Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin 1936 anayasası 120. madde: "SSCB vatandaşları yaşlılıkta, hastalıkta veya çalışma yeteneğini kaybetme durumunda bakım hakkına sahiptir. Bu hak, işçi ve memurların sosyal sigortasının devlet tarafından karşılanması, devlet hesabına ücretsiz tıbbi bakım sağlanması ve emekçilerin kullanımına sunulan çok sayıdaki sağlık merkezinin (sanatoryum) tahsis edilmesi yoluyla güvence altına alınır."
Küba Cumhuriyeti’nin 2019 Anayasası 72. Madde: ‘’Halk sağlığı tüm insanların hakkıdır ve erişim, ücretsizlik, kaliteli bakım, koruma ve iyileştirme hizmetlerinin güvence altına alınması devletin sorumluluğundadır. Devlet, bu hakkı etkili kılmak için her düzeyde nüfusun erişimine açık bir sağlık sistemi kurar, toplumun ve ailelerin katkıda bulunduğu önleyici ve eğitici programları geliştirir. Sağlık hizmetlerinin sunulma şekli yasalarla belirlenir.
Yıl 2003, AKP iktidara geleli daha 1 sene olmuş.
Dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ‘’Sağlıkta Dönüşüm’’ Programı’nın anlatıldığı kitapçığın önsözünde aynen şunu yazıyordu ‘’Sağlıkta Dönüşüm Programı şimdiye kadar çözülmemiş, çözülmedikçe büyümüş bu nedenle de asla değiştirilemez olarak algılanan sorunlara yeni bir bakışla çözüm bulmayı amaçlıyor. Sağlıkta Dönüşüm Programı uzun zamandır var olduğu için artık sistemin bir parçası olduğu kabul edilmiş sürekli sorun çıkartan kalıplar üzerinden hareket etmiyor’’. Kitapçık ayrıntılı bir şekilde incelendiğinde Sağlık Bakanlığı, planlayıcı ve denetleyici konuma indirgenirken, içinde bol bol ‘’Sağlık Sektörü’’ kelimeleri geçiyordu.
Sektör, aslen Fransızca bir kelime olup Türk Dil Kurumuna göre anlamı; bölüm, dal, kesimdir. Ekonomik olarak ise benzer mal veya hizmetleri üreten iş kolu olarak tanımlanır.
Türk Tabipleri Birliği (TTB) ise 2003 yılının Ekim ayında yayımlanan; yazarları arasında Ata Soyer, Kayıhan Pala, Onur Hamzaoğlu ve İlker Belek gibi hocalarımızın bulunduğu ‘’ SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI, 2003 TÜRKİYE’SİNDE HALKA VE HEKİMLERE SAĞLIK PERSONELİNE NE GETİRİYOR?’ kitabının ilk sayfasında yazan “halkın sağlığına ve sağlık çalışanına karşı sermaye adına düzenleme” cümlesi başımıza neler geleceğini adeta önceden söylüyordu. Bu kitabın 8. sayfasının başlığı şu sorudan oluşuyordu:
''TÜRKİYE’DE SERMAYENİN SAĞLIK SEKTÖRÜ HAYALİ GERÇEKLEŞ(EBİL)ECEK Mİ?''
Aradan 23 yıl geçmişti ve Türk Tabipleri Birliği'nin 2003 yılında sorduğu sorunun cevabını herkes şu an herkes biliyordu.
TÜRKİYE'DE ARTIK BİR SAĞLIK SEKTÖRÜ VARDI!
Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2024 yılı verilerine göre Türkiye’de toplam sağlık harcaması 2 trilyon 359 milyar 151 milyon TL olurken, hane halkı kendi cebinden toplam 442 milyar lira ödemişti. Ayrıca Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği'nin (AİFD) 2025 yılı raporuna göre Türkiye'de kişi başı yıllık cari sağlık harcaması 2103 dolar seviyesine çıkmıştı.
İstatistikler bize sağlık sektörünün devasa büyüklüğe ulaştığını söylüyordu.
