Fırsat verildikçe değil, fırsatı zorla da olsa yarattıkça siyasette, iş dünyasında, bilimde, sanatta kısacası hayatın her noktasında kadın olarak birçok başarıyı yakaladık. Buna rağmen, bir kadın olarak, yalnızca kendi adıma değil, tüm kadınlar adına mutluyum diyemiyorum. Hâlâ hak yolunda cincisiyetçilikle mücadele ediyor, ikinci planda kalmanın bedelini ödemeye devam ediyoruz çünkü. Oysa ki bizler, liderlik masalarında oturuyor, kararlar alıyor, yenilikler yaratabiliyoruz.
İlerleyen toplumlarda kadınlar, savaşarak elde ettikleri eşitlik haklarını bizler kucağımızda hazır bulduğumuzdan mı nedir, yeteri kadar kıymetimizi bilmiyor da olabiliriz. Ya da inanç meselesi yapılıp erkek egemen toplumun kurbanı mı oluyoruz.
Ya da "Benim adım kadın" diyerek, hayatın pek çok zorluğuyla karşılaştım ama güçlü durmayı ve kendime inanmayı başardım. Hayallerimin peşinden gitmekten asla vazgeçmedim, çünkü biliyorum ki her kadın, kendi hikayesini yazma gücüne sahiptir. Diyenlerden miyiz.
Bugün, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Bir iki kutlama, anma derken gün geçip gidecek. Yarın, hayat kaldığı yerden devam edecek. Bizlere ne sunulursa kabul edeceğiz. İyiliğe şükür ederken, kötülüğe sessiz kalacağız. Ses veren kadınların yanında bile olmayacağız. Öyle değil mi!























