Değerli Okurlarım,
Bilindiği üzere, her ülkede olduğu gibi ülkemizde de okul öncesinden doktora eğitimine kadar olan eğitim-öğretim basamaklarının her biri, kendisinden sonrakinin altyapısını oluşturan süreçlerdir. Bu süreçlerin, bir vadi boyunca art arda (bazıları da liselerde ve yükseköğrenimde olduğu gibi yan yana) sıralanmış, sakinleri milyonları barındıran mega mahallelere; bu mega mahallelerin oluşturduğu yerleşkelerin tamamının da bir mega kente benzetilmesi mümkündür.
Sakinleri öğrenciler, öğreticiler ve yöneticiler; yönetim ve hizmet kuruluşları olan bu devasa mahallelerin, ülkemizin Millî Eğitim Mega Mahalleleri (MEMM), kentin de Millî Eğitim Mega Kenti (MEMK) olarak tanımlanması mümkündür.
Bu kentin günümüzdeki mahalleleri, bir mahallesinden diğerine geçiş ve kent dışına (eğitim sonrası hayata) çıkış yolları ve kapıları gibi, bu mega kentin temel unsurlarının bir nazım (küçük ölçekli) şehir planı benzetmesiyle Şekil 1’deki gibi gösterilmesi de mümkündür. (x)

Şekil 1. MEMK ve MEMM’leri, Mahalleler Arası Geçiş Yolları ve Giriş-Çıkış Kapıları Temel Planı
Plandan da görüldüğü üzere, kente giriş; okul öncesi örgün öğretime gitme şansı olan ve olmayan 4-6 yaş grubundaki minik yavruların bulunduğu okul öncesi mahallesinden olmaktadır.
Bu mahalle ve onu izleyen ilkokul, ortaokul ve lise mahalleleri, 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’na tabi olan (Millî Eğitim Bakanlığının sorumluluğundaki) mahallelerdir.
Bu mahallelerden sonraki, art arda ve yan yana birbirini izleyen son beş mahalle ise kentin, 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’na tabi olan (YÖK’ün sorumluluğundaki) yükseköğretim mahallelerinden oluşmaktadır. Bu mahallelere girişler sınavlarla ve isteğe bağlı olarak (çoğu zaman da şartların zorlamasıyla) olmaktadır.
Günümüzde bu kentin tüm mahallelerinin, kamunun ve özel sektörün sahipliğinde olan karşılıkları bulunmaktadır.
Ülkenin diğer faaliyet alanları da benzer şekilde birer mega kent olarak düşünüldüğünde, bu kentin tüm diğer kentleri kuracak ve yaşatacak olan nitelikli insan gücünü yetiştirmesi gereken kent olduğu söylenebilir. Bu nedenle de ülkenin geleceği (bekası) için hayati öneme sahiptir. Millî Savunma Bakanlığı gibi, bu bakanlığın adındaki “millî” kelimesi de bu önemini göstermektedir.
Günümüzde, bu kentin okul öncesi mahallesinden geçtikten sonra İlkokullar Mahallesi’ne giren her bir sevgili öğrencimizin, Şekil 1’deki temel planda görülen yollardan ve kapılardan geçerek, eğer sene kaybı olmaz ise;
• 12. yılın sonunda zorunlu ortaöğretim mezunu (lise ve dengi),
• 14. yılın sonunda ön lisans (MYO) mezunu (tekniker vb.),
• 16. yılın sonunda lisans (fakülte) mezunu (mühendis vb.),
• 18. yılın sonunda yüksek lisans mezunu (yüksek mühendis vb.),
• 22. yılın sonunda da doktoralı yüksek lisans mezunu (Dr. yüksek mühendis vb.)
düzeylerine ulaşabileceği öngörülmektedir.
Burada, özellikle son yıllarda görüp yaşadıklarımı da göz önünde bulundurarak; MEMK ve MEMM’leri ile ilgili olarak gerçek eğitim uzmanlarına ve ilgili seçilmiş ve atanmış yöneticilere aşağıdaki soruları yöneltme ihtiyacı duyuyorum:
• Günümüzde her yıl, 12. yılın sonunda genel lise diploması alan 1,4 milyon lise mezununa, bu diplomanın üniversite sınavlarına girme hakkı sağlamaktan başka bir yararının olduğunu söylemek mümkün müdür?
