Ülkede, hızlı bir çöküş ve çürüme süreci yaşıyoruz…!
Toplum nezdinde, uyguladığı politikalarla giderek itibar yitiren siyasal iktidar…
Kendi iktidarını sürdürmenin ve amacına ulaşmanın tek yolunun…
Kendisini ortaya koyan her türlü muhalefeti, yok etmekten geçtiğinin farkında...!
Halk, Sendikalar, meslek örgütleri, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, gazeteler, televizyonlar…
Kişisel ya da kurumsal…
Kim kendine muhalifse, bu sürecin bir ürünü olarak kuşatma altında...!
İşte o yüzden…
Sayın Özgür Özel’in, “19 Mart 2025” sonrası başlattığı bu yolda…
Artık, tüm devrimciler, demokratlar, sosyalistler, koministler,
Solcular, emekçiler, gençler, kim varsa…
Kendi eylemlerini ve sözlerini kutsayıp…
Karşı söylenme halinden çıkarak…
Birleşik mücadeleyi inşa etmeye katkı vermek zorundadırlar…!
Partilerin ilçe yönetimleri…
Köy, mahalle ve sokak örgütlenmeleri yapabildikleri…
Buralardaki parti üyelerini aktive edebildikleri ölçüde seçmene ulaşır…
Ancak halka ulaşmadaki kırılma noktası, tam da bu noktada ortaya çıkıyor...
Günümüz siyasetinde, iktidar ve muhalefet olarak iki tarafın seçmeni…
Kutuplaşma nedeni ile birbirine kapalı...
Bu kutuplaşma, yerelde birleşik mücadele ile aşılabilir...
Aynı köyde ve mahallelerde yaşayan…
Ortak sorunlara ortak çözümlerin üretilebileceği sosyal ortamlarda…
Ortak dertleri paylaşanların kutuplaşmayı aşabilmesi mümkün olabilir...
Bu temelde iletişim kurulabilir...
En etkili iletişim biçimi ise yüz yüze iletişimdir...
Duyarlı olan kim varsa, bir nefer olmalı…
Her üye, siyasi çalışmalarının yanında, demokratik kitle örgütleriyle fikir alışverişinde bulunmalı…
Kurumsal yapılanmaya önem verilmeli…
Kapsayıcı olunmalı…
Siyaset, tavanda değil, tabanda sürdürülmeli...
Tabanda siyaset yapma kültürü, örgütlü mücadele’nin olmazsa olmazıdır…
Günlük politikaları yöre halkına ulaştırmak, güven vermek, umut aşılamak ve önderlik etmek gerekir...
Siyasi partiler yasasının…
Ve Sınırsız seçilme hakkı’nın…
Partilerin dinamizmini engellediğini düşünüyorum…
Sistem’in içindeki, tüm partiler için söylüyorum ki…
Bu durum, “Profesyonel Siyaset Esnafları” üretiyor...
Kimdir bu “Profesyonel Siyaset Esnafları…”?
Siyaseti…
Kişisel çıkarları, rant ve makam elde etmek için kullanan fırsatçılardır…
Bu üç özelliğin hepsini birden barındırmayabilirler elbette…
Tek tek de barındırabilirler…
Bunların işleri ne kadar zor değil mi…?
Ne kadar büyük mesai gerektiriyordur…!
Ve nasıl da zamanlarını size ayırıyorlar değil mi…?
Ancak bu heveslerinden, bir daha kopamadıklarına göre…
Belli ki çok cazip, bağımlılık yaratan bir tarafı var...
Ayrıca bunların bir çoğu…
Örgütlü mücadele kültüründen gelmemiştir…
Partiye üye olmanın yeterli olduğunu zannederler…
Çoğunun, ideolojik bir birikimi yoktur…
Üslublarına da tahammül edemezsiniz…
Daima çok nazik ve güleryüzlüdürler…
Çok uzun konuşurlar…
Ülke ve halk üzerine dile getirdikleri tüm klişelerin…
Nasıl da ülke ve halk ile hiç ilgisi olmadığını çok iyi anlarsınız…
Terbiyenizden tepki de vermek istemezsiniz…
Her şey tanıdık, her şey sıkıcıdır aslında…
Aklı başında her insanın kaçmak isteyeceği türden...
