
Atatürk ve beraberindekilerle birlikte İstanbul’dan yola çıkan Ertuğrul yatı 26 Ağustos 1931 günü Zonguldak limanına varmıştı. Gezi sırasında Paşanın yanında; İş Bankası Genel Müdürü Celal (Bayar), Afyon Milletvekili Ruşen Eşref (Ünaydın), Gaziantep Milletvekili Kılıç Ali, Aydın Milletvekili Reşit Galip, Sinop Milletvekili Recep Zühdü, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Tevfik (Bıyıklıoğlu), Özel Kalem Müdürü Hasan Rıza (Soyak) ve Başyaver Rusuhi bulunmaktaydı.
Gazi Paşa, Üzülmez bölgesi maden ocakları ve tesisleri dolaştıktan sonra Rombaki Köşkünde yemek yemiş ve dönüşünde Uzun Mehmet Parkında halka karşı bir konuşma yapmıştı.
Gazi Paşa aynı gün Ertuğrul yatı ile Zonguldak’tan ayrılmış ve Ereğli’ye de uğradıktan sonra İstanbul’a geri dönmüştü.
Gazi Paşa’nın Zonguldak’a ayak bastığı eski iskelede çekilmiş unutulmaz fotoğrafı, ziyaretinden sonra günümüze dek simge kalmış en önemli fotoğraf karesidir. Aynı fotoğraf karesi ayak bastığı iskelenin yanındaki Maden Mühendisleri Lokali’nin duvarında da asılı bulunmaktadır.
Ziyarete ait toplamda az sayıda fotoğraf karesi olsa da 5 tanesi Türk Tarih Kurumu arşivlerinde kayıtlı ve Atatürk’ün özel fotoğrafçılarından “Cemal Işıksel” adına kayıtlıdır. İçlerinden en özeli Zonguldak’ta eski iskeleden ayak bastığı simgeleşmiş o unutulmaz karesidir.
Cemal Işıksel ismi Türkiye’de fotoğraf sanatını ilk icra eden kişilerden olup, Atatürk’ün yurt gezi fotoğraflarının büyük bölümünü arşivlere kazandıran da isimdir.
ATATÜRK’ÜN FOTOĞRAFÇISI CEMAL IŞIKSEL
Cemal Işıksel; (d. 1905, İstanbul – ö. 9 Eylül 1989, İstanbul), gazeteci, fotoğraf sanatçısıdır.

1924’te Ankara Hukuk Mektebi’nde okurken Vakit gazetesinde foto muhabirliğine başladı. İki yıl sonra Cumhuriyet gazetesine geçti. 1929-44 arasında Ulus gazetesinde çalıştıktan sonra yeniden Cumhuriyete girdi ve 1963’te oradan emekli oldu. Atatürk’ün yurtiçi gezilerine katıldı, Afgan kralı Emanullah Han, İran şahı Rıza Pehlevi gibi Türkiye’yi ziyaret eden yabancı devlet adamlarının fotoğraflarını çekti ve Cumhuriyet’in 10. yılında düzenlenen törenleri resimledi. Cumhuriyet’in ilk 40 yılına ait çok zengin bir fotoğraf arşivi oluşturdu.
Çektiği Atatürk fotoğraflarından bazısı para ve pullara basıldı. Yirmi altı kez Atatürk fotoğrafları sergisi açan Işıksel 1969’da, Ankara’da Atatürk Bulvarı üzerindeki apartman dairesini sürekli bir Atatürk fotoğrafları sergisi haline getirdi. Atatürk’ün bazı fotoğraflarını Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1969) adlı albümünde topladı.
………….
CEMAL IŞIKSEL’İN ANILARINDAN:
Atatürk’ün fotoğraflarının çoğunu borçlu olduğumuz Cemal Işıksel’in bu konuya ilgisi henüz lise çağındayken başlamış. İlk fotoğraflarını, bir din adamı olan babasının hediye ettiği makineyle çekmiş. 1925 yılında bir gün Atatürk’ün geziye çıkacağını haber alıp istasyona koşmuş. Makinesini hazır edip beklemeye başlamış. Karşıdan Atatürk gelince cesaretini toplayıp sormuş:
- Paşam, bir fotoğrafınızı çekebilir miyim?
- Peki çocuk… Elini çabuk tut!
Aldığı bu cevap, hayatında yeni bir sayfa açmış. Hukuk Fakültesi’ni bitirmesine rağmen, Atatürk’ün fotoğraflarını çekme arzusu onda adeta bir saplantı haline gelmiş. Tam sekiz yıl sonra, yine bir fırsatını bulup Paşa’nın fotoğrafını çekmeye Çiftlik’e gittiğinde, Atatürk onu görünce şöyle seslenmiş:
- İlk seferinde bu kadar kolay çekemiyordun, değil mi çocuk!