Eğer mümkün değil ise, ortaokullardan mezun olan öğrencilerin büyük çoğunluğu neden dört yıl daha zorunlu eğitime tabi tutularak genel lise mezunu yapılmak istenmektedir?
Ayrıca;
• Üniversite sınavlarına girip de kazananların çok büyük bir bölümünün, istihdam imkânlarının olmadığı, tercih edenlerin az olduğu ve düşük puanlarla girilebilen bölümleri kazanabilmeleri,
• Her yıl sayıları yüz binleri bulan öğrencinin üniversite öğrenimini bırakıp yeniden sınavlara girmesi,
• Yine her yıl, 12 yıl süren temel eğitim sonrasında da isteğe bağlı ve sınavla da olsa en az 2-4 yıl yükseköğrenim gördükten sonra, sayıları 800 bin civarındaki ön lisans ve lisans düzeyindeki üniversite mezununun yarıya yakınının işsiz kalması veya diplomasıyla ilgisi olmayan işlerde (asgari ücretle, hatta altında) çalışmak zorunda olması,
gibi yıllardır yaşanmakta olan yaygın ve üzücü durumların varlığı da herkesçe bilinen acı gerçeklerdendir.
Bir ülkede, ülkeyi ve milleti yakan, geleceğini karartan bundan daha yakıcı bir yangın olabilir mi?
Bu yangınların; işsizlik sorununu geciktirmek, yükseköğrenim görmüş olanların sayısını artırmak, bulundukları yerin ticari hayatına katkı sağlamak ve iktidar sahiplerine siyasi veya ideolojik yararlar sağlamak gibi yanlış amaçlar uğruna sürdürüldüğü düşünülüyorsa, bu büyük hatalara ve yanlışlara neden yıllardır ısrarla devam edilmektedir?
MEMK’nin tüm mahallelerinde yaşanmakta olan ve bilinen ancak dile getirilmeyen bir başka yangını da dikkatlere arz etmek istiyorum.
Örneğin;
• Doğuştan gelen ve aile desteği ile yönlendirmeler sonucu sonradan kazanılan bilgi ve becerileri arasında büyük farklılıklar bulunan öğrencilerle,
• Bulundukları eğitim basamaklarında her yıl başarı sıralamalarının üst sıralarında yer almış öğrencilerle,
• Ülkenin imkânları daha iyi olan okullarından mezun olanlarla, kendi kusurları olmaksızın bu okullara gidemeyen öğrenciler arasında,
büyük farklılıklar varken, bu öğrencilerin aynı sınıflar ve gruplar içinde, aynı kurallarla değerlendirilmesi ve eğitim basamaklarında aynı sürelerde mezun olmalarının beklenmesi; gerek bilimsel gerekse hakkaniyet açısından uygun bir durum mudur?
Bir başka anlatımla;
MEMK’nin her mahallesindeki tüm öğretim kurumlarının; öğrenci, öğretici ve yönetici durumundaki tüm sakinlerinin birbirleriyle (hatta yurt dışındaki benzerleriyle) yarış içinde oldukları bilindiğine göre, bir yarışın söz konusu olduğu her alanda olduğu gibi, bu sahada da yarışacak bireylerin, grupların ve kurumların birbirine benzer düzeylerde olmaları gerekmez mi? Karşılaşacak sporcuların aynı klasmanda, takımların aynı kümede olması gibi.
Bu soruya da “Evet, uygundur.” demek mümkün olamayacağına göre;
Bu büyük yanlıştan kaynaklanan sorunlara, herhâlde “eğitimde seçicilik olmaz” anlayışı nedeniyle olsa gerek, neden makul çözümler bulunmamakta ve tartışılmamaktadır?
“Ben okumak istiyorum.” diyenlerle “Ben okumak istemiyorum.” diyenler gibi, hiç değilse pozitif ve negatif farklılıkları uç noktalarda bulunan kişiler neden aynı kümelerde yarıştırılmaktadır?
Bu soruna, birçok özel ders veren kurumda olduğu gibi olmasa da, özel dershanelerde ve hatta bazı özel okullarda uygulananlara benzer makul seçiciliklerin bulunması, sağlayacağı yararlar bakımından daha uygun olmaz mı?
