• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • karabük
  • Bartın
  • Alaplı
  • Gündem
  • İŞÇİ-SENDİKA
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Sağlık
  • Politika
  • Magazin
  • Kilimli Kozlu Gökçebey Devrek Kdz. Ereğli Çaycuma Zonguldak Spor Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
SON DAKİKA:
15:49
“ÖZEL İDAREYE GİRENLERİN LİSTESİNİ NİYE YAZMIYORSUNUZ?”
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Orhan Yılmaz
  3. "Dürüst Adamın Arınması "
Yayınlanma: 20 Mayıs 2026 - 16:07

"Dürüst Adamın Arınması "

20 Mayıs 2026 - 16:07
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Orhan Yılmaz
Orhan Yılmaz
"Dürüst Adamın Arınması "

Siyasette imaj, yaşanır gerçekliğin çoğunlukla önüne geçer. Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2008-2009 yıllarında Dengir Mir Mehmet Fırat ve Melih Gökçek ile çıktığı canlı yayın düelloları, Türk halkının hafızasına "dosya açan, yolsuzlukları belgeleyen, sakin ama kararlı bürokrat" imajını kazıdı. Bu süreç, toplumun o dönemki "temiz siyaset" ve "halkçı Gandi" arayışına Bülent Ecevit benzetmeleriyle kusursuz bir yanıttı. Ancak buradaki  soru işareti, "Bu imajın organik bir liderlik yürüyüşü mü, yoksa yapısal bir tasarım mı?" olduğudur.
Deniz Baykal’ın 2010 yılındaki kaset komplosuyla ani ve travmatik gidişi, CHP’de ve genel olarak muhalefette büyük bir boşluk yarattı. O dönem kamuoyunun yaklaşımı , yolsuzluk dosyalarıyla parlatılmış Kılıçdaroğlu ismine zaten ikna edilmiş durumdaydı. Baykal’ın gidişinin hemen ardından, tek seçenek olarak koltuğa oturması, benim için bir "tasarım" şüphesini doğurmuştur.
Dürüstlük, bir lider için muazzam bir ahlaki sermayedir ancak tek başına iktidar getirmeye yetmez. Siyaset aynı zamanda bir güç, karizma, kitleleri mobilize etme ve egemen aygıtla baş edebilme sanatıdır. Kılıçdaroğlu’nun "dürüstlük" sermayesi, zaman içerisinde muhalefeti bir arada tutan bir "yapıştırıcı" olarak kullanıldı ancak bu esnada liderlik vizyonunun ve kurumsal gücün zayıflaması gözden kaçırıldı veya kaçırılması istendi.
Ankara’dan İstanbul’a kadar yüzlerce kilometre yolu yürüyen bir insanın yarattığı enerji, Cumhuriyet tarihinin en büyük sivil itaatsizlik eylemlerinden biriydi. Maltepe’deki o devasa miting, iktidarın meşruiyet zeminini sarsabilecek, yeni bir toplumsal sözleşme dayatabilecek güçteydi. Ancak o gün orada yaşanan "kısa bir metin okunma sonrası dağılma" talimatı, kitlesel coşkunun yarınlara aktarımını  engelleyen bir gaz alma görevi gördü.
Dünyanın her yerinde egemenler , kontrol edilemeyen kitlesel hareketlerden korkarlar. Ülkemizde özellikle Gezi Parkı deneyiminden sonra  bu tür alan etkinlikleri egemenleri korkutmaya devam etmektedir. 1 Mayıs’ın  Taksim’de kutlanmasının yasaklanmasını da bu yönde değerlendirmek gerekir. Bu nedenle Maltepe Mitinginde muhalefet liderliğinin, eylemin kontrolden çıkıp bir "rejim krizine" dönüşmesinden korkarak sistemle zımni bir uzlaşıya varmış olması güçlü bir ihtimaldir.
