Okurken ,çalışırken, evlenirken, çoluk çocuğa karışırken ve amansız bir hastalığa yakalanmışken hayatımızda hep var olmuştur umut. Koşarız hep umuda doğru…
Sönmeyen bir ateş mi desek, sefa mı, cefa mı? Ne dersek diyelim ‘Umut’ içimizdeki yaşam sevinci, hayal kurma nedenimizdir bir nevi…
Kişiliğini, siyasi görüşünü, duruşunu ve de bakış açısını sevelim ya da sevmeyelim ama, benim için çok kıymetli bir sanatçıdır Yılmaz Güney. Hele ki, Tuncer Kurtiz ile oynadığı “UMUT” filmi, Türk Sinemasının bir baş yapıt filmi idi. İnsan taşıdığı ‘Atlı Faytonunun’ bir kaza sonucu kaybetmesi; tek gelir kazancının elinden uçup gitmesi dahi onu umutlarını yok edememişti. Aksine başına gelen her kötü olay, onu yeniden hayata bağlayan umut veren bir serüvene dönüşmüştü. Onun “Çatallı Çubukla” hazine arama sahneleri bizleri bir çok defa hüzne boğmuştu. Lakin onu yıldırmamış bugün olmazsa mutlaka yarın bulacağı define hayali, umudu hiç yok olmamıştı. Kahretmeden, yılmadan, bir kez dahi teslim olmadan hep onun peşine koşmuştu. İçinde hep var ettiği ‘Umuda doğru’ koşmuştu…
Sizlere umuda birlikte yelken açtığım ,ölümün kıyı kenar çizgisinde birlikte yürüyüp hiç ama hiçbir zaman içimizdeki bu inancı kaybetmediğimiz dostlarımdan bahsedeceğim .ABD de New York, Manhattan da Mount Sinai Hospital da yaşam mücadelesi verirken hastanenin konuk evinde birlikte kaldığımız Yasin-Hamza Tici kardeşlerden bahsedeceğim. Umuda doğru yaptıkları koşudan…
Abi Yasin, nadir rastlanan bir pankreas rahatsızlığından dolayı böbrekleri çalışamaz ve gözleri de yüzde doksanları aşan bir kayıp yaşıyor. Dialize bağlı ve gözleri göremez durumda. Kardeşi Hamza olmadan hiçbir şey yapamıyor. Aslen Urfalı olan bu kardeşler Hatay’da yaşıyor ve hayata tutunmaya çalışıyorlar. Hastalığının tedavisi zor. Aynı anda uyumlu pankreas ve böbrek nakli gerekiyor. Çok zor! Türkiye’de tedavisi yok gibi. Tıptan umudu kesen abi Yasin, türbelerden, hacı-hocalardan çare arıyor. Yasin de pes demek yok anlayacağınız. Çevresindekiler ona Torosların tepelerinde yer alan “Karabıyık Dede Türbesinde” bir gece kalmalarını öneriyor. Kardeşi Hamza ile birlikte tabi ki.. Hamza haklı olarak karşı çıkıyor. ”Abim benim orası dağın tepesi ve teröristler cirit atıyor orada..” Ne çare dediğim dedik olan Yasin kesin kararlıdır; ”Türbeye çıkacağız Karabıyık Dedenin kolları arasında bir gece kalacağız!”. Gecenin bir vaktinde dağı tırmanmaya başlarlar. Son yıllarda tanıdığım en temiz, en fedakar ve saf kalabilmiş Hamza Tici bana: ”Erol ağbim vallahi billahi in yok cin yoktu türbeye geldiğimizde. Gecenin karanlığı, abim ben ve içinde çok eski bir halı döşeli Karabıyık Dede Türbesi…” Korku ve Umut yan yanayd ı gece boyunca…Hamza, zaman ,zaman uyudu. Abi Yasin gece boyu dua etti. Hamza uyandığı her anında: ”Abi bi şey var mı?” Yani idrarın geldi mi? Dializ hastalarında idrara çıkmak problem olduğu için sabaha kadar bu soruyu sordu abisine Hamza…Yasin, tan ağırırken bu sorulardan bıkmış olacak ki: ”Yok oğlum yok işte…”diye cevap vermişti. Umut bitmişti bir kez daha…İnsan böyle bir durumda akıl ,mantık dışı her şeyi yapar değerli okurlarım. Ben Türkiye’nin bir ucundan ne sular ne otlar getirmiştim; yeter ki siroz hastalığıma iyi gelsin diye. Çok sevdiğim bir yakınım idrarını bir ay boyunca içmişti…Yeter ki çare olsun diye. Onun içindir ki, sizlere garip gelmesin ve umudun peşine koşmanın zorluklarını bir nebzede anlayın istedim.
