Çantamda kara kalem ve resim defterimle girdim kapısından. Maksadım burada daha önce de olduğu gibi resim yapmaktı. Hem de kadın bir birey olarak. İyi karşılandım. Buraya geleceğimi sayfamdan okuyan TC Ayşen Balcı Demirel, Gülşen Demirel ve sonra Güldenyasemin Bilgin arkadaşım da bize katılınca dört kadın olmuş olduk ve resim yapmayı bırakıp günlük konulara dalıp gittim. Tam da, buranın emekli konağı değil, (erkek emeklilere her yer kahvehane çünkü)olacaksa öğrencilere etüd salonu olsaydı keşke diye konuşurken bizi içerde gören iki kız öğrenci, ders yapmak istiyoruz, biz de girebilir miyiz diye sorunca, elbette gelin oturun dedim. Geldiler. Orada hizmet sunan çalışanı müdahale etmek isterken " tanıdığımız" deyince ısrar etmedi ve onlar da bir masaya oturup teşekkür ederek ders yapmaya koyuldular. Gelen öğrencileri kapıdan çevirmemeliler diye düşünüyorum çünkü merkezde, öğrencilerin ders yapmaları için uygun bir yer yok maalesef. AKM alt salonu bunun için hizmete girmişti ama orası da tadilat nedeniyle boşaltılınca depoya dönüşmüş durumda.
BKM’nin birçok odası önceki dönemlerinde sanat ve kültüre açık, hayat dolu yerlerdi. Yine öyle olmasını istiyor ve diliyoruz. Sanatı seven, ilgilenen gençler kadar, emekliler unutulmamalıdır.
BKM de açılan HEM' e bağlı resim atölyesine beş yıldır devam ediyorken, iki yıl önce tadilat nedeniyle apar topar çıkarılmıştık. Aradan geçen zamanda hala atölyemiz açılsın diye bekleyip duruyoruz. Bu arada, ortamın şartlarını zorlayarak "Sergi Odası" da, 20 kişi sırayla gelip resim yapmaya devam ediyoruz.
Bizler BKM de sanatla sosyalleşmeyi beklerken, BKM’nin alt ve üst odaları atıl durumda hayata geçmeyi bekleyip dursun.
Zonguldak' tan kopup şehir olan illeri, hatta ilçeleri kültür ve sanat çalışmaları için görkemli kültür merkezlerine sahipken Zonguldak, elindeki tek yer BKM yi emekliler konağına çevirdi maalesef.
İyi güzel, olsun elbette ama dar alanda, yokluğun içindeyken yeri bu çatının altı olmamalıydı. BKM de çay, kahve molasına cevap veren bir kafe var zaten. İlle de emeklilere ucuz çay verilecekse, verilecek emekli kartıyla, iş yeriyle anlaşma sağlanarak bu iş çözülebilinirdi.
Ben başkan olsam, (olacaklara duyurulur) Kordon'daki yeni yapılan dükkanların birini emeklilere tahsis eder, manzaralı, özgürce gülüp kaynaşacakları bir ortam sunardım. Hele yaz, baharda ömre bedel olurdu bu. Emekli, kış şartlarında evinde ya da mahallesindeki kahvehanede zaten. Anlaşılan o ki, maksat emeklilere hizmet değil, yaptık demek için yapmak. Ya da..... aklıma geleni yazmadan en iyisi yazıyı burada bitireyim.
























Emekliye ucuz çay vereceğinize emeklinin maaşı iyileştirme olsa kültür sanat yaptığımız binalara dokunulmasa olmuyor mu