Yılın ilk günü sabah erken saatlerde "Dünyayı uyandırıyoruz" diye, İstanbul'da Galata Köprüsü üstünde 308 sivil toplum kuruluşunun çağrı ortaklığında Milli İrade Platformu bir buluşma gerçekleştirdi. Bilal Erdoğan'ın "dün Ayasofya, bugün Emevi, yarın Aksa; Bir güneş doğuyor" üst başlığı ile Gazze'de yaşananlara dikkat çekiyormuş edasıyla konuşup, meseleyi suya sabuna dokunmadan Suriye'ye bağlaması ile anlam ihtiva eden miting yaklaşık 4 saat sürdü. İlki geçen yıl yine 1 Ocak'da yapılan mitinge yaklaşık 450 bin kişinin katıldığı belirtildi haber ajanslarında. Fakat akılda kalan; İsrail ile Türkiye'nin ticaret akışına tepki göstermek için ellerindeki protesto pankartları ile köprü üstündeki mitinge katılmak isteyen 3 kişinin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınmaları oldu. Tam da İsrail askeri güçlerinin Golan tepelerinden bölgede her şeye hakim olacağını gösterdiği ve Golani'nin boğazındaki kravatını sağa sola biraz gevşettiği bir zamanda...
15 aydan bu yana İsrail'in başta ABD olmak üzere birçok Avrupa ülkesinin desteği ile sürdürdüğü Siyonist saldırıda 45 binden fazla Filistinli hunharca katledildi. Çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan yıllardır kamp yaşamına zorunlu tutulan yoksul halk, bomba ve roket saldırıları altında tesadüf yaşantılarını sürdürmeye çalışırken; Açlık, salgın hastalık ve soğukla da birebir savaş vermek zorunda kalıyor. Son hafta, soğuk nedeniyle ölen bebek sayısının 7'ye yükseldiğini unutmayalım!
MİP'nun "Dünyayı uyandırıyoruz" çağrısı ile onlarca kuruluş üyesi ve taraftarını köprüye getirme gayreti, sabah namazına müteakip kulaktan dolma üç çeyrek bir hatibin monoloğu ile katılımcılarda nasıl bir "ruh hali" yaratmıştır, bilemeyiz!
Bildiğimiz şu;
Filistin tiyatrosunun önemli gruplarından biri olan Ashtar Tiyatrosu 7 Ekim sonrası tüm dünyadaki tiyatroculara ve tiyatroseverlere "Gazze Monologları" isimli oyunlarının her alanda okunması için bir dayanışma çağrısı yaptı. Yetişkinler, çocuk ve gençlerle "Ezilenlerin Tiyatrosu" tarzında atölye çalışmaları yaparak yaşamın gerçeklerini sahneye aktaran Ashtar Tiyatrosu'nun bu oyununun her episotunu çocuklar yazmış. Şimdilik 33 çocuğun yazdığı, her gün yenilerinin eklendiği episotların içinde geçen monologlardan bazı bölümleri aktararak, köprünün öte yanına geçenlerde yeni bir ruh hali yaratmak da bizim görevimiz olsun.
Ahmed el-Ruzzi: "Savaştan önce Gazze bana ikinci annem gibi gelirdi: Toprağı, üzerine kıvrıldığım annemin sıcacık kucağıydı; göğü, sınırsız hayallerimdi; denizi, dertlerimi yıkayan suydu. Ama artık burası bana hayallerimin şehri değil, sürgün yeri gibi geliyor..."
Ahmed Taha: "Savaşta göreceğim tek şehidin okul bahçesindeki o ağacın olacağını düşünmüştüm. Ama eve varır varmaz sokağımızda dört şehit olduğunu gördüm..."
Rim Afana: "Beni en çok üzen ve ağlatan şey çocukların gözyaşları, uyruğu, dini ya da rengi ne olursa olsun dünyadaki tüm çocuklar. Büyüdüğümde çocuk doktoru olmak istiyorum. Nefret etmiş, sıkılmış ve üzgün olsam da bu hayal bana yaşama umudu veriyor. Çünkü Gazze'de artık hayat yok..."
Yasmin Ebu Amir: "Metefizik bilimi (doğa ötesi bilimi) uzmanı olmak istiyorum. Neden biliyor musunuz? Çünkü Gazze'nin bu haliyle doğa ötesi bir yer olduğunu düşünüyorum. Gazze'de bulunmaktan çok yararlandım ve şimdi deneyimlerimi başkalarına aktarmak istiyorum..."
Emani el-Şerfa: "Kötü kötü fikirler ruhumu mahvediyordu. Bunun altından kalkamayacağımı düşünüyordum ama sanki tiyatrodan bir el bana uzandı ve bir can simidi gibi beni bu düşüncelerin içinden çekip çıkardı..."
Emced Ebu Yasin: "Kurbanlar her zaman hiçbir şeyle ilgisi olmayan fakirler oluyor. Bir ülkede deprem ya da sel olduğunda bile kurbanlar fakir fukara oluyor. Sanki fakirlere karşı evrensel bir komplo var... Tüm sloganlara güvenimi yitirdim. Büyük bir liderin yaptığı konuşma bile osuruktan teyyare. Dünyada yapılan tüm konuşmalar ne üşüyen birini ne de savaştan sonra çadırda uyuyan birini ısıtır. Asıl felaket ise, tüm dünya hiçbir şey yokmuş gibi bizi izlerken onlar hala nutuk atmaya devam ediyor..."























