Önder hoca uzun süredir sebze, meyve, köy ekmeği, tarhana gibi ürünlerini Kilimli pazarında satış yapan emekçi kadınlarla belgesel niteliğinde bir çekim yapalım, diyordu. Hocamız yıllardır Kilimli'de ikamet ettiğinden, pazar yerindeki esnafı ve köylü pazarında satış yapan kadınların çoğunu tanıyordu.
Geçen hafta Perşembe günü sabah erken saatlerde pazar yerini keşfe gittik. Havanın puslu ve yağışlı olmasına rağmen pazar yeri çoktan çil çil istiflenmiş, zengin bir renk cümbüşü ile bizi bekliyordu. Belediyenin kapalı pazar yeri, aydınlık ve genişliği ile çekimini yapacağımız film için oldukça uygun bir mekandı. Esas konu; iletişim kuracağımız köylü kadınların doğallığı ve samimiyeti, oluşturacağımız ekip arkadaşlarımızın gönüllülük ve özveri anlayışlarıydı!
Keşifden bir gün önce Önder hoca ve emekli madenci fotoğraf sanatçısı Alaaddin Kara, Çaycuma'ya giderek emekçi kadınları köylerinde ziyaret etmişlerdi. Bağ, bahçe yaparken kadınların fotoğraflarını çekmişler, sıcak çorbalarını içip bazlama ve tandır ekmeği yemişlerdi. Yani bir sofrada oturularak samimiyet ve içtenlik en güzel şekli ile yaşanmıştı. Bu sofradaki eksikliğimi Alaaddin'e belirterek, ev sahipliği yapan kadınların köylerini ve isimlerini sordum."Kayıkçılar'dan, Hacıköy'den... İsimleri de Döndü, Fatma, Ayla Gül..." diye, devam ederken karşımıza güleç yüzlü bir kadın çıktı. Alaaddin "Hah işte Ayla Gül geldi" dedi.
Ayla Gül, geldiğimizi görünce tezgahını bırakıp ara yolda karşılamıştı bizi. Heyecanla ekipdeki arkadaşlarla tanıştı ve bir gün önceki ziyarette ikramlarının bazılarının eksik kaldığını, bunu telafi edeceğini söyledi. Bahçemde küçük çaplı sebze üretimi yaptığım için mevsimine göre ne yapabileceğimi sordum Ayla Gül'e. Bir de, ektiğim bakla ve bezelye tohumlarının iki aydır çıkmadığını belirttim. "Onlar eski tohumdur, yoksa çoktan senin yüzüne bakardı onlar. Merak etme daha ekim zamanı geçmedi, ben sana yeni tohum veririm, bir aya kalmaz yüzüne bakar onlar senin" dedi, bir solukta. Candan kardeşliği, üretici anaç kadın bilgeliği ile...
Ne güzel ne asil bir duygu! Gecenin saat ikisinde yataktan kalkıp küfesini, sepetini hazır edip ürettiğini satmak için yola koyulup pazarda tezgah açan bir kadın, elleri nasır nasır, sana "yüzüne bakacak" yeni tohum vermek istiyor! Döndü'ye, Fatma'ya, Ayla Gül'e... Tüm içten duygularımı ve emeklerine olan saygımı şimdiden tekrar tekrar ifade ediyorum.
Pazar yerinde kadınların kurduğu "Güçlü Kadınlar Derneği" lokalinde çaylarımızı içerken, durum değerlendirmesi yaptık. Müzisyen ve kameraman Oğuz teknik konuyu üstlendi. Donanımımızın neler olması gerektiğini anlattı. Kilimli Belediyesi basın bürosundan Yağız, kameraman Durmuş ve Alaaddin Kara görev bölümü yaptı. Ben de söyleyeceğim iki şarkının içeriliğini anlattım. Eşlik edecek iki arkadaşımın; Gitarda Okan ve udda Levent'in yapacağımız prova sonrası mutlaka haftaya Perşembe günü çekim için pazar yerinde olacaklarını belirttim.
Yağmur devam ediyordu. Vedalaştık ayrıldık. Akşam Önder hoca telefonla beni aradı. Çok memnun olduğunu, buluşmamızın büyük bir dayanışma örneği olduğunu ve ortaya çıkaracağımız belgeselin pazarcı köylü kadınların yaşamlarından önemli bir kesiti anlatacağı için çok kıymetli olacağını söyledi. Hoca bir de, belgeselde kadınları anlatan dizeler olsun istedi. Talip Apaydın ve Kemal Özer'den birer şiir ileterek, benim de araştırmamı ve şiirleri okuyacak tiyatrocu bir arkadaşa ulaşmamı rica etti. İlk aklıma gelen; küçük yaşta babasını madende yitiren Seher öğretmen oldu. Seher öğretmeni telefonla aradım, önerimi söyledim. Sevinç ve gururla kabul etti. Dizelerden, Sennur Sezer dizelerini ilettim kendisine;
"Kadınlar, ki yoklukları farkedilir olsa olsa.
Kadınlar bir yazma, bir renk, bir devinim...
Karıncalar kadar olağan...
Payları karıncalar kadar hayatta...
" Diye, devam eden dizeler...
Tarlasında, ocağında ürettiğini Kilimli pazarında satışa sunan köylü kadınlarla ilgili belgesel niteliğindeki çekimi bu Perşembe günü gerçekleştireceğiz. Gösterim, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliği olarak Zonguldak Belediyesi Sinema salonunda yapılacak. Bir film yaparak sanat adına bir tohum atıyoruz. "Yüzüne bakmak" adına şimdiden davetlisiniz. Döndü, Fatma, Ayla Gül... de, tohum!..























