Yazmak için oturuyorum ve yine harfleri boca ediyorum boş sayfaya. Harfler pıtır pıtır gidiveriyor sayfanın orasına burasına. Güzel sözcükler oluyor o harflerden, sözcüklerden de güzel cümleler… En sevdiğim sözcüklerden biri “Umut”. Umutlu cümleler oluyor sözgelimi…
Umut olduğunda her şey mümkün çünkü. Umut iyi bir şeydir, hayatın her döneminde umutlu olmak gerek. Umut demek; yaşama sevinci demek, yaşamayı sevmek demek.
Yaşamayı sevmek için hayatımızın hep denk gitmesi mi gerekiyor? Gün, güneşle başlıyor; gün ışığının azalmasıyla da bitiyor ama ertesi sabah gün, yine doğuyor. Yani umut hep var. Keşke güneş hep dik açıyla inse üzerimize, hep tepemizde olsa yani hiç dertlenmesek, hiç üzülmesek… Oysa dertleneceğiz, üzüleceğiz. Hayatın azgın suları ile baş etmeyi ve köprüler kurarak karşı tarafa geçmeyi istiyorsak hem sabırlı hem umutlu olacağız.
Yüzüklerin Efendisi’nde Aragorn “Gün gelir, insanlar cesaretlerini yitirebilir. Dostlarına sırt çevirebilir ve tüm kardeşlik bağlarını koparabilir. Ama bugün o gün değil, kurtların vakti. Bugün savaşacağız! Bu dünyadaki tüm sevdikleriniz adına sizlere kalmanızı emrediyorum Batı’nın halkı!” emrini verirken en karanlık olduğunu düşündüğümüz zamanlarda bile daima umutlu olduğunun altını çiziyor. Yine aynı romanda Gandalf’ın, Froda’ya gönderdiği mektupta yazdıkları tam da düşündüğüm gibi: “Küllerinden bir ateş dirilecek, bir ışık fırlayacak gölgelerden, kırılan kılıç yenilenecek, şimdi taçsız olan, kral olacak yeniden. “
Metin Altıok’un Kanadı Kırık Bir Akşam şiirinde dediği gibi hep birazcık umut vardır.
“Yarın farklıdır bugünden,
Adı değişir hiç olmazsa.
Kara bir suyu
Geçiyoruz şimdilerde
Basarak yosunlu taşlara.
Sen bugünden yarına
Birazcık umut sakla.”
Sabredersek eğer gökkuşağının tüm renklerini görebiliriz. Bunun için önce yağmurda ıslanmak gerek tabi. Sabretmesini bilen kimse, olmayacak gibi görünen işlerde bile başarıya ulaşır.” anlamına gelen atasözünü duymuşsunuzdur: Sabırla koruk helva olur, dut yaprağı atlas.
Esaretin Bedeli’nde Andy, kendisi gibi mahkûm arkadaşı Red’e “Unutma ki umut iyi bir şey. Belki de olabilecek en iyi şey. İyi olan hiçbir şey, solmaz.” derken her şeye rağmen yola devam etmenin mümkün olduğunu, her şeye rağmen, yeni başlangıçlara sabırla ilerlemenin mümkün olduğunu anlatmak ister.
“Bütün iyi kitapların sonunda, bütün gündüzlerin ve bütün gecelerin sonunda meltemi senden esen, soluğu sende olan yeni bir başlangıç vardır.” diyor Edip Cansever, Umuş şiirinde.
Son Umut, her ne kadar Çanakkale’yi anlatıyor gibi görünse de bir savaş filmi değil. Çocuklarının peşinden, Avustralya’dan kalkıp hiç bilmediği topraklara, Çanakkale’ye gelen ve ne pahasına olursa olsun onları arayan çiftçi baba Connor’ın umut hikayesi.
En çok “umut” temalı şiirleri severim. Özdemir Asaf’ın Umut Yaprakları şiirini liseye başladığım yıl okumuş ve mavi ciltli şiir defterimin ilk sayfalarına yazmıştım.
“Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları,
Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,
Sararıp dökülürken güz rüzgârlarında
Ardında savrulsunlar, umut yaprakları.
Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar
Seninle yeşerdiler, seninle soldular.
Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.”
Cesur ol, diyor şair. Normal görünen her şeyi sorgula, diyor. “Senin sorguladıkların, senden sonrakilere umut olsun, senin ardından.” diyor.
Hayalperest olmayı umut etmekle karıştırmamalıyız. Hayallerimiz de olmalı elbette, hayallerimiz var diye yaşamımız daha anlamlı çünkü. Kurduğumuz hayali gerçek kılmak için yaşama daha sıkı tutunuruz, daha çok çabalarız. Belki daha güzel bir yaşam isteği bizi daha çok hırslandırır ve harekete geçirir.
“Çoğumuz, umudu iyimserlik ile karıştırırız. İyimserlik, her şeyin en iyisi olacağı şeklindeki tutumdur. Ancak umut, iyimserlikten farklıdır. Umut, olumlu düşünmemizin telkin edilmesinden ya da aşırı iyimser öngörüler duyuyor olmaktan kaynaklanmaz. Umut, iyimserliğin aksine gerçeklikten doğmaktadır.” diyor Umudun Anatomisi’nde Dr. Jerome Groopman.
İstediğimiz hayal gerçekleşmeyebilir ama onun için çabalamak, bunu çok istediğimize inanmak da gerekir. Hayal ettiklerimizden en küçüğü bile gerçekleşse fazlasıyla mutlu oluruz. Çünkü adı üstünde hayal; gerçekleşir mi gerçekleşmez mi bilemeyiz! Hayalimizi gerçekleştirme umudu taşımak bile yaşamımızı anlamlı kılar. “Evet, umut insanı ayakta tutar, umut güzel şeydir ama umutlarımızın kontrolsüz bir şekilde büyümesine izin verirsek gerçekleşmediği zaman yaşanacak hayal kırıklığı da o denli büyük olur.” diyor John Steinbeck, Gazap Üzümleri’nde. Demek ki gerçekleşebilir hayaller kuracağız, gerçekleştirmek için umudumuz olacak ve sabırla mücadele edeceğiz.
Güneşin doğmasını engelleyebilir, denizlerin dalgasını durdurabilir miyiz? Gerçekleşmesi imkansız hayallerdir bunlar ama dünya turuna çıkmayı, kırsal alanlarda okullar açmayı, üç beş ağaç dikmek derken bir orman yetiştirmeyi hayal edebiliriz. Bu hayalleri gerçekleştirmek için umut besleriz. Beslediğimiz umut bizi yaşama bağlar, güne heyecanla uyanırız. Biliyoruz, beynimiz ne dersek onu yapmaya hazır, hayal et deyince hayal etmeye başlayıveriyor. Hayaller, umutlar, yaşama sevinci, hırs, sabır… Bunlar bir araya gelince dünya güzelleşiverecek. Yeter ki isteyelim, emek verelim.
Umuyorum ki bir gün üreten, okuyan, yazan, müzik dinleyen, dans eden gençlerin çevremde çok olduğu günlere uyanırım.
Aynur MUSLU
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni























