Yeni doğan çocuğa isim koymak, bir aidiyetin, köklü bir geçmişin ya da geleceğe dair beslenen büyük özlemlerin nişanesidir. Koyulan isim , dilekleri yerine gelmeyenlerde kırgınlıklar yaratsa da başka doğumlara olan beklentiler , umutların taze tutulmasını sağlar. Ancak siyaset sahnesinde, köklü bir çınarın çatısı altında yaşanan son gelişmeler, geleceğe dair umut beslemekten ziyade, Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçecek niteliktedir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin CHP kurultayına ilişkin verdiği "mutlak butlan" kararı ve bu kararın ardı sıra Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılması, hukuk normlarıyla açıklanması güç, ancak "siyasi darbe" kavramıyla tanımlanabilecek bir tablo ortaya çıkarmıştır. Bu sürecin en dramatik perdesi ise şüphesiz, ana muhalefet partisinin genel merkez binasına gaz bombalarıyla girilmesi ve parti üyelerinin dışarı atılmasıyla yaşanmıştır.
Bu noktada, partiyi mahkeme kapılarından kurtarma iddiasıyla yola çıkan geçmiş dönem aktörlerinin takındığı tavır, derin bir çelişkiyi barındırmaktadır. Genel merkezin kolluk kuvvetlerince boşaltılması talebinin, bizzat eski yönetimin hukuki hamleleriyle tetiklendiğini görmek, basit bir siyasi öngörüsüzlük ya da aymazlık olarak nitelendirilemez. "Kurultay hükümsüzdür" kararının arkasına sığınarak partiyi kaosa sürükleyenlerin bugün döktüğü gözyaşları, kamuoyu vicdanında "timsah gözyaşları"ndan öteye geçmemektedir.
Siyasi meşruiyetini kaybetmiş odakların, karmaşayı örtbas etmek ve kendilerini yeniden parlatmak adına attığı adımlar, tabanda karşılık bulmamaktadır. Bir yanda genel merkezin tahliyesini isteyen avukatların hamleleri, diğer yanda ise devşirme kalabalıklarla yaratılmaya çalışılan sahte güç gösterileri durmaktadır. İçindeki kişisel hırsların ve kinin esiri olanların, bu yolda ne kadar yürüyebileceği büyük bir soru işaretidir.
Siyasetçilerin etrafını saran danışman ve kılavuz kadrolarının niteliği, liderlerin kaderini belirler. Geçmişte ikamet adresi değişikliklerinin takipsizliği nedeniyle sandıkta oy kullanamama skandalı, yürüyen merdivene tersten binme trajikomedisi ya da hassasiyet barındıran zeminlerde çekilen fotoğrafların servis edilmesi, hep aynı yanlış yönlendirmelerin birer ürünüydü.
Geçmişte yapılan hataların (!) aksine , genel merkezin polis zoruyla boşaltılmasını talep etmek , genel merkeze yapılan son saldırılar partiyi bölmek yerine aksine birleştirmiş, tabanı bugüne değin hiç olmadığı kadar birbirine kenetlemiştir. Siyasi öngörüden ve sağlıklı bir mantık süzgecinden uzak bu kararlar, muhalefet iradesini eritmemiş, tam aksine karşılarında aşılması imkansız bir dağ gibi büyütmüştür.
Gözü dönmüş bir hırsla hareket eden yapılar, önümüzdeki süreçte meclis grup toplantılarını provoke etmeyi deneyebilirler. Herhangi bir milletvekilliği sıfatı bulunmayan eski aktörlerin, Meclis çatısı altındaki bu toplantıları yandaş basına malzeme üretmek amacıyla kullanma gayreti muhtemeldir.
Bugün medyanın bir kesiminin sergilediği dalkavukluk ve körlük seviyesi, yalnızca finansal ilişkilerle açıklanamayacak boyuttadır. İllegal bahis ağları, düzenli fonlanmalar ya da kirli yaşam tarzlarıyla rehin alınmış figürler, mevcut düzenin devamı için "sahiplerinin sesi" olmak zorundadırlar. Aksi takdirde, tıpkı geçmişteki örnekleri gibi seslerinin tamamen kesileceğinin farkındadırlar.
Bundan sonraki süreçte, Anadolu'nun dört bir yanındaki CHP'li belediyeler adeta birer kale vazifesi görecektir. Kent meydanına dikilen bir çiçek ya da onarılan küçük bir altyapı hizmeti dahi, halkla buluşma ve miting alanına dönüşecektir. Değişim ve direniş için lüks otobüslere ya da devasa binalara ihtiyaç yoktur.
Bu parti, cephelerde, karlar üstünde bağımsızlık mücadelesi veren Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuştur. Onun bıraktığı mirası taşımak için yalnızca isim benzerliği yetmez. Tarihin ve halkın bir lidere hak ettiği değeri vermesi, o kişinin feleğin çemberinden geçmesiyle, emeğiyle ve samimiyetiyle mümkündür. Bu asil yürüyüş, gündelik siyasi manevralar yapan "taklacı güvercinlerle" değil, Mustafa Kemal’in çizdiği aydınlık yoldan ödün vermeden yürüyenlerle hedefine ulaşacaktır.

























