16 Aralık 2024 akşam saatleri
Devrekli Pakize Uzunoğlu Atatürk Devlet Hastanesi yoğun bakımında tedavi gören eşini ziyarete gelirken acil servisin önünde bir dolmuşun çarpması sonucu ağır yaralandı. Metrelerce sürüklenen yaşlı kadın dolmuşun altından zorlukla çıkartılıp acil servise götürülmüş, Atatürk Devlet Hastanesinde boş yoğun bakım yatağı olmaması üzerine Ereğli’de özel bir hastaneye sevk edilmiş, fakat tüm müdahalelere rağmen ertesi sabah hayatını kaybetmişti.
Dolmuş sürücüsünün trafik kurallarını yok sayması, şehrin ulaşım planındaki çarpıklık, dolmuş şoförünün önce serbest bırakılıp sonra tekrar gözaltına alınması ve yoğun bakım yatağı sayısının yetersizliğinden hastanın 40 kilometrede öteye sevk edilmesi ile adeta günümüz Türkiye’sini özetleyen bir ölüm olmuştu.
Atatürk Devlet Hastanesinin boşaltılan eski binasında 61 yoğun bakım yatağı varken şu an Atatürk Devlet Hastanesinde 48 yoğun bakım yatağı var (Hastanenin kendi internet sitesindeki sayı). Eksilen 13 yoğun bakım yatağından birisi en sevdikleriniz için gerekli olabilir, karda kışta hastanızı çevredeki merkezlerden birisine ambulans ile götürmek zorunda kalabilirsiniz.
Yaklaşık 10 ay Atatürk Devlet Hastanesi'nin Site'deki ek binasında, 4 ay eski ana binasında, 2.5 sene de yeni binasında çalıştım.
Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi 1974 yılında SSK hastanesi olarak açılmış, 2005 yılında SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığına devri ile Atatürk Devlet Hastanesi adını almış, 2022 Kasım ayında da yeni binasına taşınmış bir hastane.
Atatürk Devlet Hastanesinin eski binasında 455 yatak varken yeni binasında 505 yatak var. Yukarıda yazdığım gibi eski binada 61 yoğun bakım yatağı var iken yeni binada 48 yoğun bakım yatağı var. Yatak sayısı yaklaşık %10 artarken yoğun bakım yatağı %21 azalmış.
Hastanelerde her zaman yüzde yüz doluluk olmayacağı için yatak sayısındaki artış günlük hayatta hemen etkisini göstermeyebilir fakat bir yoğun bakım yatağının bile azalması klinik pratikte hemen etkisini gösterir. Yoğun bakım ihtiyacı olan bir hastayı serviste takip etmenin ne kadar zor olduğunu bu satırları okuyan sağlık personelleri ve hasta yakınları kolayca anlayacaktır.
Türk insanı depremden korkuyor. Korkmakta da haklılar. Kimse tonlarca moloz yığınının altında ölmek istemez. Başka bir ülkede en fazla yere düşeceğiniz bir sarsıntıda Türkiye'de enkaz altında ölüyorsunuz. Son yıllarda insanların bu korkusu istismar edilerek şehirlerin simgesel yapıları ya yıkıldı ya dönüştürüldü ya da kullanılmaz hale getirilerek insanların günlük hayatlarından çıkartıldı. Depreme ne kadar hazırlanıldığını ise 6 Şubat 2023’te Maraş depreminde gördük.
Atatürk Devlet Hastanesinin yeni binası da inşa edilirken argümanlardan biri eski binanın depreme dayanıksız olmasıydı. Zonguldak gibi altından aktif fay geçmeyen, 2. derece deprem bölgesi olarak sayılan, en fazla 6-6.5 şiddetinde deprem beklenen bir şehirde Atatürk Devlet Hastanesinin eski binasının depreme dayanıksız olduğunu gösteren bir rapor kamuoyu ile paylaşılmadı.