Yine Ankara Tabip Odası’nın açıklamasına göre; 2002 yılında 774 kamu hastanesi, 50 üniversite hastanesi, 271 özel hastane varken; 2024 yılında bu sayı kamu hastanelerinde 941, üniversite hastanelerinde 69, özel hastanelerde ise 552’ye çıkmıştı.
Yani Özel sektör, kamu sektörüne göre son 20 yılda 2 kattan fazla büyümüştü. Özel hastanelere ise SGK bütçesinden ayrılan 2024 yılında 69 milyar 316 milyon TL’ye çıkmıştı.
TTB'nin 2025 yılı bütçesi ile ilgili hazırladığı raporda ise Türkiye'de toplam hastane yatağının %21'ine sahip olan özel hastaneler için Sosyal Güvenlik Kurumu, Sağlık Bakanlığı hastanelerine ödediğinin yaklaşık 3 katı daha fazla para ödüyordu.
Recep Akdağ'ın ''yeni bir bakış'' olarak ifade ettiği; devletin sağlıktan adım adım çekilmesi ve kamu kaynakları ile sermayeye sağlık sektöründe kaynak aktarılmasıydı.
Genel çerçeveyi çizdiğimize göre asıl konumuza artık gelebiliriz.
Sağlıkta Dönüşüm Programı adım adım hayata geçirilirken sıra Şehir Hastanelerine gelmişti.
Plan şuydu: Daha önce İngiltere’de uygulanmış olan kamu-özel işbirliği modeli ile şehir merkezlerindeki kamu hastaneleri kapatılıp şehir dışında büyük hastaneler yapılacak, şehirlerde hastanelerden boşalacak araziler imar rantına açılırken, kamu-özel işbirliği ile yapılacak şehir hastaneleri üzerinden sermayeye yeni bir kaynak aktarım mekanizması inşa edilecekti; bütün bunlar ise gösterişli büyük binaların arkasına saklanacaktı.
2016 yılında Mersin Şehir Hastanesi ile başlayan süreç şu anda 27 şehir hastanesi ile devam ediyor. En son Aralık 2025’te Aydın Şehir Hastanesi açıldı.
Ankara Tabip Odası'nın 2026 başında yaptığı açıklamaya göre 2025 yılında şehir hastanelerine 111 milyar 100 milyon lira ödeme yapılmış. 100 yatak kapasiteli tam teşekküllü bir hastanenin yaklaşık 1 milyar liraya yapıldığını düşünürseniz; sadece 2025 yılında şehir hastanelerine ayrılan kaynak ile 111 tane tam teşekküllü hastane yapılabilirdi. Ayrıca Sayıştay'ın 2024 yılı raporuna göre Şehir Hastanelerinde bir dizi usülsüzlük tespit edildi.
Yani o gösterişli büyük binalar bütçe için kara delik haline gelirken, idari olarak da adeta sorun yumağı haline gelmişti.
Sayıları binlerle ifade edilen personelleri idare etmekte oluşan problemler, ulaşım zorlukları, finansman, büyük hastane kampüslerinin içinde klinikler arasında giderken oluşan zaman kaybı ve otelcilik hizmetindeki sıkıntılar ve lojistik sorunları ile yaklaşık 500-600 yataktan sonra verimliliğin düştüğü genel olarak bilinen bir husus. Açıkçası tam donanıma sahip 200 yataklı 5 hastane, 1000 yataklı tek bir hastaneden çok daha efektif sağlık hizmeti sunabilir.
ÖLÜ BİR PROJE: ZONGULDAK ŞEHİR HASTANESİ
2025 yılının yaz aylarından itibaren kamuoyunda sık sık Zonguldak Şehir Hastanesi projesi gündeme geliyor. Zonguldak, Bartın, Karabük ve Mengen için yapılması beklenen şehir hastanesi için düşünülen bölge Çaydeğirmeni beldesi. Sağlıkta dönüşüm programı ve şehir hastaneleri ile ilgili genel konuları aydınlattığımıza göre Zonguldak Şehir Hastanesi’ne yoğunlaşabiliriz. Şİmdi sorularımızı soralım.
