Küre dağlarından Akçakoca'ya kadar Batıkaradeniz bölgesinde tüm doğal yaşam alanlarını talan edecek, tarım ve su kaynaklarını zehire boğacak, sit alanlarını darmadağın edecek yeni maden ruhsatlarının, iktidara yakın hombidi gırtlak çete şirketlerce şimşek hızıyla faaliyete geçmesine karşı Haziran ayından bu yana bölgedeki çevre gönüllüleri toplantıları sıklaştırarak, son geniş çaplı bir buluşma ile Zonguldak Meclisini oluşturdular.
Zonguldak Belediyesi BKM Emekliler Konağında yapılan toplantının çağrıcılarından Zonguldak Çevre Koruma Derneği başkanı Ahmet Öztürk, Filyos ırmağı yatağı boyunca yapılan ve bundan sonrasında da yapılması planlanan Yağma Hasan börek tepsisinin nasıl dilimlendiğini anlattı. Uzun yıllar TEMA il temsilciliği görevini sürdüren, şimdi Zonguldak Belediye Meclis üyesi olarak çevre platformunda çalışmalarına devam eden Berran Aydan, ölüm küveti olarak bilinen Çatalağzı - Muslu'da termik santrallere karşı verilen mücadele sürecini gözlerönüne serdi. Başka kentlerden çevrecilerin minibüs tutarak bölgeyi incelemeye geldiklerini ve termik santrallerin çevreye verdikleri zarar konusunda her yönden halkı bilgilendirme çabası içinde olduklarını belirtti. Yine toplantının çağrıcılarından çevre gönüllüsü maden mühendisi Kemal Bulut, birlikte mücadelenin önemine vurgu yaparak tüm demokratik kitle örgütlerine çağrıda bulundu.
Yıllardır bölgede çevre mücadelesinin bir neferi olarak çalışan ve kendini yaşam savunucusu sosyalist kimliği ile tanıtan Çetin Yılmaz, özellikle Ereğli ve Alaplı'da köylülerle kurduğu direngen birlikteliğin ayrıntılarını dile getirerek, devrimci samimiyetin kazanımlarına dikkat çekti. Parti ayrımına girişmeksizin direkt talepler üzerinden hareket ederek halkla bütünleşmenin pratiğinden örnekler verdi. ÇED raporuna itiraz dilekçesi yazılırken veya daha başka mahkeme masraflarında çoğu zaman imece ile yaklaşık 600 bin TL harcama yapıldığını belirtti.
Emekli maden işçisi Şair Salim Çalık Zonguldak Çevre Meclisinde kültür sanat alanında bir komisyonun oluşturulması için öneri getirerek Batıkaradeniz Şair ve Yazarlar Topluluğuna, tiyatroculara, ressam, fotoğraf sanatçısı ve sanatın her alanında çalışma yürüten bölge insanına çağrıda bulundu.
Sevgili Salim Çalık'ın çağrısına güç katmak için Zonguldak Çevre Koruma Derneği yönetim kurulu ve ZTP Yürütme Kurulu üyesi olarak ben de söz aldım ve Henrik Ibsen'in "Bir Halk Düşmanı" oyununun konu ve teması üzerine kısa bir açıklama yaptım. Bu oyunu ele almamın nedeni; il dışından toplantıya konuşmacı olarak katılan Tarım Ekonomisti "Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu" sözcüsü Mehmet Emin Aslan'ın önemle üstünde durduğu Gerede Çayı karmaşasıydı.
Şöyle ki; Aladağ - Köroğlu dağları uzantısında 243 milyon metreküp menbağ su niteliğinde bir kaynak olan Gerede Çayı yüzde 94 kapasite ile Ankara'nın içme suyu barajı Çamlıdere'ye pompalanıyor. Yüzde 6 ise başlangıç noktası olarak Devrek kolu üzerinden Filyos'a kavuşuyor. Tamam güzel! Fakat ne var ki, kaynağın hemen ilk noktasında; özellikle deri sanayinin hakim olduğu bir organize sanayi bölgesinin bütün fabrika, atölye ve imalat kimyevi atıkları hemencecik suya karışıyor. Suyu kurt baştan bulandırıyor. İşin ilginç yanı, bütün bu olanlar Platform ve çevre gönüllüleri tarafından raporlarla, fotoğraflarla, bizzat yetkililer de çağrılarak yerinde inceleme yaptırılarak kanıtlanıyor. Yerinde keşifte, kişilerin burunlarını kapatarak kokuya dayanamadıklarını gösteren fotoğraflar bile ayna gibi ekrana yansıyor. Hatta ve hatta olayın önemini farkedip kamuoyunda paylaşan, ne yazık ki on gün içinde görev yeri değiştirilen dönemin iyi niyetli mülki amirleri bile var süreç içinde. Hal böyleyken, yani bulgur tencerenin dibini sararken, Çamlıdere suyu Ankara'da bardak bardak içiliyor, makarnalar kazan kazan haşlanıyor!..
