Yıl 1975. Zonguldak Öğretmen Lisesi 1. sınıfındayız. Dersimiz Ahlak Bilgisi. Öğretmenimiz Necati Göktaş sınıfa girip sıraların arasında yürüdükten sonra o can alıcı soruyu sordu: "Ahlak nedir?" Hepimizden birer ses çıktı; olmamız gerekenler, yaptıklarımız, doğrularımız... Öğretmenimiz hepimizin haklılık payını teslim etti ama hafızama kazınan o büyük tanımı yaptı:
"Ahlak; yerine ve zamanına göre yapılması gerekenleri yapmak, yapılmaması gerekenleri yapmamaktır."
O gün çocuk aklımızla "yeri ve zamanı" ifadesine takılmıştık. Demek ki ahlak anlayışı zamana ve mekâna göre test ediliyordu. Yıllar geçti, o dersin ne kadar büyük bir gerçeği barındırdığını bugün ülkenin kurucu partisinin düştüğü girdabı izlerken çok daha iyi anlıyorum.
Bugün geldiğimiz noktada, kendi yönettiği her seçimi kaybetmiş, dahası kaybettiği 38. Kurultay’ı bir yargı darbesiyle yok saydırıp mahkeme kararıyla kendisi yeniden "genel başkan" (!) olarak atanmış bir profil var karşımızda. Anayasal düzene göre bir seçimi onaylamak ya da iptal etmek YSK’nın yetkisinde iken bu yetkiyi istinaf mahkemesi kullanmış dahası mahkeme seçimi iptal ettiği gibi birde genel başkan atamıştır.
Şayet bir seçimde şaibe varsa, hukukun ve siyasi ahlakın gereği o kurultayı iptal etmek ve yeni, temiz bir seçimin önünü açmaktır. Ancak bu koltuğa yeniden oturma "danışıklı dövüşünde" etrafa gülücükler saçan beyefendi, çıkmış bir de "Kuruluş değerleri altındaki ahlaki felsefeyi yeniden tesis edeceğiz" diyor. Adama demezler mi; "Dinime söven bari Müslüman olsa..."
Dün İstanbul İl Başkanlığı binasını binlerce polisle kuşatıp partiyi devletin kolluk güçleriyle karşı karşıya getirenlerin ahlak anlayışı neyse, bugün de genel merkez binasında kendi üyesine, kendi seçmenine karşı polisin copundan, gazından medet umanların ahlak anlayışı aynıdır. O kapılarda bekleyenler yabancı değil; bu partiye ömrünü vermiş üyeler, oy veren vatandaşlar, partililerdir. Kendi insanının üzerine gaz sıktırıp coplatarak binadan atmak isteyenlerin ahlak anlayışı, hangi sarayların karanlık odalarında olgunlaştırılmıştır?
"Lut Kavmini" Geride Bırakan Bir Anlayış
Sistemin size yüklediği her türlü köleliği yerine getirebilirsiniz. Genel merkez kapılarını kendi üyelerinize kapatıp, içeriye sadece size biat edecek, emirlerinizi uşaklık ederek taşıyacak isimleri alabilirsiniz. Bu rüzgarla, partinin ahlaki değerlerini bırakın, "Lut Kavmini" bile geride bırakacak bir ahlak anlayışıyla birkaç ay ya da birkaç yıl o koltukta oturabilirsiniz. Bu düzen, etrafınızdaki dalkavuklara ve bu düzenden nemalananlara çok iyi gelebilir. Ancak bu davranışta ahlak aramak, çok affedersiniz, "genelevde bakire aramaya" benzer.
Yazıklar olsun bile demeyeceğim. Çünkü tam olarak bunu bekliyorlar. Saldırganlaşmamızı, vurup kırmamızı, partinin yakaladığı o büyük toplumsal yükselişin önünü kendi ellerimizle kesmemizi istiyorlar.
Unutmayın; İndira Gandi’nin "Tuz Yürüyüşü"nde de insanlara saldırdılar, taşladılar ama halkın denize ulaşmasının önünde duramadılar.
Büyük Oyunu Görmek: İstifa Etmeyeceğiz, Terk Etmeyeceğiz!
Şu an kurulan tezgâh çok açık: Sizlerden "Bu partiden hayır gelmez, istifa edelim, başka parti kuralım" demenizi ya da mahkeme kararıyla tepenize binen bu yapının etrafında hizalanmanızı bekliyorlar. Dahası, havuz medyasının manşetleri çoktan hazır: "Özgür Özel taraftarları meclise davetli CHP’lilere saldırdı, polis müdahale etti..."
Bu fırsatı, bu zavallı güruha vermeyeceğiz. Tahriklere kapılmayacak, provokasyonlara gelmeyeceğiz. Çok yorulduğumuzu, içimizin yandığını biliyorum. Ama ahlaksıza malzeme olmayacağız.
Bu partinin genlerinde, Kurtuluş Savaşı’nda ordunun iaşesi için halktan bedeli sonradan ödenmek üzere toplanan "Tekalif-i Milliye" anlayışı vardır. Bu partinin mayası dürüstlükle , hakla, hukukla karılmıştır. Mahkeme koridorlarında genel başkanlık devşirenler hiç CHP’li olmamış ki, bugün CHP’lilik dersi versinler.
Şimdi yapılması gereken şudur: Parti binaları hiçbir şahsın tapulu malı değildir, tüm partililere aittir. Gideceğiz; çayımızı içeceğiz, oturacağız, konuşacağız. Onlar koltuklarında bayram yaptıklarını zannetsinler, biz partimize, köklerimize ve geleceğimize sahip çıkacağız.
Çünkü ahlak; tam da bugün, bu provokasyonun karşısında yapılması gereken o sağduyulu duruşu sergilemektir.24.05.2026

























