Bir iki yıl öncesine kadar değişik ajanslardan telefonlarımıza direkt arama yapılarak veya mesajla davet gelirdi. "Yeni bir dizi film için cast oluşturuyoruz" veya "bizimle çalışmak ister misiniz?" gibi, heyecan yaratıcı cümleler yinelenerek...
Oltaya takılanlar, sevinçle olumladıkları bu davetin devamında adı bilindik bir otelin geniş salonunda ağırlanıp, sırayla yapılan yüzyüze görüşme sonrası apışıp kalır, kimi sinirle kapıya yönelir çıkar. Kimi de ister istemez cüzdanını konuşturur nakit veya post cihazından kart geçirerek hatırı sayılır ödemeler yaparak bazı evraklara imza atardı.
Uyardığım halde çevremde "oyuncu" heveskarı birkaç arkadaşın bu tuzaklara düştüğünü biliyorum. Günümüzde üçkağıtçılığın her alanda ayyuka çıktığını görenler, hele de oyunculuğunu konuşturmak isteyenler böylesi davetlere karşı artık burun kıvırmayı tercih ediyor. Çünkü bazı şeyler yaşayarak öğreniliyor!
Dizi film sektöründe geçen hafta yaşanan ve "cast" oluşturma pazarında ajans ve yapımcıların içiçeliğini gözlerönüne seren Ayşe Barım faslı; emek yoğunluklu binlerce çalışanın olduğu böylesi büyük bir sektörde, kapitalist çark dişlisinin nasıl döndüğünü gösterdi.
İç piyasanın yanısıra esas olarak TV dizisi ihraç eden büyük tekel konumuna zıplayan şirketler, sanatsal anlamda halka umut vadeden bir güzellik sunmadığı gibi mesleğini yapmak için çırpınan konservatuvar mezunu, genç oyunculara set yüzü bile göstermiyor. Varsa yoksa üç beş dizi... Aynı oyuncular... Yapıştırma yan roller...
Dizi filmler konularını bazen küçük şehirlerden başlatarak ele alır. Taşrada cast olmak için güzel bir örnek vermek isterim. İstanbul Amatör Tiyatro Çevresinden daha sonra sinema eğitimi alan genç yaşta yitirdiğimiz sevgili Özer Kızıltan'ın yönetmenliğini yaptığı "Gülbeyaz" dizisi, hep akıllardadır. 2002 yılında Amasra'da ilk üç bölümü çekilen dizinin başrollerini Şevval Sam ve Nejat İşler paylaşmıştı. Sevgili Özer, Zonguldak amatör tiyatro çevresinden oyuncularla cast oluşturmak istediğini ve asistanı ile sahnede deneme çekimleri yapacağını bildirmişti. Sonuçta bir çağrı yaparak Zonguldak BKM Cep sahnede çekimler yapıldı ve Özer'in değerlendirmesi ile dört beş arkadaş Gülbeyaz dizisinde oyuncu olarak görev aldık.
Barınma, yemek vb. ihtiyaçlarımız karşılandı. O zamanın maddi şartlarına göre iyi bir oyunculuk ücret de almıştık. Özer, aynı dayanışmayı Bartın'dan amatör tiyatrocu arkadaşlarla da yapmıştı.
Taşrada "cast" olmak ancak böyle bir dayanışma ile gerçekleşir. Sevgili Özer Kızıltan'ı sevgi ve özlemle anarken günümüzdeki tarikat yapılanmalarına bir işaret fişeği niteliğindeki uzun metrajlı filmi "Takva"ya da dikkat çekelim.