H. Ibsen 1828 yılında Norveç'de doğdu. Tıp eğitimi aldı. Oyun yazarlığı ve tiyatro yönetmenliği yaptı. Kapitalizmin azgın sömürü çark dişlilerine ve burjuvazinin her türlü yaşamsal yalanına karşı mücadeleci, toplumsal eleştiriyi öne çıkaran oyunlar yazan bir yazar olarak tanındı. 1882'de yayınlanan ve bir yıl sonra ilk kez sahnelenen "Bir Halk Düşmanı" Yılmaz Onay'ın çevirisi ile Türkçeye kazandırıldı. Başta AST olmak üzere birçok tiyatro ekibi tarafından sahnelendi, tiyatro öğrencileri tarafından tez olarak hazırlandı. Oyunun özeti şöyle;
Bir doktor, bulunduğu kentin, "yalan temeli üstünde oturduğu için" yalnızca kaplıca suyunun da değil, tümüyle toplumun zehirlenmiş olduğu iddiasını ortaya atıp, "sıkı, liberal" çoğunluğu, yasal seçme hakkına sahip o "kapalı çoğunluğu", gerçeğe ve özgürlüğe karşı en büyük tehlike" olarak ilan edince, en başta ("belediye başkanı, kaplıca şirketi yönetim kurulu başkanı, polis şefi vs." olan) kendi ağabeyi tarafından ve ardından da tüm o "sıkı çoğunluk"ça "halk düşmanı" sayılarak dışlanır.
Oyunun baş kahramanı Dr. Stockmann'ın önemli iki repliğini Y.Onay'ın rejiye katkı amacıyla yazdığı dramaturji önerisi notu ile vererek yazıyı bitireyim.
.... Dr. STOCKMANN - ... Benim istediğim son derece basit ve açık değil mi? Ben buradaki sersemlerin kafalarına dank dank vurup anlatmak istiyorum, bizim liberallerin her özgür insanın en tehlikeli düşmanıdır.(22) Parti programları yeni ve yaşam dolu her hakikatin boğazını sıkmaktadır(22) Ve rezil fırsatçılık, her çeşit hak ve tutarlılık kavramını öyle altüst ediyor ki, hayat sonunda bir hayaletler şamatasına dönüyor. Siz ne dersiniz Kaptan Horster, (gemi kaptanı) bunları buradaki insanlara anlatmak mümkün değil midir?
(Buradaki her iki (22) işareti arasındaki: "Parti programları yeni ve yaşam dolu her hakikatin boğazını sıkmaktadır", genellemeler yerine, örneğin, "Tepedeki parti, yeni ve... " şeklinde somut bir iktidara yüklenilebilir.)
KAPTAN HORSTER - Mümkün olmalı elbet. Ama işte bildiğiniz gibi ben böyle şeylerden pekiyi anlamıyorum.
Dr. STOCKMANN - Peki bakın bir dinleyin.(23) Öncelikle parti kabile reislerinin kökü kazınmalı. Çünkü öyle bir kodaman, doymak bilmeyen bir kurt gibidir. Sırf yaşayabilmek için her yıl şu ya da bu kadar körpe dana yutmak zorundadır.(23) Yalnız Hovstad (gazete yazı işleri Md.) ile Aslaksen'i (basımevi sahibi) düşünseniz yeter!
(Burada her iki (23) işareti arasındaki: "Öncelikle parti kabile reislerinin kökü kazınmalı. Çünkü öyle bir kodaman, doymak bilmeyen bir kurt gibidir. Sırf yaşayabilmek için bile her yıl şu ya da bu kadar körpe dana yutmak zorundadır" cümlesi yerine, bunun çıkarılarak, ileride bağlantı için, "yeter!" sözcüğünden sonraya, "Doymak bilmeyen bir kurt gibi..." ibaresi eklenebilir.)
56 bin kişinin görüşü alınarak 45 hedef ve 264 faaliyet içereceği belirtilen "hukukun üstünlüğünü esas alan, öngörülebilir ve gecikmeyen bir adalet sistemi"nin amaçlandığı yeni Yargı Reformu paketi pişirilip servis edilmeye hazırlanırken, böylesi bir yazı ile yeni körpe danaları daha kimlerin yutacağının da işaretini birazcık vermiş olduk sanırım!
























Radar Tepe'den Göbü'ye kadar doğuya ilerlediğimizde güneye bakan yamaçlar yükseldikten sonra Karadenizle kucaklaşır.İşte bu güneye bakan yamaçlara Güneş panelleri konulmasını gerekli görüyoruz..