Zonguldak, kömürün, emeğin ve emekçinin şehri; İlçeleri , beldesi, köyleriyle, kendine özgü bir yaşam biçimi sunar. Bu şehrin yolculuğunda onun tarihi, doğası ve insanların acı hikâyeleri çıkar karşınıza. Şiiri, romanıyla bütünleşir acılar. Yeşili mavisiyle de... Mağaraları, müzeleri, şelaleleri, ormanları, yaşatılan kültürüyle vazgeçilmez olması, onun şanslı yanıdır. İnsanlarından yana da öyle; gideni, nerede olursa olsun onu unutmaz.
Kilimli, sabahın erken saatlerinde sisle uyanan, yeşil tepelerin arasından yüzü denize açılan güzel bir Zonguldak ilçesidir. Denizi, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte altın rengine bürünürken rüzgar tepelerden iner, defne, sıcak simit ve kömür kokusuyla yayılır etrafa. Çehresi zamanla değişse de değişmeyen yanlarında teselli bulur.
Kozlu'ya adım attığınızda, bir başka dünyaya girersiniz sanki. Denize yakın, buram buram çay, köfte kokan mekanları, dükkanların önü, parkları, sohbetlerin en doğal haliyle görüldüğü yerlerdir. Geçmişin izleriyle yaşayan Zonguldak ilçesi Kozlu, tepeler arasına kurulmuş olsa da adresi kolay bulunur. Ocağa inen asansör kuleleriyle kömürü ve siren seslerini hatırlatır hep. Korkutan yüksek binaları da konuşulur oldu.
Çaycuma, yeşilin her tonunu barındıran, doğanın tam ortasında bir Zonguldak' ilçesidir. Vadileri, dağları, düzlükleri arasında dolaşırken, her köşe başında doğanın bir hikayesini keşfedersiniz. Çaycuma 'da bir çınar altı sohbeti yapmak, eski zamanları yad etmek gibidir. Burada her şey bir arada var olur; tarih, kültür, doğa… Neyi ararsanız o bulunur.Türkülere konu olmuş yoğurdunu da unutmadan...
Ereğli, Zonguldak'ın bir incicisi, deniz kenarında parıldayan bir yıldız. Burası, geçmişin izleriyle gelecek günleri bir arada yaşar. İnancını ezberinde saklar. Kıyı boyunca dolaşırken denizden gelen tuzlu rüzgarı yüzünüzde hissederseniz. Ereğli'nin sanayi bacaları nefesleri daraltmaya başlasa da doğasıyla nefes vermeyi görev bilen bir yerdir. Kıyıda balıkçıları, dağlarda köylüleri hayatlarını emekleriyle, umutla sürdürürler. Her ikisi de, bu şehrin sanayisi yanında yaşamak için, birbirine ne kadar bağlı ve gerekli olduğunu bereketiyle gösterir. Osmanlı çileğinin çığlığı da bu yüzdendir.
Devrek ise, Zonguldak'ın nostalji kokan, baklava, cevizli ekmek, çıtır simit izinde gezdiren, baston aratan bir ilçesidir. Ahşap evleri, dar sokakları ve ağaçlarla çevrili meydanları ile zamanın yavaş akması istenen görülesi bir yerdir. Gelenekleri her köyünde yaşar. Ayakta duran eskileri, yaşıyla gurur duyar.
Kilimli'nin sisli sabahından Kozlu'nun çay kokusuna, Çaycuma'nın yeşil vadilerinden Ereğli'nin denizine, Devrek'in dar sokaklarından kendine ait hikayeleriyle Zonguldak bir bütündür.
Umudu, umutsuzluğuyla, yıkılan, yapılanlarıyla kendinden doğanları kıskanır olması da ayrı bir hikaye.
Yaşarsak göreceğiz; geçmişten geleceğe neler kalacak.
Gülden Işık