Sonrasında tüm anketlerin, ekonomik krizin ve toplumsal bıkkınlığın muhalefeti işaret ettiği bir dönemde, 6'lı Masa'da yaşanan "adaylık krizi", masanın devrilip tekrar kurulması ve en az kabul gören adayın dayatılması sıradan bir "strateji hatası" ile açıklanamaz. Toplumsal rüzgar bu kadar güçlü esiyorken, seçimin adeta iktidara hediye edilmesi, muhalefetin yapısal olarak "kazanmamaya" veya "sistemi radikal şekilde değiştirmemeye" programlandığı şüphesini doğurmaktadır.
CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun gidip yerine Özgür Özel’in gelmesi veya vitrinin yenilenmesi, partinin yapısal kodlarını değiştirmediği sürece anlamsız birer kozmetik müdahaledir. İktidarın sürekli CHP’ li belediyeler eliyle partiyi yıpratmaya çalışması  kendi imajını düzeltmese bile CHP’nin bir arada olmasının önüne geçen manevralardır.
Kayıkçı Kavgası :
Danışıklı dövüş anlamına gelen bu tabir, siyasette tabanın enerjisini emen, onları meşgul eden ama statükoyu asla değiştirmeyen iç mücadeleleri tanımlar. Eğer partideki kavga, "Ülkeyi nasıl kurtaracağız ve iktidarı nasıl değiştireceğiz ?" kavgası değil de; "Belediye meclis üyelerini kim seçecek, kurultay delegelerini kim kontrol edecek, koltukta kim oturacak?" kavgasıysa, bu bir kayıkçı kavgasıdır.
Türkiye’de muhalefet yapmak, belirli bir güvence ve konfor alanı sağlar. Ana muhalefet partisi olarak kalmak; hazine yardımı almak, kazanılan büyükşehir belediyelerinin bütçelerini yönetmek, milletvekili koltuklarını korumak demektir. İktidar olmak ise büyük riskler almayı, devletin içinde kastlaşmış yapıyla karşıya gelmeyi ve devasa sorumluluklar yüklenmeyi gerektirir. Öncelikle iktidar olmayı düşünen bir partinin iktidar olmanın getireceği risklerden kaçınmak yerine , muhalefette kalmanın getirdiği güvenli limana sığınma zihniyetinden kurtulması gerekir.
Arınmaya Nereden Başlamalı?
Gerçek bir arınma ve liderlik; hukuki operasyonlara, haksız davalara, belediyelere atanan kayyımlara veya halkın iradesinin gasp edilmesine karşı sadece kurumsal basın açıklamaları yapmakla kalmadığı gibi milletvekilliği, grup başkanvekilliği, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı ve  cumhurbaşkanı adayı olduğu partinin ertelenen duruşmalarından “mutlak butlan” kararı çıkmasını bekleyen kişilerden arınmakla başlar.  Gerçek arınma , kişilerin peşinde bir yer tutup gelecekte “ nerede olabilirim beklentisi “ yerine ilkelerine sahip çıkılacak bir parti ile sonuna kadar yürümekle , sokaktaki insanın iradesine sahip çıkarak, bedel ödemeyi göze almak , hukukun üstünlüğünü "ne pahasına olursa olsun" savunmakla olur.
Sorun sadece Kemal Kılıçdaroğlu’nun şahsı, hataları, gidişi veya “arınma” talepleri değildir. Asıl sorun; muhalefeti iktidar alternatifi bir güç merkezi olarak değil, sistemin devamını sağlayan ve toplumsal öfkeyi pasifize eden “gaz alma aracı olmaktan” çıkarmaktır. Eğer CHP ve muhalefet bloğunda gerçek bir arınma yaşanacaksa; bu ancak makam odalarında delege hesabı yapan, risk almaktan korkan, sokağın sesini sadece seçimden seçime hatırlayan ve kaybetmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu "konforlu zihniyetin" tamamen tasfiye edilmesiyle mümkündür. Aksi takdirde, Maltepe Meydanı'nda adalet arayan o milyonların inancı kalıcı olarak zedelenecek ve toplumda derin bir siyasi umutsuzluk dalgası egemen olacaktır

