Düşünüyorum ve bunu niçin yaşadığımızı soruyorum. En makul ve mantıklı gelen fikir şu: Erdoğan sonrası (Post-Erdoğan) dönemde, öyle ya da böyle ayarlanmış seçim sonuçlarıyla başa getirilecek veliaht için bir alan düzenlemesi yapılıyor. Bu düzen içinde, makbul ve kontrollü tutulacak bir ana muhalefete ihtiyaç var.
Çünkü derin küresel sistem, CHP'nin sosyal demokrat ve kapsayıcı bir çizgiye gelmesini istemiyor; aksine AKP'nin kontrolünde, sınırlarını bizzat iktidarın çizdiği bir alanda kalmasını ve sadece orada muhalefet etmesini arzuluyor.
Ekrem İmamoğlu klasik bir CHP'li değildi; o yüzden de ilk seçimde Erdoğan'ı kesinlikle yenebilecek en güçlü isimdi. Ancak bu engel ortadan kaldırıldı. Tıpkı sadece 'Apoculuk' yapması istenen DEM Parti gibi, CHP'de de 'Kemalist kodlara geri döndük' diyen Kılıçdaroğlu makbul bir isim haline geldi. Çünkü karşı mahalleden oy alabilen bir CHP'ye izin yok.
Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vaktiyle Kılıçdaroğlu için söylediği 'Allah herkese böyle muhalefet nasip etsin' sözü tam da bu duruma işaret ediyordu. Siyasi iktidar çok iyi biliyor ki ana muhalefetin başında Kılıçdaroğlu ve onun zihniyeti oldukça, AKP iktidarda kalmaya devam edecek.
İktidar aynı zamanda Türk toplumunun takım tutar gibi parti tuttuğunun da farkında. Seçmenin siyasi programa ya da pratiğe değil, sadece o parti adına, sırf logoya baktığını; partinin başına bir piyon bile gelse sadece o partinin adı için oy vereceğini biliyor.
Klasik CHP'lilerin yorumlarını okuyor, görüyoruz; bilgi düzeyleri, siyasi okumaları; slogan, beddua, temenni, nefret ve alkıştan ibaret. Erdoğan tarafından çok kolay mobilize edilebiliyorlar. Öyle umuyorum ki zamanla çoğunluk, Kemal Kılıçdaroğlu'na rağmen partiden vazgeçmeyip seçimde yine Kılıçdaroğlu CHP'sine oy verecek ve 'Kemal Bey'in yaptığı da yanlıştı tamam ama partimizden mi vazgeçelim?' kafasıyla hareket edecek. Kemal Bey, Özel'in CHP içinde ayrı bir kolda faaliyet yürütmesine izin verir mi? Bence hayır, kendi çizgisini dayatmaya devam edecek.
Üçüncü yol, yeni bir parti tabelası demek değildir. Artık partili seçim düzeni bitti; adaya odaklandığımız bir düzendeyiz. Korkarım ki Özgür Özel partiyi geri alma yarışına mahkûm edilecek ve bu treni kaçıracak.
Tam da bu yüzden; yaşanan tüm bu süreçlerin farkında olan makul ve akil tüm CHP’lileri, partiyle dayanışma içinde olan herkesi mantıklı davranmaya davet ediyorum. CHP’yi uzun yıllar sonra yeniden birinci parti yapan, bu 22 yıllık kâbusa son verebilmek için gece gündüz canhıraş çalışan Özgür Özel’i yalnız bırakmamalıyız. Bu siyasi tuzağı bozmanın tek yolu, Özgür Özel’in arkasında durmak ve Kılıçdaroğlu dönemiyle olan tüm bağları bir daha açılmamak üzere tamamen koparmaktır.

























