Her sabahki haberleri, ekseri kahvaltı masasında izler oluyorum. Öyle ki, olumsuzluk hiç değişmiyor, içtiğim çay, yuttuğum lokma tokluğuma zorluk çıkarıyor. "TV'yi kapat, izleme" diyen sesinizi duyar gibiyim. Öyle de olsa gerçek elimizin altındayken değişir mi ki. Değişmiyor. Ve oturup yazmak yüreğimin hafifliği oluyor. Yoksa işime gücüme geri dönemiyorum.
**Sesleniş**
Ey üç maymunu oynayan....
Ey varlığından habersiz...
Gel şu meydana da beni iyi dinle!
Aç gözlerini aç!
Kulaklarını aç!
Haksızlığın çarkı dönerken,
Kim aydınlatacak bu karanlığı
Kim, hayır ! diye haykıracak!
Adalet nerede diye sordun mu hiç
Bir masal mı, yoksa bir rüya mı
Yoksa saltanat için satılan bir hayal mi
Gördün, güçlünün zayıfı ezdiğini
Gördün, haklının haksız yerine konduğunu
Gördün, doğrunun yanlışa yenildiğini
Ve sessizliğin çığlıkları boğduğunu.
Ey gamsız, ey yüreği uyuyan!
Sen de bu dünyanın nimetisin
Neden susarsın bunca talana, yok edişlere
Neden korkarsın gerçeğin sözü olmaktan
Aynı geminin yolcusu değil miyiz
Batarsa birlikte batacağız.
Kurtuluş yok, biz olup rüzgâra karşı durmazsak.
Yalnız çöp kolay kırılır
Bilmez misin!
Adalet, ayna gibidir
Kırıldığında toplaması zordur
Ama her bir parçası, aynı yüzü yansıtır
Gerçeği saklayamaz!
Ey ortada kalanlar!
Her suskunluk, bir zulmü çağırır.
Haksızlık karşısında susan, onun ortağıdır.
Seni sokmayan yılan bin yaşasın, tamam da
İyilik, güzelliği zehirliyor!
Yoksa seyri, sevincin mi oluyor?
Gülden Işık























