1960'tan itibaren giderek büyüyen; baskılar, tutuklamalar, idamlar ve askeri muhtıralar ile bir türlü bastırılamayan sol-sosyalist hareketleri yok etme girişimleri, 1977'den itibaren yeni bir sürece evrilmişti. Bu yeni dönemde katliamlar ve suikastlar ile Türkiye toplumu felç ediliyor, sanki gizli bir el askeri bir darbeye zemin hazırlamaya çalışıyordu. 1 Mayıs 1977 Taksim Katliamı ile başlayan bu süreçte DİSK Başkanı Kemal Türkler, Milliyet gazetesi genel yayın yönetmeni Abdi İpekçi, Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz, Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul başta olmak üzere onlarca kişi suikasta kurban giderken; Maraş, Çorum, Bahçelievler, Piyangotepe ve İstanbul Üniversitesi katliamları yaşanacaktı. Askeri darbeye zemin hazırlanmış, Kenan Evren ve arkadaşları 12 Eylül 1980'de yönetime el koymuştu.
23 Mayıs 1980'de Mecidiyeköy'de, dönemin TTB Merkez Konseyi üyesi bir hekim de evinde, eşi Vecdi Özgüner ile beraber kurşunların hedefi olacak ve faşistlerin öldürdüğü insanlar listesine adı eklenecekti. Savaşta bile hedef alınması suç olan bir mesleğin temsilcisi, faşist terörün kurbanı olmuştu.
O hekim Sevinç Özgüner’di...
İstanbul Tabip Odasındaki toplantı salonunun adı: Sevinç Özgüner Toplantı Salonu...
Sevinç Özgüner, Nazım Hikmet’e özgürlük kampanyasına katılmış, Kore'ye asker gönderilmesine karşı çıktığı için yargılanmış ve 1951 Tevkifatı’nda tutuklanmıştı. Bugün ise binlerce hekime mücadele geçmişi ile yol göstermeye devam ediyor.
Türk Tabipleri Birliği (TTB), 1953 yılında kurulmuş bir meslek örgütü.
Ana amaçları;
Türkiye halkının sağlığını korumak, geliştirmek ve herkesin kolay ulaşabileceği kaliteli ve uygun maliyetli sağlık hizmeti için çalışmak,
Meslek ahlakını en iyi şekilde korumak,
Tıp eğitiminin her alanında söz söylemek,
Hekimlik mesleğinin çıkarını her platformda dile getirmek,
Mesleğin, üyelerinin maddi, manevi haklarını koruma
Türkiye genelinde 65 Tabip Odası var. Bu odalar iki yılda bir yönetimlerini ve üst kurul delegelerini seçiyor, seçilen üst kurul delegeleri ise haziran ayında TTB Merkez Konseyini seçiyor.
26-28 Haziran 2026’da TTB’nin 78. Büyük Kongresi var. 28 Haziran günü de Merkez Konsey seçimi yapılacak.
TTB yıllardır başta meslek etiğinin korunması, sağlıkta dönüşüm programı, doğanın korunması, aşılama, sağlıkta şiddet, halk sağlığı ve ülkedeki antidemokratik uygulamalar konularında yoğun bir mücadele yürütüyor. “Son yıllarda ne kazanım elde etti?” diye elbette sorulabilir, eksikleri ve yanlışları da vardır ama en azından pandemi dönemi gerçek vaka sayılarının açıklanmasının TTB'nin yoğun muhalefeti sonucu olduğunu hatırlatmak isterim. En son 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü'nde açıklama yaptılar.
Kendince çeşitli bahaneler öne sürüp TTB’ye üye olmamak, bir hekim için kabul edilir bir davranış değildir. TTB ne kadar güçlü olursa hekimlik de ülkemizde o kadar güçlü olacaktır.
Meslek örgütleri iktidarda hangi parti olursa olsun muhalif olmak zorundadır. İktidara yakın bir meslek örgütü olamaz. Tarihsel misyonunu yerine getir(e)meyen, rengi “sarıyı da aşıp turuncuya” dönmüş bir tabip odasının hem hekimlere hem de halka ne kadar büyük zarar verdiğini Zonguldak'ta maalesef gözlemliyoruz. TTB Merkez Konsey seçimlerinde oy verecek meslektaşlarımı bu konuda uyarmayı tarihi bir görev olarak görüyorum.
Sanırım benim tespit ettiğim bu durum ülke genelinde de kabul edilmiş olacak ki bu "turuncu" odadan kimseye pazar günü yapılacak seçimlerde herhangi bir listeden davet gelmedi (seçime girecek gruplardan hekimler ile görüştüm, davet edilmediklerini biliyorum), aday gösterilmedi.
TTB; baskılar, tutuklamalar, suikastlar görmüş, Türkiye toplumunun vicdanında yer etmiş en önemli meslek örgütlerinden birisi. Böyle bir meslek örgütünü “iktidarın arka bahçesi” haline getirme girişimlerini boşa düşürmek hepimizin boynunun borcu. Desteklediğimiz siyasi partiler farklı olabilir ama meslek örgütlerinde belli ilkeler etrafında en geniş birlikteliği kurup tarihsel misyona sahip çıkacak bir yönetimin görev almasını sağlamamız gerekir.
İlkeler; deontolojik değerlerimiz, halkın eşit, parasız, nitelikli sağlık hizmetine erişim hakkını savunmak, laiklik ve hayata emek eksenli bakmak olmalı.
28 Haziran günü yapılacak seçimlerde Etkin Demokratik TTB, Tabip Odaları İnisiyatifi ve Çağdaş Hekim grubu iktidar karşısında konumlanan listeler olarak seçime girecek. Üç listede de hekimlik camiasında yakından tanınan insanlar var. Seçime kadar üç listenin yukarıda saydığım ilkeler doğrultusunda ittifak yapıp tek liste olarak seçime girmesi binlerce hekimin ortak dileği. TTB, günümüz Türkiye’sinde toplumun nefes alma kanallarından birisi. Bu kanalın tıkanmasının sadece hekimlere değil, herkese büyük zararı olur. Seçime girecek muhalif grupların seçim bildirgelerinde birbirine benzer cümleler gördüm. Geçmişte yapılmış hataları temel ayrışma nedeni olarak kabul edip göz göre göre TTB’yi teslim etmenin kabul edilebilir bir tarafı yok. Farklılıkların değil, ortak noktaların ön plana çıkması gerektiğini düşünüyorum.
Eğer pazar günü TTB Merkez Konsey seçimlerini iktidara yakın gruplar kazanırsa, bunun tarihsel sorumluluğu altında herkes ezilir. Bu vebali kimsenin alacağını düşünmüyorum. Eğer yukarıda saydığım temel ilkeler (deontolojik değerlerimiz, halkın eşit, parasız, nitelikli sağlık hizmetine erişim hakkını savunmak, laiklik ve hayata emek eksenli bakmak) konusunda kamuoyuna yansımayan bir ayrım varsa herhangi bir ittifak kurulmasın. Sadece seçim kazanmak için yapılacak bir ittifakın kimseye en ufak bir faydası olmaz.
TTB’nin, İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası gibi olmasını istemiyoruz. TTB’ye sahip çıkmak hepimizin görevi.
En azından Sevinç Özgüner’in mirasına sahip çıkmak için bu ilkesel birlikteliği kuralım. Yoksa tarih bizi affetmez.

























