İnsanlık tarihi ile başlayan şiddet olgusu çağımızda ırk, din, dil ve kültür ayırımı yapmadan tüm insanlığı etkileyen küresel bir sorun haline gelmiştir. Şiddet, iç güdüsel, biyolojik, psikolojik, sosyolojik ve ekonomik boyutları olan bir olgudur.
Bu nedenle şiddetin çözümü konusundaki yaklaşımlar da çok yönlü olmalıdır.
Şiddeti önleme konusundaki girişimler, uygulanmış şiddeti cezalandırmaktan ziyade, oluşmadan önlenme üzerine odaklanmalıdır. Bu ise çocukluk döneminden başlayarak sağlam bir vicdan ve oto kontrol duygusunun eğitim yoluyla içselleştirilerek bireylere kazandırılması ile mümkün olabilir. İnsanoğlu, içgüdüsel, biyolojik, fiziksel, bilişsel, duygusal ve sosyal yönü olan varlıktır ve bu yönlerin her birisi insanın duygu, düşünce ve davranışını etkileyebilir. Psikoloji tarihinde ortaya çıkan yaklaşım ve kuramların her birisi insanın farklı yönlerine vurgu yapmışlar ve insanı daha bütüncül olarak ele alma yönünde gelişmeye devam etmektedirler.
Şiddetin kaynağı konusunda içgüdüsel, biyolojik ve sosyal öğrenmeye dayalı teoriler bulunmaktadır. Bu teorilere göre şiddet davranışı üzerinde, çocukluk tecrübeleri, genetik, kişilik bozuklukları, kafa travmaları, psikopataloji, travma sonrası stres bozukluğu, düşük dürtü kontrolü, düşük öz saygı, madde kullanımı ve diğer yaşamsal durumların etkileri bulunmaktadır.
Şiddet faili, tabiatı ve hedefi açısından farklı şekillerde sınıflandırılmaktadır. Şiddet faili açısından üç kategoriye ayırmıştır. Bunlar; bireysel, kişiler arası ve kollektif şiddettir. Bireysel şiddet, intihar davranışı ve kendi kendine kötü muamele şeklinde iki kısma ayrılmaktadır. Kişiler arası şiddet ise aile ve eş şiddeti ile grup şiddeti şeklinde iki kısma ayrılmaktadır. Kollektif şiddet ise
sosyal, siyasi ve ekonomik şiddet şeklinde kısımlara ayrılmaktadır. Önceki şiddet türlerinden farklı olarak kollektif şiddet daha büyük gruplar veya devletler tarafından uygulanmaktadır. Sosyal şiddet organize gruplar veya terör örgütleri tarafından yapılan şiddet eylemlerini içermektedir. Siyasi şiddet devletler veya büyük gruplar tarafından yapılan savaş ve benzeri çatışmaları içine alır.Hükümet veya kişiler tarafından, siyasi amaçlarına ulaşmak için uygulanan şiddeti ifade eder . Ekonomik şiddet ise devletler veya büyük gruplar tarafından çıkar amaçlı olarak ekonomik faaliyetleri bozma, temel hizmetlere erişimi engelleme, ekonomik bölünme ve parçalanmaya neden olma gibi saldırıları kapsamaktadır.
Tabiatı açısından şiddet, fiziksel, cinsel, psikolojik, yoksun bırakma veya ihmal etme şeklinde sınıflandırılabilir. Cinsel şiddet, aile içi şiddet, zorla evlendirme, namus suçları, kadın sünneti cinsiyet temelli şiddetin bütün şekilleri içine alır . Cinsel suç, tecavüz veya cinsel şiddet ile aynı anlamda kullanılmaktadır.Ayrıca çocuğa yönelik bir şiddet türü olarak çocuk cinsel istismarı sosyal ve medikal bir sorun olarak artan bir seyir izlemektedir.
Hedefi açısından şiddet, amaçsal ve araçsal şiddet şeklinde iki kısımda incelenebilir. Amaçsal şiddet kişinin kendi dışındaki birey, eşya veya hayvana kasti olarak kötülük yapması, kötülük yapmayı arzulaması veya başka deyişle bireysel kin ve nefreti söz konusudur. Örneğin intikam amacıyla bir başkasını öldürmek amaçsal şiddettir. Araçsal şiddet ise bireyin diğer birey, eşya veya hayvana karşı özel kin ve nefreti söz konusu değildir. Şiddet başka bir kazanım için araç olarak kullanılmaktadır. Kişi meslek olarak, hayatını kazanmak
için şiddet uygulayabilir. Bir kiralık katilin kurbanını öldürmesi ve bir boksörün rakibine vurması araçsal şiddete örnek olarak gösterilebilir.
Şiddetin insan doğasında yer alan hayatta kalma içgüdüsünden kaynaklanan içgüdüsel yönü, hormonal ve genetik faktörlerin, beyin travmalarının ve alınan uyarıcı maddelerin sonucu olarak biyolojik yönü, organizmaya yönelik etkilere tepki olması ve şiddetin ödüllendirilmesi sonucu pekiştirilmesine dair olarak davranışsal yönü, olayların anlamlandırmasının bir sonucu olarak bilişsel yönü, ailede, okulda, çevrede şiddete maruz kalma veya tanık olma suretiyle şiddeti öğrenme ve benimsemeye dair sosyal yönü, fakirlik ve yoklukla alakalı ekonomik yönü ve kültürel yönü bulunmaktadır. Bu kadar farklı nedenleri olan şiddetin önlenmesi ise şiddetin farklı kaynaklarını göz önünde bulunduran çok
yönlü politikalarla mümkün olabilir.
Şiddet olgusu çoğunlukla sosyal kaynaklı öğrenilmiş bir olgu olduğu için önlenmesi mümkündür. Ancak pek çok sosyal problem de olduğu gibi şiddet konusunda da öncelik, uygulanmaya konmuş şiddete yönelik tedbirlerden ziyade şiddetin oluşumunun önlenmesi üzerine odaklanmalıdır. Bu ise şiddeti önlemeye yönelik politik, yasal, psikolojik, biyolojik yaklaşımların birlikte kullanılması
ile mümkün olabilir. Yoksullukla mücadele, şiddet eylem planları, çocuk ve yaşlılara yönelik bakım hizmetleri, madde bağımlılığı konusunda devlet tarafından topluma destek olunmalıdır. Geniş kitlelere ulaşabilen medya araçların da şiddet teşirinin önüne geçilmelidir. Bununla birlikte şiddetin önlenmesinde bireylerde öz kontrol, vicdan ve sorumluluk duyularını geliştiren, hayata ve insanlara yönelik pozitif bakış açısı kazandıran manevi güçten de yararlanılmalıdır























