Bu günlerde tiyatro seyahatlerim sıklaştı. Zonguldak, İstanbul, Ankara, İzmir, Denizli, Soma... Üç oyun ve hep farklı şehirler.
Tiyatro Arın olarak kadın konulu "DIŞA VURUM"u iki hafta önce İstanbul - Ataşehir'de ve iki gün sonrası da Kent Konseyinin organizasyonu ile Zonguldak Belediye Sinema Salonunda sahneledik. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele haftası içinde iki kez sahnelediğimiz "Dışa Vurum" ile ses getiren önemli bir dayanışma yarattık. Farklı bir tiyatro seyircisi ile buluştuk ve ufak tefek eksikliğimize rağmen çok olumlu değerlendirmeler aldık.
29 Kasım Cuma günü 27. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali programı çerçevesinde Devlet Tiyatrosu 75. Yıl Sahnesinde "Göçük Mehmetle Bacaağzı Sohbetleri" ile seyirci karşısında oldum. Alaaddin Kara'nın fotoğrafları ile madenci hikayelerini canlandırdığım oyunda sinevizyon gösterimini kızım Gökçe yaptı. Işıkta ise Ankara Genç Oyuncular Sahnesi Genel Sanat Yönetmeni Selim Kalıç görevdeydi.
Çayırhan ve Nallıhan'dan özelleştirmeye karşı "Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber ya Hiç Birimiz" sloganı ile Ankara'ya yürüyen maden işçilerinin Beypazarı'na vardıklarında, özelleştirme kararının ertelendiği haberi üzerine mola verdiği günün ertesi ve KESK'nun Tandoğan Meydanında "Geçinemiyoruz; Yoksulluğa Karşı Mücadelede Birleşiyoruz" mitinginin bir gün öncesi Göçük Mehmet prototipi ile sahnede olmak, gündemi yaşatmak gibi bir etkileşim yarattı. Fotoğraf ve şarkılar oyunun en etkileyici yanını oluşturdu. Mahalle dernek üyelerinden, tiyatro bölüm öğrencilerinden, işçilerden aldığım yorumlar beni çok mutlu etti. Devlet Opera ve Bale Ankara eski genel müdür yardımcısı ve Ankara Deneme Sahnesi yöneticisi Şenol Tiryaki'nin değerlendirmesi ile de büyük onur duydum.
Ocak ayında Göçük Mehmet Soma'da olacak. Bakalım o zaman gündemimizde neler olur. "Anadoluyum Ben Ahmed Arif" oyunumu ise Evrensel Gazetesi ile dayanışma etkinliği çerçevesinde haftaya İzmir ve Denizli'de, Ocak ayında İstanbul'da sahneleyeceğim.
Dün gece yarısı tiyatro çalışması sonrası Çaycuma'dan Zonguldak'a dönerken, koro çalışmasının yorgunluğu ile hem otomobil kullanıp hem de anlattıklarımı dinleyen Levent Özger "bahtın açıldı!" dedi.
İsterim ki, bütün tiyatrocuların, bütün sanatçıların bahtı açılsın. Sanatçı; seyircisi varsa mutludur, yaratıcıdır... Sanatçı; izleyicisi, dinleyicisi, okuru varsa mutludur...
Bahtımız açık olsun!