Yeni bir hastane yapılırken bir öncekine göre hem hastalara hem de personele çok farklı imkanlar sunmasını beklersiniz. Eski bina ile yatak sayısının benzer olduğunu fakat en kritik alan olan yoğun bakımda yatak sayılarının azaldığı görüyoruz. Site'deki ek binada bulunan birimler de ana binaya taşınmadı. Hastalar bazen aynı gün içinde hem Site’deki ek binaya hem de ana binaya gelmek zorunda kalıyor. Madem yeni bina yapılacaktı bütün birimlerin yeni binaya toplanmasını beklerdik. Üstelik hastaneye yetecek bir otoparkın yapımının unutulduğu söylendi. Birçok kalemden geçen bir hastane projesinde otoparkın unutulmasının nasıl olduğunu anlayamadık. Hastanenin hemen yanındaki Kız Meslek Lisesini yıkıp otopark mı yapmak isteyecekler hep beraber göreceğiz. Kız Meslek Lisesi ‘’kültür varlığı’’ olarak mahkeme tarafından tescil edildiği için şimdilik kendisini kurtarmış görünüyor. İlerde ne olur bilinmez…
Atatürk Devlet Hastanesinin eski binası gibi yaklaşık 450 yataklı 2. basamak bir hastaneyi 2026 Türkiye'sinde sıfırdan inşa etmek isteseniz en az 200 milyon dolar bütçe gerekiyor. Arsa maliyeti ve hastanenin donanımına göre bu miktar artabilir. En dip maliyetten düşünseniz bile yaklaşık 9 milyar 200 milyon lira yapıyor, yani Zonguldak'ta yaşayan insanların kişi başı yaklaşık 14150 lirası göz göre göre çürüyor.
Atatürk Devlet Hastanesinin yaklaşık 3.5 senedir boş duran eski binası ile ilgili deprem raporu ivedikle açıklanmalı. Böyle bir açıklama gelmediğinde binanın deprem ile ilgili bir sorunu olmadığı ile ilgili kanaat giderek güçlenecek. Eğer eski binanın deprem ile ilgili bir sorunu olmadığı anlaşılırsa akıbeti ne olacak? Hastane olarak mı devam edecek, yıkılıp otopark mı olacak ya da otel mi yapılacak?
Bu soruyu sormak her vatandaşın hakkı.
Zonguldak Valisi kısa süre önce şehrin sağlık ihtiyaçlarının arttığını ve şehir hastanesinin yapılması gerektiğini söylemişti. Madem şehrin sağlık alanındaki ihtiyaçları arttı çözüm için ne zaman yapılacağı belli olmayan Şehir Hastanesi mi beklenecek? Atatürk Devlet Hastanesinin eski binasının atıl şekilde bırakılıp çürümeye terk edileceğine en kısa sürede hizmete alınması gerekmez mi?
Rüzgarlımeşe'deki Zonguldak Kadın Doğum Ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ile Site'deki Atatürk Devlet Hastanesi binasına taşınan Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi Atatürk Devlet Hastanesinin eski binasına taşınamaz mı?
Zonguldak Kamuoyu neden bu konuda sessiz?
Zonguldak Tabip Odası seçimlerini Zonguldak Çağdaş Hekim grubu olarak kazansaydık bu konuyu ivedikle gündeme getirecektik. Belki ilerde Zonguldak Tabip Odası seçimleri ile ilgili daha ayrıntılı yazarız. Şimdilik burayı uzatmayalım.
''Doktor gülümsemiyor'' diye hekimleri CİMER'e ve SABİME'e şikayet eden insanlar ''Atatürk Devlet Hastanesinin eski binası neden çürümeye terk edildi'' diye CİMER'e niye sormuyor?
AKP tarihi seven bir parti. Tarih anlatımlarındaki temel argümanları, Türkiye'nin 2002'den önce çok yetersiz bir ülke olduğu ve kendilerinin Türkiye'ye çağ atlattıkları. Etrafınızda gördüğünüz 2002 öncesinde yapılan kamu binalarının adım adım yıkılıp yerlerine yenilerinin inşa edilmesine bu gözle de bakabilirsiniz. Böylece hem inşaat sektörü üzerinden ekonomi yaratılırken, tarih anlatılarını da görsel olarak destekliyorlar. İnsanlar etraflarına baktıklarında sadece AKP döneminde yapılmış binaları görüyorlar. Sanki hafızamıza reset atılıyor. Bu da işin siyasi kısmı…

