Bu tarihten sonra Cemal Işıksel’i, yurt gezilerinde, törenlerde, davetlerde hep Atatürk’ün yanında görüyoruz. Ankara basınının ilk foto muhabiri olarak Vakit, Cumhuriyet, Milliyet ve Ulus gazetelerinde çalışan Işıksel, ülkemize gelen yabancı devlet adamlarının da fotoğraflarını çekti ve Atatürk’e özel albümler hazırladı. Fotoğrafları Avrupa dergilerine kapak olurken, Atatürk portreleri pul ve paralarda kullanıldı.
………….
Atatürk’ün son yolculuğunu da belgeleyen Cemal Işıksel, foto muhabirliği hayatını 1963 yılında noktaladı. Atatürk fotoğraflarıyla sayısız sergi açtı ve albümler yayımladı. 1969 yılında kitap haline getirdiği Atatürk albümünün girişinde sadece şu satırlar yazıyordu:
"Atatürk hakkında, bugüne kadar çok şeyler yazıldı, çok şeyler anlatıldı. Ben de objektifimin gördüklerini size getiriyorum. Bunların, tarihe ve gelecek kuşaklara, onu daha yakından tanımaya imkân vereceğine inancım var. Çünkü burada o, kendini anlatacak."
MİLLİYET GAZETESİ YAZARI ABDİ İPEKÇİ’NİN ATATÜRK’ÜN FOTOĞRAFÇISI CEMAL IŞIKSEL İLE RÖPORTAJINDAN ALINTI:
(6 Kasım 1972)
Atatürk’ün hususi fotoğrafını çekmezdim. Hadise içerisinde Atatürk’ün resimlerini alırdım. Portre yapmazdık. Gazeteci idim. Binaenaleyh hadise içerisindeki Atatürk resmi lazımdı. Bunu da alırken Atatürk hiç bir zaman mümanaatta bulunmazdı. Ve ben resim alacağım zaman, resim alacağım ânı bilerek, hareket edeceğimden emin olarak o konuşmasını yapardı. Ben de bu esnada en münasip pozunu yakalardım. Biçimsiz bir pozunu hiç bir zaman almadım, olmazdı da zaten. Hiçbir defa hiçbir vesile ile çektiğim resimleri kontrol etmek veya bana şu şekilde resim çek diye direktif, plan da verilmemiştir Atatürk tarafından, hele hiç böyle bir şeyle karşılaşmadım. Atatürk’ün bana itimadı da vardı. Gece resimlerini alırken veyahut da ışık müsait olmayan yerde resmini alırken, o devirlerde flaş yoktu, Atatürk’ün bilhassa resmini alırken, magnezyum kullanılmazdı. Çünkü magnezyum patlayıverince gayri ihtiyari Atatürk gözlerini kapatırdı, herkes gibi. Onun için magnezyumla resim alınmasını istemezdi. Onun istemediğini hissettiğimden dolayı, hiçbir defa magnezyumla resmini almaya teşebbüs etmedim. Ve salonun kendi ışığından istifade ederek mümkün olan resimleri alırdım.
Bir defa gözünün içerisine bakamadım, hayatım boyunca. 1925’den 1938’e kadar 13 sene gayet yakından takip ettim, gece ve gündüz... Kendi emirleriyle birkaç seyahatine iştirak ettim. Öyle olmasına rağmen, katiyen gözünün içine bakmak nasip olmadı, bakamazdım. Bakmak istediğim zaman gayri iradi gözlerim öne eğilirdi. Bunu yalnız ben söylemiyorum. O devirde Ankara’da ecnebi devletleri temsil etmiş ve bilâhare hatıralarını yazmış olan sefirlerin kitaplarında da gördüm. Binaenaleyh onun gözlerinin kudreti vardı.
Atatürk’le pek çok anım var. Fakat bunların içerisinde en karakteristik olanı şu: 1932 senesinde Birinci Tarih Kongresi sırasında kongre azalarına Marmara Köşkü’nde bir çay verildi. Ben de gittim. Orda resim çekmek için münasip bir poz bekliyordum. Atatürk beni gördü. Döndü etrafını almış olan tarih profesörlerine, tarih hocalarına, ‘Bu memlekette’ dedi. ‘Bütün istibdatları yıktık, yalnız şu Cemal’in istibdadından kurtulamadık. Söyle bakalım, nasıl resim çekmek istiyorsun, nerde duralım nasıl duralım?‘
Ben tabi ezildim büzüldüm, ‘nasıl emrederseniz Paşam’ dedim. Çünkü böyle bir iltifatı beklemiyordum. ‘Etrafınıza’ dedim, ‘gelsin profesörler, öyle bir resim çekeyim.’
Bütün çektiğim fotoğrafların filmlerini tarihlendirerekten sakladım ve hepsi arşivimde, muntazam bir vaziyette durmakta.