Tabi Yasinle-Hamzanın hikayesi burda bitmedi. Yaptıkları mücadele sonunda bir tek ABD de yapılan Pankreas- Böbrek nakli 2 yıl sonra benim de Karaciğer nakil olduğum NewYORK, Moun Sinai hastanesinde gerçekleşmiş oldu. Ben ülkeme döndüğümde onlar hala oradaydılar. Yaşadığım problem sonucu ikinci kez gittiğimde onlarla orada karşılaştım. Hasret giderdik birbirimizle. Hamza: ”Erol abim konuk evinde iken Temel abimin bana öğrettiği İngilizce kelimeler ile senin öğrettiğin matematikde dört işlem benim rehberim oldu. Şimdi İngilizceyi de ,matematiği de çok iyi biliyorum. Dönmeyeceğim Türkiye’ye! Burda iş bulup çalışacağım!” Bunları söylerken o kadar kararlıydı ki, gözleri ışıl ışıldı. ”Abime olan görevimi yaptım ve şimdi peşine koştuğum umudumu gerçekleştireceğim! Burada çalışıp para kazanıp iş adamı olacağım ve vatandaşı da olacağım! Yatırımımı da ülkeme Türkiye’me, Hatay’ıma yapacağım !”
Dediklerini tek, tek gerçekleştirdi sevgili Hamza. Şu an Türk vatandaşlığının yanında ABD vatandaşı da oldu. Ve yatırımlarını Türkiye’ye yapan bir iş adamı da oldu aynı zamanda. O hiçbir zorluktan yılmadan inandığı “Umuda doğru koştu..” ve başardı. Abi Yasin Türkiye’ye döndüğünde geri hizmet dahi olsa öğretmenliğe döndü ve Hatay’da bir yuva kurdu evlendi. Maalesef 5 yıl sonra vefat etti. Ama hiçbir zaman kaybetmediği “Umuda” kavuşmuş olarak…
EROL ÇAKIR
TEMMUZ 2023
























Nasıl da güzel akıcı anlatmışsın kalemine yüreğine sağlık
Teşekkürler sevgili Türkan!
Çok duygulandırdın be Erol kardeşim
Melihcigim çok teşekkürler
Kalemine sağlık erol abim
Teşekkürler sevgili Burak'ım...
Erol'lum yazını bir solukta okudum duygu seline kapılarak... Hepimizin dualarındaydın o günlerde, umudumuz hiç bitmesin canım kardeşim...
Sevgili Emine ablacığım....
Memleketimizin birgün yaşanabilir refah, ulaşılabilir sağlık ve herkese bir gün lazım olacak adaletin geleceği günleri umut ediyorum… Kalemine sağlık Erol abi…
Teşekkürler sevgili Levent
Müdürüm bir solukta okudum kardeşlik inanç kader umut kısacık hikâyede her şey var o sıkıntılı günlerinizde bizlerde acizane duacınızdık azminize zaferinize şahit olduk ALLAH uzun ömürler versin inşallah
Teşekkürler sevgili Adnancığım