Merhaba, Zonguldaklıyım. Uzun süre memleketimde görev yaptıktan sonra mesleğimi Eskişehir ve İstanbul’da çok severek sürdürdüm. Özel kurumlarda ve devlet okullarında çok değerli öğrenciler yetiştirdim. Otuz sekiz yıl çok yoğun ama çok keyifle çalıştım. Bir şekilde İstanbul'dan ayrılmam gerekiyordu. Köyümü tercih ettim yaşamak için.
Artık Beycuma’da yaşıyorum. Burası küçücük bir yer. 2022 verilerine göre 3280 kişi yaşıyor bu küçücük beldede. Benim gibi büyük şehri terk edip gelenler de vardır. Hadi, olsun olsun 4000 olsun. Ben daha çok beldeye yaklaşık iki kilometre uzaklıkta Yeni Mahalle’de annemin evinde ve bambaşka bir dünyada yaşıyor gibiyim. Bu yıla kadar yalnızca yazları geldiğim köyümün ve köyümün insanlarının hikâyelerini de anlatacağım bu köşede.
Büyük şehirde duyamadığım kuş sesinin güzelliğiyle gözümü açıyorum sabaha. Hayal kurarak uyuyorum. Buraya gelmeden önce doğada en son ne zaman bir çiçeği doyasıya kokladığımı hatırlamıyorum. Artık, kendime yaptığım haksızlığa devam etmekten vazgeçtim. Şimdi “İyi ki…” diyorum. “İyi ki gelmişim, iyi ki vazgeçmişim büyük şehirde yaşamak inadımdan.”
Büyük şehrin kargaşası, karmaşası yok burada. Öfkeli insan yok sözgelimi. Herkes işinde gücünde. Rutin işler var, yapılmazsa olmayan. Sabah uyanır uyanmaz kalkıp yüzünü yıkadıktan sonra doğruca ahıra gidiyor ineği olanlar. İneğinin bakımını ve temizliğini yapmadan önce sıcak sıcak yesinler diye sabah pişirdiği yal’ı soğuk su ile ılıştırıp ineğin önüne koyuyorr, inek yalı yerken ahırın temizliğini yapıyor, en sonda da kocaman bir kova sütle eve dönüyorlar. Bu, her sabah tekrarlanıyor inek beslenen evlerde.
Fatma Abla’nın da süt veren bir ineği ve henüz yetişmekte olan bir de düvesi var. Tek süt veren bu inek hastalanmış, veterinerimiz var Alper; o gelmiş iğneler, ilaçlar… İnşallah iyileşecek. Bu konuyu yazıma almamın nedeni başka. Fatma Abla her sabah elinde bir büyük kova sütle, köyün ortasında yer alan çeşmeye gidiyor. Neden diye sordum anneme. İlaçların etkisi olduğu için o süt içilemez ya da yoğurt yapılamaz ya da iki günde bir gelen sütçüye verilemez. Bunu elbette anlıyor ve “Bravo, kandırmıyor süt arabası ile süt toplamaya gelen sütçüyü ya da komşularını.” diyorum. Eee! Peki ne yapılmalı? O süt dökülmeli ama lavaboya değil. Efendim, lavaboya döküldüğünde lağıma karışırmış. Hassasiyete bakar mısınız? Çeşmenin yalağına döker de arkasından muslukları açarsa süt de suya karışarak akar gider, doğaya karışırmış.
Süt olarak elde ettiği nimete duyduğu saygıya hayran oldum. Bizim insanımız muhteşem.
Safranbolu’da büyüdüm ben. Her yaz gelir, yaz boyu köyde kalırdık. Annem gençti, rahmetli babaannem çok çalışkan bir kadındı. Yani ben ne ahıra indim inek sağdım ne de bağ bahçe işi yaptım. Çok çok anneme yardım olsun diye, annem azıcık daha az yorulsun diye bir şeyler yapmaya çalışırdım. O zamanlar Bektaşi köyünde bir su değirmeni vardı. Kendi ektiğimiz tarladan alınan ekinler yıkayıp kuruttuktan sonra o değirmene götürürdük. Bir hafta kadar sonra bu defa boş gider, temiz çuvallara konan unu alır, eve dönerdik. Bu unla yapılan ekmek, esmer olurdu. Çok sonra öğrendim o buğday “karakılçık”mış. Daha çok da “sarıbaş” buğday ekermişiz. Ah ahh! O buğdayların tohumu bile kalmadı.
Artan maliyetler falan diyerek hükümet politikalarını eleştirmeyeceğim burada. Anlayacağınız hamur yoğuran, kendi ekmeğini kendi yapan birkaç kadın dışında her sabah, korna çalarak gelen ekmek arabasını bekliyor kadınlar. Ben de aynı şeyi yapıp hiç olmazsa odun ateşinde, kara fırında pişen ekmeği aldım. Ekmek olmadan olmuyor sanki bizim sofralarımız.
Aklımda iyimser ve umutlu yazar, denemeci, romancı, anı, günce, fıkra yazarı Oktay Akbal’ın cümleleri eve doğru yürüdüm. Ne diyordu ilk öykü kitabı Önce Ekmekler Bozuldu’da? “Önce ekmekler bozuldu, sonra her şey. Çünkü yeryüzünde savaş vardı; insanlar sebebini bilmeden ölüyor, öldürüyorlardı.”
Aynur Muslu
























Emeğinize sağlık Aynur öğretmenim tebrikler.
Aynur hanım elinize, emeğinize sağlık, çok güzel yazmışsınız
Sizi tanımış olmaktan, sizinle mesai arkadaşlığı yapmış olmaktan daima mutluluk duydum öğretmenim. Yazılarınızı fırsat buldukça takip edeceğim. Hayatınızın bu eski ama bir o kadar da yeni sayfasında sonsuz mutluluk ve huzur diliyorum. Hersey gönlünüzce olsun. Bir gün yeniden görüşmek üzere sağlıcakla kalın.
Öğretmenim merhabalar, hem kızınızla ilk ve ortaokulu aynı sınıfta okumuştuk, hem de sizden ders almıştım, sizi burada görmek beni sevindirdi. Merkeze gelirseniz lütfen haberin verin, saygılar.
Çok güzel elinize sağlık
Aynur öğretmenim yüreğinize sağlık..Yazınızı okurken kah gülümsedim kah duygularıma yenilip içim titredi..Harikasınız..Kaleminize sağlık yüreğinize sağlık..Bir sonra ki yazınızı sabırsızlıkla bekliyor olacağım..Sevgiler..
Çok güzeldi elinize sağlık hocam..
Aynur hocam yüreğinize ve kaleminize sağlık.Ne kadar yaşatarak yazmışsınız.Devamını heyecanla bekleyeceğim.Sizi tanımış olmak nasıl güzel.Hep çok sevgi doluydunuz zaten.Sevgiyle kalın❤️
Tebrikler Öğretmenim
Aynur hocam en halisane duygularımla Kutlarım sizi. Kırsal yaşamdan aktardıklarınızla ben de kendimi o yaşamın içindeymişim gibi oldum. Yüreğinize sağlık. Bu vesile ile size Bir kez daha iyilik sağlık dileklerimi sunuyorum. Uğur G
Çok güzel olmuş ellerinize sağlık hocam!
Tebrik ederim. En güzel seçimi yapmışsın. Başarılarının devamın dilerim.
Yazılarını zevkle okuyacağım canım. İlk yazınla hoş geldin.
Gülden Işık