Örneğin günümüzde YKS sınavlarında, Galatasaray Lisesi veya Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi gibi ülkemizin önde gelen liselerinden mezun olan öğrencilerle, Anadolu’nun küçük bir kasabasındaki genel ya da imam hatip lisesinden mezun olan öğrencilerin aynı koşullarda yarıştırılması ve değerlendirilmesi bilimsel ve adaletli midir?
Benzer şekilde, tüm üniversitelerde müfredatı ve öngörülen bitirme süresi aynı olan mühendislik bölümlerinden birine ilk yüzde 3-5’lik başarı diliminden giren ve önceki eğitim aşamalarında da sürekli üst sıralarda yer alan bir öğrenci için dört yıllık eğitim süresi fazla olabilirken; 250-300 puanla giren ve önceki eğitim aşamalarında sürekli vasatın altında kalmış bir öğrenci için dört yıllık sürenin yetmediği de sahada sıkça görülen örneklerdendir.
Son zamanlarda liselerin ve üniversite bölümlerinin öğretim sürelerinin kısaltılması konusu sıkça tartışılmaktadır. Bu sürelerin uzun ya da kısa olmasının; yukarıda değinilen farklılıklar, öğrencinin ve ailesinin talepleri gibi koşullar dikkate alınarak değişken olması daha uygun olmaz mı?
Uzun sözün özü;
MEMK’nin her mahallesinde, hukuk ve adalet alanında olduğu gibi, görkemli binalar ve kampüsler oluşturulması, geniş kitlelere eğitim imkânlarının sağlanması gibi sayısal göstergeler olumlu görünse de; kalitenin ve fırsat eşitliğinin ciddi biçimde gerilediği, toplumun önyargısız kesimlerinin ortak kanaatidir.
MEMK’deki mahallelerle ilgili düzenleme ve uygulamalarda, özellikle son yıllarda iktidarın inanç ve ideolojik tercihlerinin sonucu olduğu düşünülen büyük hata ve yanlışları görmek için eğitim uzmanı olmaya gerek yoktur. Beka konusu olan bu yanlışlardan acilen dönülmesi gerektiği; gerçek eğitimcilerin ve toplumun bilinçli kesimlerinin ortak inancıdır.
Konunun gerçek uzmanları tarafından;
• Öncelikle bu hayati eğitim sorunlarıyla ilgili olarak, konunun gerçek uzmanlarından oluşacak komisyonlar, şûralar ve ilgili tüm çevrelerin özverili çalışmalarıyla kapsamlı bir durum tespiti yapılması,
• Sonrasında ise Cumhuriyetimizin çağdaş, laik ve millî eğitim felsefesine uygun yeni bir Millî Eğitim Temel Yasası ile YÖK Temel Yasası hazırlanarak uygulamaya geçirilmesi,
çok acil ve zorunlu bir ihtiyaç olarak görülmektedir.
MEMK’de uzun yıllardır devam etmekte olan; kaynak, emek, umut ve gelecek kaybına yol açan bu yangınların bir an önce söndürülmesi ve zarar gören alanların yeniden ıslah edilmesi için gerekenlerin acilen yapılması en içten dileğimdir.
MEMM’lerin tüm sevgili öğrencilerine; değerli öğreticilerine, yöneticilerine ve hizmet ehli tüm sakinlerine en kalbi duygularımla başarılar diliyor, yanlışım olmuşsa özürlerimi arz ediyorum.
Şenol KUŞCU
Haziran 2026, Zonguldak
(x) Bir Önemli Hatırlatma
Ülkemizde ortaokul, lise ve hatta üniversitede okumakta olan öğrencilerimizin ve yakınlarının pek çoğunun, MEMK’de bulundukları mahalleden sonra önlerinde bulunan diğer mahalleler, bu mahallelere ulaşabilmek için geçmeleri gereken yollar ve kapılar hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları bilinmektedir.
Bu konuda öğrencilerimizin ve yakınlarının bilgi sahibi olmaları için, bazı eksiklikleri olsa da tarafımdan hazırlanan ve ekte verilen MEMK temel planından yararlanabileceklerine; ayrıca değerli öğretmenlerimizin öğrencilerine bu konuları anlatırken söz konusu planın kendilerine kolaylık sağlayacağına inanıyorum.

























