Gezi direnişine katılanlar, kent uzlaşısı içinde olanlar, HDK yapılanmasında bulunanlar... Falan derken, iktidarın; eski defterleri karıştırarak yeniden suç icat etme mahareti ile onlarca demokrasi fedaisini gözaltına alma ve tutuklama furyası kesintisiz devam ediyor!
İcat silsilesi 1980 Eylül'üne varır mı, bilemem. Fakat varırsa da, ben şahsen o sürece ilişkin yaşadığım olayların bir bölümünü anı defterlerimin sararmış yapraklarını karıştırarak anlatmak isterim ki, icatçılar icatlarına icat katarken icat edilmeyen bir gerçeğin üzerinden yeni icatlar çıkarmanın zorluğu içinde faka bassınlar;
1980 yılı Haziran sonu... Kozlu'da bir
etkinlik düzenledik. "Devrimci Halk Gecesi". Şiir, halk oyunları, tiyatro, müzik, koro...
Koronun repertuvarında devrimci marşlar ve halk türküleri var. Şarkışla, Çınlasın, Dersim, Kazmayı Vurduk Madene... Biraz da eğlenceli olsun diye repertuvara "Aman Of" türküsünü de katmak istedim. Arkadaşlar "etkinliğin niteliğine uygun değil" diye, karşı çıktılar.
Program "Aman Of"suz geçti. Zaten gecenin ilerleyen saatlerinde polis de bize "aman" vermedi.
Etkinliğin yasal prosedürünü "Erzincanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği" üzerinden yürüttük. Dernek, adı sanı pek duyulmamış küçük bir dernekti. Fakat hitap ettiği topluluk çok genişti. Yıllar önce Dersim'den Erzincan'a, Erzincan'dan Zonguldak ve Kozlu'ya göçe zorlanmış, üyelerinin çoğu Alevi ve Kürtlerden oluşan bir dernekti.
Salon küçük, katılım da kalabalık olunca etkinliği iki seans yapmıştık.
Birinci seans saat 18.00'da başladı. Daha çok öğrenci ve gençlerin katıldığı program akıcı ve canlı geçti. Saat 21.00 suları ikinci seans da aynı atmosferde başladı. Konuşmalar, şiirler... Benim yazdığım ve 5 maden işçisinin de rol aldığı "Grizu" adlı kısa oyunun sahnelenmesi... Bolu halk oyunları ekibi... "Aman ördek, canım gülüm ördek / Hani senin eşin ördek..." Ve tabi ki koro!
Arada boşluklar olunca ajitasyon ve propaganda amaçlı sloganlar en az üç kez yüksek sesle tekrarlanıyordu. "Faşizme Ölüm Halka Hürriyet" , "Yaşasın İş Ekmek Özgürlük Mücadelemiz..."
Koro şefimiz Volkan'dı. Nefes darlığından muzdarip olduğu için şarkılara katılamıyordu. Herhangi bir çalgı da çalamıyordu... Fakat müziği çok seviyordu
ve ille de koro şefi olmak istemişti. Elinde baget niyetine annesinin kalın numaralı bir şişi; yukarı, aşağı, sağa, sola... Arada "es"ler... Çok da güzel yönetiyordu koroyu.
Ben hem bağlama çalıyor hem de koroya eşlik ediyordum. "Şarkışla"yı söyledik. Bir alkış... Tabi sloganlar... "Halkın Kurtuluşu Engellenemez!" Peşine "Çınlasın Doruklarda..."
"Gayri dur durak yok yoldaşlar
Çınlasın doruklarda
Çınlasın kavga borusu
Ekmeğin toprağın hesabıdır bu
Zulmün zorbalığın hesabıdır bu
Hasretin sevdanın hesabıdır bu..."
Biz böyle bütün salon "Çınlasın Çınlasın..." şarkımızı söylerken... Dedim ya "polis 'aman' vermedi" diye... Dışarıda beş altı el silah patladı. "Şangır... " Salonun orta bölümünde pencere camları kırıldı. Herkes panik halinde çığlık atmaya başladı. Gür
sesli bir arkadaş "Yere yatın, kımıldamadan bekleyin!" diye, bağırarak üç dört kez yineledi. Yere yattık...
