Toplumsal konforu bozmak pahasına, siyasetin yalanlarla beslenen yarasını deşen hür zihinler her dönem var olmuştur. Olacaktır da
Güce tapanların attığı çamur hakikati kirletmez; menfaat çarklarında dönenlerin kurduğu tuzaklar dürüst fikirleri belki hırpalar, ama ilkeli bir duruşun başını eğdiremez.
Siyaseti topluma hizmet yolu olarak gören anlayış ile onu bir tahakküm aracı kılan anlayış arasındaki fark, güç sarhoşluğunun getirdiği kibrin ta kendisidir.
Her ilkeli duruş, siyasi figürleri kutsallaştıran ezberlerin baş yaranıdır;
körü körüne biat edenlerin konforunu bozar.
Meydanlarda alkış tufanı koparıp arkada güç oyunları oynayanları da, hakikat ışığına saldıran odakları da tarih iyi tanır.
Siyasi cehalet ve biat kültürü tam da bu noktada devreye girer. Gücün gölgesine sığınarak yaşayan bağımlı yapılar, hür ve bağımsız düşünebilen zihinlere katlanamaz.
Karalamalar ve hazımsızlık hep bu bağımsızlığı kıskanmaktan başlar.
Ne dönemsel rüzgarlara, popülizmin sahte övgülerine göre yol alır hakiki fikirler; ne de koltuk sevdalılarının menfaatçi saldırılarına göre dümen kırar. Pusula, salonların değil, daima sokağın ve çıplak gerçeğin sesidir.
Siyaset, hakikat ateşinin etrafında döner; Gücün zehrine fazla yaklaşanın karakteri yanar.
Halkın gerçeğinden tamamen uzaklaşanın ise tarihin çöplüğüne atılacağını görememesi siyasi cahilliktir.
Toplum için elini taşın altına koyanları, koltuk veya makam kaybıyla korkutmak mümkün değildir.
O ortak iradenin ateşinden geçip gelen fikirleri, geçici vaatlerle söndürmeye kimsenin gücü yetmez.
Gülden Işık

























