Bizim memlekette artık bazı cümleler atasözü gibi kullanılmalı.
Mesela:
“Başkan iş için görüşmüyor.”
Öyle güçlü bir cümle ki…
İçinde biraz bürokrasi, biraz siyaset, biraz psikoloji; bir tutam da vatandaş azarlar gibi bir ton var.
Üstelik çok modern.
Ne tartışma çıkarıyor ne umut bırakıyor.
Kısa, net, steril…
Tam çağın ruhuna uygun.
Eskiden belediyeler için “halkın evi” denirdi.
Şimdi ise daha çok güvenlikli site mantığı oluştu sanki.
İçeri girmek zor değil belki ama birine ulaşabilmek ayrı bir uzmanlık alanı olmuş.
Başkanı görmek zor…
Özel kalemi geçmek zor…
Sekreteri geçmek zor…
Ama seçim zamanı maşallah herkes mahallede halı saha topçusu gibi vatandaşın içinde.
Öyle bir samimiyet oluyor ki insan sanıyor belediye değil, aile apartmanı yönetiliyor.
Sonra seçim bitiyor…
Vatandaş yine eski yerine dönüyor:
Danışmaya.
Galiba yeni dönem belediyeciliğinde en çok gelişen hizmet alanı görünmezlik.
Bir de şu “görüşmüyor” kelimesinin rahatlığı var.
Ne güzel icat…
“İş yok” demiyorsun.
“Olmaz” demiyorsun.
Dinlemiyorsun da.
Direkt olayın tamamını buharlaştırıyorsun.
Modern siyaset biraz da budur artık:
Sorunu çözmek değil, teması azaltmak.
İşin psikolojik tarafı ise daha ilginç…
Çünkü insan yalnızca ekonomik bir varlık değildir.
Bir insanın en temel ihtiyaçlarından biri “görülmek” ve “duyulmaktır.”
Bazen vatandaş belediyeye iş istemeye gitmez aslında;
Bir ihtimal, bir muhatap, bir cümle aramaya gider.
Çünkü insan zihni yok sayılmayı reddedilmekten daha ağır yaşar.
Net bir “hayır” bile bazen belirsizlikten daha insancıldır.
Ama bugün birçok kurumda görünmez bir iletişim biçimi oluştu.
Kimse kapıyı tamamen kapatmıyor ama kimse gerçekten açmıyor da.
Psikolojide buna bazen “duygusal mesafe yönetimi” denir.
Yani ilişkiyi tamamen koparmadan, yeterince uzak tutmak.
Yeni dönemin kurumsal dili biraz böyle çalışıyor galiba:
İnsanla temas etmeden insan yönetmek.
Oysa sosyal belediyecilik yalnızca kaldırım yapmak değildir.
İnsana temas edebilmektir.
Bir insanı dinleyebilmektir.
Bazen sadece “Anlat bakalım” diyebilmektir.
Çünkü vatandaş her zaman çözüm istemez.
Bazen sadece muhatap arar.
Ama yeni dönemde muhataplık da lüks oldu.
Artık şehirlerde en hızlı yapılan şey yollar değil; mesafeler.
Halbuki Zonguldak’ın eski kültüründe insanı dinlemek vardı.
Madenci ocağa inerdi ama birbirinin yüzüne bakardı.
Şimdi bazı makamlar yerin yedi kat altından daha ulaşılmaz olmuş.
Sosyal belediyecilik diyoruz ya…
Galiba “sosyal” kısmı biraz afişlerde kaldı.
Çünkü sosyal belediyecilik bazen bir insanı işe almak değildir.
Ama onu insan yerine koyup dinlemektir.
Vatandaş artık işsiz kalmaya değil, muhatapsız kalmaya bozuluyor.
Neyse…
Belki ileride yeni belediyecilik sloganı da hazırdır:
“Bize her yer sosyal, vatandaşa mesafe özel.”

