Sahnedeki mikrofon sehpası devrilmiş, tam da Volkan'ın burnunun dibindeydi. Volkan yattığı yerden bageti ile kapıyı işaret ederek "Barikat yapalım, kapıya barikat yapalım!" diye, nefesi yettiğince bağırarak uyardı...
Hürra!.. Sekiz on kişi, bir masa tepe tepe sandalye ile barikatı yaptı.
Çocuklar var... Kadınlar var... Konuyu kavrayamayanlar tedirgin...
"Ne oldu?"
"Kim ateş etti?
"Şimdi ne olacak?
"?....." Sorular... Sorular...
Herhangi bir prokovatif durum ve olağanüstü bir panik hali yaşanmadan devrimci bir tavırla salonda sükuneti sağladık. Tek bir vücut olduk... Şarkımıza
devam ettik.
"Döne döne yane yane geliriz
Biz dostu da düşmanı da biliriz
Gelir günler silah da çeker ölürüz..."
Ülke genelinde yüzbinlerce işçinin grev ve direnişte olduğu, her gün faşist katliamların yaşandığı, gençliğin büyük bir bölümünün ayakta olduğu sıcak çatışmalı günlerdi...
"Devrimci Halk Gecesi"nin birinci seansı Kozlu'da moral ve motivasyon yaratmış, büyük bir ses getirmişti. İkinci seansta yeniden yüzlerce insanın salonu doldurması faşist çetelerin gözünü korkutmuş, belli ki hain bir planı uygulamak istemişlerdi. Amaçları büyük bir arbede yaratmak; Çocuk, kadın, yaşlı demeden bir katliam gerçekleştirmekti... Neyse ki devrimci bilinç ve pratik buna fırsat vermedi...
Gece geç saatlerde barikatı kaldırdık.
Önce çocuklar anneleri ile evlerine gönderildi. Sonra hep birlikte salon boşaltıldı. Polis etkinliğe katılanların kimlik bilgilerini aldı... Tertip komitesi karakolda ifade verdikten sonra evlere dağıldık.
Polisin "aman" vermediği "Aman Of"suz "Devrimci Halk Gecesi"nin üstünden iki buçuk ay geçti "12 Eylül" patlak verdi. Askeri faşist yönetim iktidara el koydu. Amaç; bütün ülkeye "aman" verdirmemek!
"Rap rap rap..." Askeri faşist dikta postalı, dipçiği ile bizim başımızda da patladı. Kozlu'daki "Devrimci Halk Gecesine" katılan 15 ile 35 yaş arası 135 "er kişi" bir gecede gözaltına alındık. Karakol, emniyet, gözetimevi... 15 gün işkence tezgahından sonra 26 kişi tutuklanarak Gölcük Donanma ve Sıkıyönetim Komutanlığı Konca Cezaevi'ne gönderildik.
Seymen Cezaevi'ne sürgün, Güllübahçe
Cezaevi'nde infaz derken, beş yıl mapusluk cezası ve iki yıl Kütahya sürgünü cepte, yaklaşık iki yıl mapuslukla tam da dam ustalığına terfi etmişken, Yargıtay tüm arkadaşlarımla beraber benim de cezamı bozdu, beraat ettim.
Şimdi "Çınlasın Doruklarda..." diye, yine şarkılar söylüyorum. 45 yıl sonra yine sloganlar haykırıyorum... "Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz" ve "Hak Hukuk Adalet" diye...
Tam da icatçıların faka basacağı milyonların haykırdığı sloganlarla!..
























Dersim'den Erzincan'a,ile bşlayan cümleniz,Tunceli'den Erzincan'a şeklinde başlamalıydı.''Dersim'' Osmanlı İmparatorluğu döneminde Erzincan-Elazığ-Malatya-Tunceli illerimizin tümüne verilen isimdi.