Ben ikinci makinamı 1925’in sonunda almıştım. 10-15 refleks makine İdi. 1932’ye kadar o makine ile çalıştım. 1932’de bir Alman mecmuasında Leica’ reklamını gördüm. Ve Zeiss fabrikasına mektup yazdım. Bu makinadan istedim. Çünkü Türkiye’de Leica makinası yoktu. Bu bana 1932 senesinin eylülünde geldi. O tarihten itibaren de hep Leica ile resim çektim.
Türkiye’de gazeteciler arasında Leica makinasını kullanan ilk benim. İstanbul’daki arkadaşlar benden gördüler, benden bir sene sonra onlar da aldılar.
10 binin üzerinde film var büyük bir arşiv, bir hazine var. Bu hazineyi değerlendirmek için bazı teşebbüslerim var. Atatürk albümü çakardım.
Albümü hazırladım. Temiz bir şey olsun diye Almanya’da bastırmak istedim, bu sırada harp patladı, bıraktım. O vakit Almanya’daki matbaalar 80 bin mark fiyat vermişlerdi. 1945’de Allah rahmet eylesin Hasan Ali Yücel alakalandı. Maarif Matbaası da basmak istedi. Numuneler bastırdık. İstediğim netice olmadı. Yine kaldı. Ta ki 1965 senesinde ilk sergimi, Alman Kültür Heyeti’nin ricasıyla açtım. Halk benden bu resimleri bir kitap halinde basmamı istiyordu. ‘Bunu yapmak senin borcun, yapabilirsin’ diye de ısrar ettiler. Ben de kendilerine vadettim ve hiç kimseden yardım görmeden kitabımı yaptım. Atatürk’ün hayatını fotoğraflarla kronolojik bir sırayla ve her resmi tarihleriyle çektirdiği yerleri göstererek, birer tarih vesikası niteliğinde olarak, neşrettim. Kitabımın da ilk baskısını bir kırmızı kadife kutu içerisine koyarak 10 Kasım 1969’da saat 9.30’da altı tane kırmızı gülle beraber Atatürk’ün kabrine bıraktım. Ondan sonra kitabımı satışa çıkardım. Çünkü benim bütün gayem, bütün arzum, o insanı elimdeki imkânlarımla tarihe mal etmek ve benim bu yaptığımı da iftiharla söylerim, yapacak pek olan yok.
Benim elimdeki koleksiyonum tarihlidir, tarihlendirilmiştir. Elimden geldiği kadar bunları iyi muhafaza etmeye uğraştım. Bugün de yine bunları bir emniyet altında bulundurmaktayım.
CEMAL IŞIKSEL’İN HAYATI
Cemal Işıksel, 1905’te İstanbul’un Vefa semtinde doğdu. İlköğrenimini İstanbul ve Eskişehir’de yaptı. Orta, lise ve yükseköğrenimini ise Ankara’da tamamladı. Cemal Işıksel, 1925’te zamanın Yüksek Din Kurulu üyesi olan babası, Müderris Hasan Fehmi Efendi’nin teşviki ile lise öğrencisiyken fotoğraf çekmeye başladı. Harrı Tarık Us’un önerisi üzerine bir süre sonra Vakit gazetesinin Ankara foto muhabiri olarak basın hayatına girdi. Aynı yıl Atatürk’ün Ankara İstasyonu’na gelişini görüntüleyen Işıksel, bu fotoğrafı ile büyük önderin ilgisini çekti. Daha sonra da Atatürk’ün bütün yurt gezilerine özel fotoğrafçısı olarak katıldı. Afgan Kralı Emanullah Han, İran Şahı Rıza Pehlevi gibi Türkiye’yi ziyaret eden yabancı devlet adamlarının fotoğraflarını çekti ve Cumhuriyet’in ilk 40 yılına ait çok zengin bir fotoğraf arşivi oluşturdu. Çektiği Atatürk fotoğraflarının bazıları para ve pullara basıldı. 1926 yılında Cumhuriyet gazetesinin kurucusu Yunus Nadi’nin çağrısı üzerine Cumhuriyet’e geçti. Daha sonra, Atatürk’ün isteği ile Hâkimiyet-i Milliye ve Ulus Gazetelerinin de foto muhabirliğini üstlendi. 1956 yılına kadar aktif olarak sürdürdüğü foto muhabirliğini 1963’te noktaladı. 10 Kasım 1965’te Ankara’daki Alman Kültür Merkezi sergi salonunda ilk “Atatürk Fotoğrafları” sergisini açtı. 26 kez Atatürk Fotoğrafları sergisi açan Işıksel, 1969 yılında Ankara’da Atatürk Bulvarı üzerindeki dairesini sürekli bir Atatürk Fotoğrafları sergisi hâline getirdi ve bu fotoğraflardan bir Atatürk albümü oluşturdu (1969).
Cemal Işıksel 1989 yılında Moda’daki evinde vefat etti.
Yüksel Yıldırım-13 Ocak 2025
zonguldaknostalji.com























