Dava, Franz Kafka'nın en sarsıcı ve distopik eserlerinden biridir. Belirli bir yeri olmayan mahkemeye çağrılan banka memuru Joseph K.’ya suçlu olduğu söylenir, ama kendisine yöneltilen suçlamaları bir türlü öğrenemez. Gizemli bir sürecin içine çekilen Bay K. masumiyetini kanıtlamaya çalıştıkça, daha da çaresiz kalır. Mantıksız bir sistemin içinde, görünmez yargıçlarca şehrin varoş mahallelerinde, tavan aralarında kurulan mahkemelerde yargılanırken yasalar bile açıklanmaz kendisine…
Muhalefete dört koldan çullanan AKP yargısının cürümlerini izlerken, hep, "Yalanı dünyanın düzeni haline getiriyorlar." ikonik cümlesinin yer aldığı dünya edebiyatının bu başyapıtı geliyor aklıma. Bizdeki adli süreçlerle roman birebir örtüşüyor çünkü. Tıpkı Kafka’nın romanda oluşturduğu atmosfer gibi her şey mantık dışı, olaylar absürt, süreçler karmaşık ve hepimiz büyük bir baskı altında hissediyoruz kendimizi. Gündelik hayatın içinde başlayan olaylar, hızla kâbusa dönüşüyor bizde de...
TOPLUMA SÜREÇLERİN ULAŞILAMAZ BİR AKIL TARAFINDAN YÜRÜTÜLDÜĞÜ İNANCI HAKİM
Kabul, siyasi davalar, usuli süreçlerin karmaşıklığı nedeniyle uzayabiliyor biraz. Tamam, hukukun doğal işleyişi, delillerin toplanma süreci sabırları zorlayabiliyor. Ama “Suçum ne?” diye soran sanık sayısı da sürekli artıyor. Pek çok sanık, tıpkı Bay K. gibi neyle suçlandığını bilmiyor. Süreçlerin ulaşılamaz ve gizemli bir akıl tarafından yürütüldüğü inancını hakim kılacak şekilde iddianameler geç yazılıyor, suçlamalar sürekli değişiyor, mahkemeler uzayıp gidiyor. “Kafkaesk” başka ne sizce?
Romanda mahkemeye nihai bir karar aldırmaz Kafka, davası sürüp giden sanığın araftaki halini anlatmak ister çünkü. Söylemeye bile gerek yok, mahkemesi süren insan ya da kurum suçsuz da olsa, tam anlamıyla özgür olamadığı gibi, enerjisinin büyük bölümünü kendini savunmaya harcar. Bugün de ülkemizde muhalifler, “Her an tutuklanabilirim” korkusuyla yaşayan Bay K. gibi, iki arada bir derede yaşıyor; kendini savunmaktan muhalefet yapamıyor. Otoriter akıl başka bir şey konuşturmuyor hatta…
İŞ ROMAN OLUNCA GÜZEL DE
Bugün Türkiye’de, arka planı ne olursa olsun, siyasi davaların sonuçlanmayıp askıda kalması, sanıklar hakkında akla ziyan suçlamalarda bulunulup iç içe geçirilmesi, birden çok davanın birleştirilip bulamaç hale getirilmesi, “Kafka tarzı” bir yargı sistemi çıkardı ortaya. Her şey neredeyse birebir aynı: İnsanı çaresiz bırakan bürokratik mekanizma, tekinsiz ve absürt bir ortamda önceden verilmiş kararları açıklıyor, destekleyen başka mahkeme kararları da olsa tüm itirazlar sonuçsuz kalıyor…
Kafka’yı okumak yazınsal hazlarla birlikte derin bir zihinsel dönüşüm yaratır insanda. Kurduğu dünya gerçek hayatı daha net görmemizi sağlayan bir aynaya dönüşür. Metinlerdeki metaforları çözmeye çalışırken düşünme becerimiz gelişir. Toplum tarafından dışlanan insanların dünyasına da gireriz Kafka ile. İş roman olunca her şey çok güzel de, “Bu kadarı da fazla” dedirten saçmalıklar hayatın gerçeğine dönüşünce, her yanımızı kâbuslarla dolu bir karanlık sarıyor ne yazık ki…

