Hatta sonlarına doğru…
Ya onun…
Ya da kendinizin boğazını sıkmak isteyebilirsiniz…
Her seçimde doğal aday adayıdırlar…
Adaylık için çalışmaya…
Son seçimden hemen sonra başlarlar…
Son dönemde Belediye Başkanlarının bazıları da bu familyadandır…
Parti değiştiren ve itirafçı olanlar gibi…
Onuruyla çalışan ve hakkını veren…
Milletvekili ve Belediye Başkanlarımızı ayrı tutuyorum elbette…
Bu “Profesyonel Siyaset Esnaflarının” çoğu…
Çalışma ofisleri, bürolar açarlar…
İş yerlerini ve mesleki durumlarına göre kendi ofislerini…
En Önemlisi, maddi güçlerini kullanırlar…
Açamayanlar da…
Ortalıkta, orada burada, kulis yapma peşindedirler…
Soruyorum…!
Parti örgütleriniz varken…
Neden gerek duyarsınız ki buna…?
Cevap kısa ve net…
Kişisel kariyerleri için…,
“Profesyonel Siyaset Esnaflarının” tek hedefi…
Partinin menfaatleri ve iktidar mücadelesinden çok…
Kendi menfaatlerinin öncelikli olduğu bir durumdur aslında…
Bunlar, her ilde bir tane değil…
Birkaç tane oldukları için de…
Bırakın yoldaş olmayı…
Aralarındaki siyasi rant mücadelesi…
Korkunç bir arenaya dönüşür…
Toplantılarda, etkinliklerde, cenazelerde, düğünlerde, açılışlarda…
Bakmayın omuz omuza olduklarına…
Fırsatını bulsalar…
Boğazlarını sıkarlar birbirlerinin…
Hele de, potansiyel gördükleri insanlar…
Onları çok rahatsız eder…
Ellerinden gelse…
Onları bir kaşık suda boğarlar…
Emeğiyle geçinen…
Dürüst esnaf kardeşlerime benzemez bunlar…
Siyaseti sınıf atlamanın bir aracı olarak gören, kendi çıkarları ile meşgul olan...
Köşe başlarını tutan, bu “Profesyonel Siyaset Esnafları”…
Partinin gelişmesini de engellerler…
O zaman, bunun çözümü…!
Kurumsal ve kapsayıcı bir yapı oluşturmak…
İllerde, ilçelerde…
Beldelerde, köylerde…
Siyaseti tabana indirip, önce üyelerle…
Sonra halkla buluşabilmeyi başarabilmek…!
Bu nasıl olacak…?
Öncelikle, kimsenin adamı olmayacaksınız…!!
Kimse de, sizin adamınız olmayacak…!!
Bu “Profesyonel Siyaset Esnafları”…
Yıllardır bölgenize çöreklenmişlerdir…
Bunların hiçbiri…
Bilin ki, sizden daha özel değil…
Şimdi küsme kırılma kavga zamanı da değil…
Şimdi birleşe birleşe kazanma zamanı…
Mücadele ederken…
Elbette sıkıntılar olacak…
Elbette eğreti otları çıkacak…
Parti örgütlerinin, il ilçe seçimlerinde…
Bir liste, yönetmek için yetki alacak…
Demokrasinin en güzel yanı bu…,
Aynı amaçlar için yoldaş olanların arasında kazanan. kaybeden olur mu…?
Kısır çatışmaları bırakıp…
“Profesyonel Siyaset Esnaflarının’da” dolduruşuna gelmeyip…
Omuz omuza mücadeleye devam edilmeli…
Yıllardır…
Bölgelerine çöreklenmiş…
Bu “Profesyonel Siyaset Esnaflarının” hiçbiri…
Bilin ki, sizden daha özel değil…!
Siz ve….
Yüreğinizdeki partiniz…
Çok daha “ÖZEL…”!!!

