-Zonguldak valisi şehrin ihtiyaçları doğrultusunda şehir hastanesinin zorunlu olduğunu söylemişti. Eğer ihtiyaçlar arttı ise Atatürk Devlet Hastanesi'nin eski binası neden hizmete tekrar açılmıyor? İhtiyaçların karşılanması için ne zaman yapılacağı belli olmayan bir şehir hastanesi mi bekleniyor?
-Şehir hastanesi konusunda vali, milletvekilleri, Devrek Ticaret ve Sanayi Odası'nın fikirleri alınırken; hekimlerin, yardımcı sağlık personelinin ve hastaların neden fikri alınmıyor?
-Şehir hastanesi yapıldıktan sonra boşaltılacak şehir merkezindeki hastanelerin binaları ne olacak? Atatürk Devlet Hastanesi'nin eski binası gibi atıl mı bırakılacak yoksa bu binalar yıkılıp yerlerine başka bir şey mi yapılacak?
- Şehir Hastanesi neden Çaydeğirmeni bölgesine yapılıyor? Eğer Zonguldak, Karabük ve Bartın için ortak bir hastane yapılması planlanıyor ise ulaşımın çok daha kolay olduğu Bakacakkadı bölgesine yapılması gerekmez mi?
-Şehir hastanelerinin yapıldığı illerde şehir merkezlerindeki kamu hastanelerinin kapatıldığını biliyoruz. Örneğin Alaplı'daki bir hastan yaklaşık 1 saat 45 dakika yol katedip şehir hastanesine mi gelecek? Özellikle kış aylarında Bartın ve Karabük'ten hastaların Şehir hastanesine ulaşımı nasıl sağlanacak?
-Sadece uzman hekimlerin yazabildiği ilaçları reçete edilmesi için hastaların şehir dışındaki şehir hastanesi yerine şehir merkezindeki özel hastanelere mi gitmesi gerekecek? Özel hastanelerin cirolarının artması mı isteniyor?
- Çaydeğirmeni'nde hastanenin yapılacağı bölgede ve etrafında arsa ve emlak fiyatları son dönemde incelendi mi? Şehir hastanesi söylentisi üzerine kim ne kadar para kazandı?
-Şehir hastanesine hekimler ve yardımcı sağlık personeli nasıl gidecek? Zonguldak merkezde ikamet eden bir çalışan her gün yaklaşık 90 dakika yol mu katedecek?
-Zonguldak merkezde bile zorunlu hizmetini bitiren hekimler giderken sosyoekonomik olarak Zonguldak merkez ile karşılaştırılamayacak bir yerde hekimler ve yardımcı sağlık personeli nasıl istihdam edilecek?
-Şehir hastanesinin yapılacağı söylenen Çaydeğirmeni bölgesinin yaklaşık 1 saat 45 dakika uzaklığında Ankara'daki iki şehir hastanesi var. Ankara'dan takip edilen hastalar doğal olarak tedavilerine Ankara'dan devam edeceklerdir. Bu kadar yakın bölgeye bu kadar büyük bir hastanenin yapılmasının amacı nedir?
-Zonguldak'tan biri doktor iki milletvekili çıkaran CHP'nin bu konudaki görüşü nedir?
-Zonguldak Tabip Odası neden fikir beyan etmiyor?
Daha önce de söylediğim gibi Zonguldak Şehir Hastanesi hiçbir gerçekliği olmayan, ölü bir projedir. Zaten Sağlık Bakanı da bunun farkında varmış olacak ki Zonguldak'a geldiğinde Şehir Hastanesi konusundan hiç bahsetmedi.
İnsanlara hayal satıp onların oylarını almak için ''ölü projeleri'' gündeme getireceğinize, sorunların çözümü üzerine yoğunlaşsanız daha doğru olmaz mı?

