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • EĞİTİM SİSTEMİ… - 05 Haziran 2026
  • Taktik Savaşları - 01 Haziran 2026
  • ALDATILDIK - 31 Mayıs 2026
  • 30 MAYIS KIRILMASI - 29 Mayıs 2026
  • Kusursuz Mühendislik, Kusurlu Demokrasi - 27 Mayıs 2026
  • Yarınlar Bizimdir - 25 Mayıs 2026
  • Ahlaksızın Ahlak Anlayışı - 24 Mayıs 2026
  • "Yersen" Siyaseti ve Butlan Dönemi - 23 Mayıs 2026
  • Siyaseti Yeniden İnşa Etmek - 21 Mayıs 2026
  • Mustafa Kemal 'in Yokluğunda… - 18 Mayıs 2026
  • Kazın Ayağı Hiç de Öyle Değil! - 15 Mayıs 2026
    Köşe Yazarları
    Metin Pehlivan
    Metin Pehlivan
    Butlan ''Kutu Kola'' ve Siyasi Sefillik 
    Orhan Yılmaz
    Orhan Yılmaz
    EĞİTİM SİSTEMİ…
    Erol Çakır
    Erol Çakır
    "Kral kaybederse",İflas ve Mercan…
    Yaşar Cengiz Alpan
    Yaşar Cengiz Alpan
    KILIÇDAROĞLU TUZAĞI VE ÖZGÜR ÖZELE SAHİP ÇIKMAK
    Şenol Kuşcu
    Şenol Kuşcu
    MİLLİ EĞİTİM MEGA KENTİNDE VE MAHALLERİNDE SÖNDÜRÜLMEYEN YANGINLAR!
    Ahmet Öztürk
    Ahmet Öztürk
    Yerin altından akademi kürsüsüne: "Anlatılan bizim hikâyemiz"
    Mustafa Özdemir
    Mustafa Özdemir
    Abim…
    Fahri Bozbaş
    Fahri Bozbaş
    HER BİRİ VAZGEÇİLMEZ CİHAN PARÇASI
    Mete Arif Tokmak
    Mete Arif Tokmak
    Zonguldak'ı ve Yazmayı Sevmek
    AYNUR MUSLU
    AYNUR MUSLU
    KARA ELMAS, KARA TALİH, KARA HABER, KARARAN YAŞAM
    Gülden Işık
    Gülden Işık
    Zonguldak Kordon'dan Bir Fuar Geçti  
    Cemalettin Sağtekin
    Cemalettin Sağtekin
    "PROFESYONEL SİYASET ESNAFLARI…"
    Mustafa Yüce
    Mustafa Yüce
    ZONGULDAK'IN SİNEMA EMEKTARLARI 1: ÖZKAN GÜREL
    Bingül Öz
    Bingül Öz
    Muhatap Aranıyor
    NURDAN PAR ASLAN
    NURDAN PAR ASLAN
    Radyodan Podcast'e: Sesin Zamanla Yolculuğu
    Selma Aydın
    Selma Aydın
    BÜYÜTEÇ
    Seyfi Boyraz
    Seyfi Boyraz
    ZONGULDAK'A ATILAN BÜYÜK KAZIK
    Emrah Feşel
    Emrah Feşel
    BAŞKAN!
    Kılçık
    Kılçık
    Muhtar Selim Yalan
    Yüksel Yıldırım
    Yüksel Yıldırım
    FOTOĞRAFTAKİ BASAMAKLI KÜRSÜYÜ GÖRÜYOR MUSUNUZ?
    Fikret Gökçe
    Fikret Gökçe
    ASIRLIK GAZETE; BARTIN
    Hayri Sarı
    Hayri Sarı
    SORUMSUZ YORUMCULAR
    Çok Okunan Haberler
    ÇATIDAN DÜŞEREK CAN VERDİ
    ÇATIDAN DÜŞEREK CAN VERDİ
    ÇAĞLAYAN ACİLE KALDIRDI
    ÇAĞLAYAN ACİLE KALDIRDI
    DOKTOR YILDIZ ACAR'I KAYBETTİK
    DOKTOR YILDIZ ACAR'I KAYBETTİK
    Ana Sayfa
    karabük
    Bartın
    Alaplı
    Gündem
    İŞÇİ-SENDİKA
    Ekonomi
    Dünya
    Sağlık
    Politika
    Magazin
    Kilimli
    Kozlu
    Gökçebey
    Devrek
    Kdz. Ereğli
    Çaycuma
    Zonguldak
    Spor
    Kültür-Sanat
    Bilim ve Teknoloji
    Eğitim
    Yerel
    Asayiş
    Genel
    Çevre
    Köşe Yazarları
    Foto Galeri
    Video Galeri
    Biyografiler
    Yerel Haberler
    Üye Paneli
    Günün Haberleri
    Arşiv
    Hava Durumu
    Nöbetci Eczaneler
    Namaz Vakitleri
    • Asayiş
    • Bilim ve Teknoloji
    • Çevre
    • Dünya
    • Eğitim
    • Ekonomi
    • Genel
    • Gündem
    • Kültür-Sanat
    • Magazin
    • Politika
    • Sağlık
    • Spor
    • Yerel
    • Foto Galeri
    • Video Galeri
    • Köşe Yazarları
    • Biyografiler
    • Üye Paneli
    • Yerel Haberler
    • Günün Haberleri
    • Arşiv
    • Hava Durumu
    • Nöbetci Eczaneler
    • Namaz Vakitleri

    • Rss
    • Künye
    • İletişim
    • Çerez Politikası
    • Gizlilik İlkeleri

    Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
    İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.