton başına maliyetler ve ithal kömür gerçeği düşünüldüğünde; bu süreçte devletin milyonlarca lira zarara uğratıldığını herkes biliyor.
Şimdi açıkça soruyorum ve özellikle iktidar temsilcilerinin gözünün içine bakarak söylüyorum:
Zonguldak’ta siyaset yapan AK Parti İl Başkanı ve sayın milletvekilleri; Siz tüm bu süreçte neredeydiniz?
Aylarca üretim dururken neden tek bir güçlü çıkış yapmadınız?
Neden Ankara’yı zorlamadınız? Neden Zonguldak’ın hakkını savunmadınız?
Şimdi çıkıp “üretim başlayacak” demekle bu iş çözülmez!
Evet, işçi sağlığı ve iş güvenliği bizim kırmızı çizgimizdir. Ama bu kavramlar, üretimi durdurmanın bahanesi değil; üretimi daha güçlü ve güvenli hale getirmenin sorumluluğudur. Siz yıllardır yatırım yapmayacaksınız, norm kadroyu doldurmayacaksınız, sonra da “güvenlik” diyerek üretimi keseceksiniz… Buna kimseyi inandıramazsınız!
Sorularımıza net cevaplar bekliyoruz:
Bu süreçte devlet ne kadar zarara uğratıldı?
Bu gecikmenin hesabını kim verecek?
Ve buradan bir kez daha altını çiziyorum: TTK Türk milletinin malıdır. Kapatılamaz, küçültülemez, kaderine terk edilemez. Devletçilik bizim için bazı sözde cumhuriyetçi, sözde milliyetçi ve Adaletsiz ve Kalkınmasız siyasi partilerdeki gibi slogandan ibaret değildir.
Zafer Partisi'nde Devletçilik; üretmek, istihdam sağlamak ve milli kaynakları korumaktır. Zonguldak sahipsiz değildir! Madenci yalnız değildir! Biz buradayız. Bu işin takipçisiyiz. Gerekirse her hafta bu kürsüden konuşacağız, gerekirse Ankara’nın kapısına dayanacağız. Bir kez daha çağrımı yineliyorum: Artık içi boş açıklamalar değil, Sorunlarımızın cevaplarını istiyoruz.
Değerli kamuoyunun dikkatine sunmak istediğimiz bir diğer konu ise
Sağlık’ta Bugün Zonguldak’ta konuştuğumuz bir hizmet eksikliği değil, bir insanlık meselesidir.
Bu şehirde insanlar yoğun bakım yatağı bulamadığı için Ereğli’ye, Bolu’ya, Karabük’e sürülüyor. Bu bir sağlık sistemi değil, bu Zonguldaklıya reva görülen bir zulümdür. Bu Sorunu çözemeyenler, utanmadan şehrin ortasına Şehir Hastanesi masalı anlatıyor. Daha mevcut hastaneleri yönetemeyenler, yeni bir yükü bu şehrin sırtına bindirmek istiyor.Üstelik Unutmadık! Daha dün “zemin sorunlu” diye hastaneye uygun görmedikleri 69 Ambarları bölgesine, bugün devletin tüm kurumlarını taşımaya kalkıyorlar. Bu açıkça şunu gösterir: Bunlar sorun çözmez, sadece algı yönetir.
Buradan açık söylüyorum: Zonguldak’ta sağlık sistemi çökmüştür ve bunun sorumlusu AKP iktidarı ve bu şehirdeki yöneticileridir.
Yoğun bakım yatak sayısı yetersiz Uzman doktor açığı kronik hale gelmiş Randevu sistemleri kilitlenmiş Acil servisler kapasitesinin çok üzerinde çalışıyor İl dışı sevkler artık istisna değil, rutin haline gelmiş durumda Sağlık çalışanları tükenmiş, sistem ayakta kalma mücadelesi veriyor Bu tablo bir ihmalkârlık değil, yıllardır biriken yanlış AKP politikaların sonucudur.
Çözüm bellidir ama cesaret ister.
Yoğun bakım kapasitesi derhal artırılmalıdır. Zonguldak’a acil uzman doktor ataması yapılmalıdır. İl dışı sevkleri azaltacak bölgesel sağlık planlaması hayata geçirilmelidir. Mevcut hastaneler güçlendirilmeden yeni projelere başlanmamalıdır. Sağlık çalışanlarına hak ettikleri destek ve teşvik verilmelidir. Şehir Hastanesi projesi bilimsel ve şeffaf şekilde yeniden değerlendirilmelidir.
Buradan iktidara ve il yöneticilerine sesleniyorum: Bu şehrin insanını başka illere göndererek yönetemezsiniz. Bu sorumluluktan kaçamazsınız. Önce mevcut sistemi düzelteceksiniz. Önünüzde çok az bir zaman kaldı.O süre içinde kadar düzeltebiliyorsanız düzeltin. Ama şunu çok iyi bilin: Zonguldak sizi izliyor, Zonguldak bunu not ediyor ve günü geldiğinde, bu ihmali de, bu beceriksizliği de, bu vurdumduymazlığı da Sandıkta tek tek önünüze koyacaktır.”














